Günlükler

Sizin iyiliğiniz için...

sigara-icilmez.jpg

Demokrasi "havarilerimiz" neden suskun, anlamakta güçlük çekiyorum. Oysa ortada "eksik, kusurlu, hatalı, yetersiz demokrasimizin" karakterini çırılçıplak ortaya koyan bir "yasa" var. "Sigara yasağı yasası."

FOREX NEDİR

 

2010 / 2011 Sınavsız ikinci Üniversite

Şimdilerde moda oldu.Örgün olarak üniversiteden eğitim alanların AÖF tarafından kendilerine tanınan ikinci üniversiteye gitmelerinden bahsediyorum.Öss ya da artık yeni sistem her neyse, ona takılmadan Ön lisans ve lisans programlarına kayıt yaptırabiliyorsunuz.İşletme ya da iktisat gözdedir sanırım.Biraz bilgi verelim.
Mezun ya da okumakta olduğunuz bölümler dışında, tercih yapabiliyorsunuz.Kayıtlar İnternet başvurusu ve AÖF bürolarından kayıt olmak üzere iki süreçte gerçekleşmektedir. aofkayit.anadolu.edu.tr/ Adresinden ikinci üniversite linkine tıklayarak, tarihi geldiğinde açılacak internet sitesinden internet başvurularını yapabilirler.
İnternet kaydından sonra, kayıt için gerekli belgeleri kayıt süresi içinde AÖF bürosuna teslim etmeyi unutmayın. Öğrenci Bilgi Formunu onaylatarak almanız gerekmektedir.2010-2011 Öğretim Yılı İnternet Başvuru ve Kayıt Kılavuzunu okumadan bir yere ayrılmayın.Detaylı bilgiye www.anadolu.edu.tr/aos/kilavuzlar.aspx adresinde bulacaksınız...
 

Gazeteci Dediğin Böyle Olmalı

Malum yeni anayasa paketinin 12 Eylül’de referanduma sunulacak olması nedeniyle Başbakan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu il il dolaşıp miting düzenlemektedirler.
            Bu vesile ile geçtiğimiz Pazar günü Başbakan Erdoğan Adıyaman’a geldi ve coşkulu bir kalabalığa hitap etti.
            Yerel basında önemli bir yere sahip olan değerli dostum gazeteci Metin Harıkçı ise; “fırsat bu fırsat” diyerek bir şekilde Sayın Başbakana yanaşarak, ilimizin sorunlarını bir çırpıda izah etti ve çözümü için kendisinden destek istedi.
            Sayın Harıkçı’nın takdire şayan davranışı şahsen beni oldukça mutlu etti, çünkü eylemin odağında Adıyaman yer almaktaydı.  
Sonuçta kentimizin sorunları topyekûn hepimizin sorunlarıdır.
Zaten hepimiz ilimizin geleceği için çabalamıyor muyuz?  
Adıyaman’ın kalkınmışlığı demek; il genelinde yaşayan yaklaşık bir milyon insanın kalkınmışlığı, huzur ve refahı demektir.

Öcalan'ın seks ihtiyacı..

Kendisine muhalif eski bir PKK yöneticisi tarafından İmralı'daki mahkum Abdullah Öcalan'ın seks ihtiyacına binaen kadın talebi şok bir talep olarak değerlendirildi. Yol haritası filan derken Kürt açılımı ve çözüm yolunda İmralı’daki katil elebaşısı Öcalan’ın ağzına bakıldığı ortaya çıktı ve onun da talepleri yontulmamış şekilde sert çıkınca, sertliğini yumuşatmak gündeme geldi.

Eski PKK yöneticisi, şimdilerde ise sıkı bir PKK muhalifi olan Şükrü Gülmüş, Abdullah Öcalan'ın 20 yıldan bu yana İsveç'te yaşayan eşi Kesire Yıldırım'la barıştırılmasını ve seks yapmasının sağlanmasını önerdi.(Gazeteler) Bu şekilde yumuşayacakmış.

2008 Yılında İzmir F tipi cezaevindeki 2 mahkum TBMM İnsan Hakları Komisyonuna başvurarak cezaevinde aşk, hatta çocuk sahibi olmalarına izin verilmesini istemişlerdi. Böylece daha "iyi halli" olabileceklerini bildirdilerse de pek ilgi görmemişti bu teklif. Yenisinin de şaka gibi komik bir espriden öte gitmeyeceğini düşünmek gerek.

Osman Pamukoğlu haklıdır

Taraf gazetesinin bir yazarı Osman Pamukoğlu’nun “Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında Kürtlerin büyük bir katkısı olmadığı” yolundaki sözlerine “Türk Bölücübaşısı” diye haksız bir yanıt vermiş. Zaten bu gazeteden farklı bir bakış açısı beklenemezdi. Söylediklerinin yanlış olduğunu ispatlayan bir şekilde yazmıyor da, “böyle konuşmakla bölünmeyi faşist bir yaklaşımla hızlandırdığı” suçlamasını getiriyor. Gerçekten Kurtuluş Savaşına içten bir katkı sağlamadılarsa bu doğruyu söylemek yanlış mı oluyor? Kaldı ki kendi gazetelerine “Düşünmek taraf olmaktır” sloganı yapmışlar. Şuna “bizim gibi düşünmek” ekini getirseler de bari tutumlarıyla bağdaşsa..
 
Ne diyor Pamukoğlu? “Çanakkale Savaşını yapan zaten Türkiye değil, Osmanlı’dır. Orada Almanlar da savaştılar. Şimdi Almanlara pay mı vereceğiz?.. Kurtuluş savaşındaki Güneydoğulu şehit oranı ise yüzde 2’dir..”
 

Meşrep ve Cibilliyet…

Başbakan çiçeği burnunda CHP Genel Başkanı için “Biz senin meşrepini de cibilliyetini de biliriz” dedi ya, kimse “Kötü bir şey mi dedi bu?” demedi. Çünkü bu sözler olumsuz takısıyla hep kötü kalmıştır hafızalarda.. Ve eminim ki nedir bu sözlerin gerçek anlamı diye Google’da çok fazla tarayan olmuştur.
Sokak dilinde “Meşrepi bozuk” ve “Cibilliyetsiz” sözlerini sokak kabadayılarından duyardık bizler. Anlamı bilinmese de “Kötü bir şey” olduğu bilinir, hatta “Küfür” yerine konulurdu. Bu yüzden kavgalar bile çıkabilirdi.
Bu sözler Arapça’dan Osmanlıcaya girmiş sözler. Meşrep, “Karakter, huy”; cibilliyet “Soy-sop-mezhep” anlamına gelmekte.

Tarafsız gazeteci MaLi

Kanal D haber spikeri M. Ali Birand taraflı haber sunumuyla dikkat çekiyor. Ünlü gazeteci ve yazar Aziz Üstel köşesinde Birand'ın taraflı tutumunu yazdı ve CHP'nin propagandası gibi haber yaptığını kanıtlarıyla açıkladı:

 

CHP delegesi Birand’ın oyu Gandi’ye  

 

Mehmet Ali Birand coşmuş ki dalgalanıyor...

Gandi Kemal’i kimse durduramaaaazzzz...

Bu söyledikleri, herhangi bir veriye, analize, senteze de dayanmıyor...

Sadece Gandi Kemal’i kimse durduramaaazzz narası yankılanıyor ekrandan.

Ha, bir anket var. Az daha unutuyordum.

Geçtiğimiz günlerde Aydın Üniversitesi’nde bir anket yapılmış. Hepsi bu.

 

 

Beşiktaş'ın Kalesindeki Hakan !

İlk yarı bittiğinde bütün Beşiktaşlılar derin bir "oh!" çekmiştir. Beşiktaş Fenerbahçe'ye rahmet okutacak bir futbol sergilemenin ötesinde anlamlı bir çaba da ortaya koyamadı. Fenerbahçe'yi seyrederken hiç yoktan Aykut Kocaman'ın kafasında bir plan olduğunu ancak bu planı hayata geçirecek bir kadroya sahip olmadığını görebiliyordunuz. Beşiktaş'ta ise bir plan dahi yoktu.  

P(h)iç....!

ben bir ceninken,

masumiyetime gölge düşürdüler...

ne annem annem(MİŞ)di;

ne babam babam(MIŞ);

Yalnızca soy-suzluğum yanımda bırakılan.

....

ben hiç güneş altında top oynatılmadım başka bir çocukla

ne de bir kemik cicoz

işte asıl budur gölgesizliğim...

....

ben bir çocukken,

minicik avuçlarımda sımsıkı tuttum yüreğimi;

o da beni terkedip gitmesin diye.

ve hiç sorgulamadım;

OL! deyişten ötürü her bir şeyimi

ne kimliğimi ne de kimsesizliğimi

Ve ben daha bir çocukken

Masumiyetime gölge düşürdüler PİÇLİĞİMLE...

Şimdi ise bir erkeğim

Ve korkar oldum öylesine! sevişmekten.

Türk solu ve ülkücü kardeşliği

ETÖ'nün son umudu, Türk-Kürt çatışması olduğu bu gerçekle açığa çıktı. Ergenekoncu Türk Solu dergisi, Ülkücüleri sokağa çıkmaya çağırdı...  Türk Solu dergisi'nin 19-7- 2010 tarihli 290. sayısında Gökçe Fırat imzalı baş yazıda; "Selam sana ülkücü... Senin de yüreğin yanıyor biliyorum. Biliyorum ve o nedenle sana sesleniyorum. Belki zor gelecek sana dediklerim ama dinle kardeşini" şeklinde Ülkücülere seslenilerek; Kürtlere karşı savaş açmaları istendi.

 

REFERANDUMU BOYKOT EDİYORUM!

''12 eylülde 12 eylüle inat''  hayatımda duyduğum en alakasız slogan bu olsa gerek.

12 eylülü nasıl sorguladıkları aşikar, akp nin ipiyle kuyuya inmek ne derece güvenilir gelin hep birlikte tartışalım.

Evet oyu neyi değiştirecek çok merak ediyorum sadece akp ye açılacak bir kapı bana göre hiç açılmamasından iyidir.

BDP nin almış olduğu boykot kararını destekliyorum.

Bu referandumda ne Evet ne Hayır diyorum BOYKOT!

 

 

 

 

 

Direkten Dönen Kocaman Fenerbahçe!

Eğer BSC Young Boys takımının biraz becerikli bir santraforu olsaydı Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe serüveni ilk resmi maçta çok ciddi bir darbe alabilirdi. Yeni bir Sigma Olomouc faciasından Fenerbahçe'yi önce direkler sonra da kalecisi Volkan korudu. 

Bir Kedi’miz (caddy) Bile Yok

Yaz mevsimi, özellikle içinde bulunduğumuz Temmuz ve Ağustos ayları geldi mi insanlarda bir kıpırdanma, bir hareketlilik başlar.Herkes bu zamanları bir tatil fırsatı olarak görüp, algılayarak, bulunduğu ortamlardan kaçmanın yollarını arar.

Durumu iyi olanlar ve şehrin keşmekeşinden, trafik kargaşasından, stresli iş ortamından kendilerini soyutlamaya çalışanlar, ya deniz kenarlarına, ya da yaylalara akın ediyorlar.

Birkaç  defa gurbette bulunan arkadaşların veya akrabaların yanına gitmekten başka, öyle tatil olarak nitelendirecek bir tatil yapmadığımı söyleyebilirim.

Tatil yapmaya, hem zamanımın yetmediği, hem de çalışmaktan fırsat bulduğum söylenemez.

Anlayacağınız, tatil ben ve benim durumumda olanlar için hayal olmaktan öteye gidemez.

Kalabalıklaşma

 
 

KALABALIKLAŞMANIN İKİ YÜZÜ: KÖY VE KENT

 

 
            Popüler kültürün ‘kentleşme’ yanılgıları idarecilerin duyularını köreltiyor. Kentlerin büyüklükleri altında ezilen kentsel endüstriler, çığlıkları; kentli olamama travmasına bağlıyor. Sürekli büyüyen ve çoğalan olmanın içinde gizli değişimi ‘dinamizm’ ile karıştırıyoruz. Bu yanılgı, teori ve pratik arasında kısılan idarecinin iradesinde yetersizliğe sebep oluyor. Sonuçta kent, olgunlaşmamış kentlinin kendini bulabildiği bir yere; köye dönüşüyor.
 

 

NEDEN HAYIR

5510 SAYILI  YASAYI HATIRLIYOR MUSUNUZ?

 

Bu yasa ile birlikte pek çok hakkımızı kaybedeceğiz.

*Emeklilik yaşı kadınlarda 58,erkeklerde 60olan emeklilik yaşı kadın ve erkekle için 65 yaşına çıkarılıyor.(madde28)

*Prim  ödeme günü 9000 işgünü olacak(madde27)

*Genel sağlık sigortası zorunlu olacak,ya yeşil karlı olacaksın,ya da zorunlu sigortalı,bu özellikle ürünü para etmeyen çiftçiler için     yıkım olacaktır.BU ARADA EKİME KADAR  ZORUNLU SİGORTAYA GEÇMEYENLER EN AZ BİR ASGARİ ÜCRET VE CEZA ÖDEYECEKLER...

*Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak.Primini ödeyemeyen sağlık hizmeti alamayacak.(madde 88,89,

 

LYS DE 10 ADAY SIFIR ÇEKMİŞ

AİLELER PARÇALANMIŞ,

SÖZLEŞMELİ,VEKİL,ÜCRETLİ,UZMAN gibi öğretmenler  farklı farklı isimlerle görevlendirilmiş

SBS sınavında 1545 birinci çıkmış,ilk onda sadece bir devlet okulu öğrencisi  yer almıştır.Eğitimdeki sorunlar;azalmamış,artmıştır.

Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz demiş atalarımız.Demokrasi yaşandığında demokrasidir.O yüzden iyimserliği,hayalperestliği,yağdanlık olmayı, reddediyorum.İşsiz gence,esanafa,memura,fakire ,zengine her işte bir hayır vardır diyorum,Hayır ,gerçekten HAYIR...

Vah polisim vah

       Düşünüyorum da Emniyet mensuplarımız hani derler ya tam bir, iki arada bir derede süreci yaşıyor. Görevlerini yapıyorlar hayatları pahasına her gün çatışma içindeler. Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 4 polisin şehit edilmesinin ardından yükselen gerilim yerini taşlı sopalı saldırılara bıraktı. Olan yine polise oldu çıkan olaylarda 1 polis de gözünü kaybetti. Öncelikle ölenlere Allahtan rahmet yaralılara geçmiş olsun diyoruz.
 

FLAS HABER(çok önemli haber sabah gazetesi manşet yapmış):)

Facebook hesabı olanlar dikkat;

sonunda beklenen oldu facebook virüs kaptı tüm kullanıcıların profilinde müstehcen yazılar var lütfen profillerinizi gözden geçirin!:)))

 

Sinema bir sanattır, sigara yasağına kurban edilemez!

 

 

Artık tahammül edemiyorum. Sevdiğim sanatçıların ağzında sallanan çiçeğin ardından duman tüten filmlere. Buzlanmış, mozaiklenmiş garip suratlara, ellere, sigara içilen her sahneyi izlenemez hale getirip, bizi sevdiğimiz filmlere, sanatçılara yabancılaştıran, hepimizin ama en çok çocuklarımızın zekasına hakaret eden filmlerdeki “sigara yasağına” artık katlanamıyorum.

kürtlere yönelik şiddet eylemleri!

Son günlerde yaşanan olaylar vahim ve düşündürücü!

bursa inegöl ile başlayan bugün hatay dört yolda kesintisiz devam eden ırkçılığa ve çığırtkanlığa  neden kimse müdahale etmiyor bir vatandaş olarak merak ediyorum!

kürtlerin ev ve işyerleri araçları göz göre göre talan ediliyor ve polis yalnızca izlemekle yetiniyor!

bu insanların can güvenliği yok peki devlet neden ortalarda yok?

BDP binaları yakılıp yıkılıyor zarar veriliyor güvenlik güçleri neden bu kadar çekimser?

biz bunları daha öncede yaşadık sakaryada ve bozöğükte yaşananların aynısı bugün tekrar ediyor ve korkarım yarın ve diğer zamanlarda farklı şekillerde bu üzücü olaylar sürecek gibi.

birileri düğmeye bastı ve namlunun ucunda kürtler var neden sizce?

bu bilinçli ve sinsice yapılan sırf halkları birbirine düşürmek için tezgahlanan kirli bir oyundan başka bişey değildir.

bence herkes sağ duyulu olmak zorunda özellikle bu konuda medyaya büyük görev düşüyor tabi biliyoruz ki medya yanlı ve taraflı o sebeple onlardan böyle bir özveriyi beklemek hata olur.

Herşey Dahil, Ben Hariç


Tatilden yeni döndüm. Çok eğlendim, çok dinlendim, yeniden doğmuş gibiyim......mi?

Siz öyle bilin. Ben bir haftadır yorgunluğumu atıp, yeniden kendime gelmeye çalışıyorum evde.

Neden mi? Hayır zannettiğiniz gibi ekstrem spor yapmış filan değilim tatilde. Trekking veya rafting yapmadım, paraşütle de atlamadım, dağa da tırmanmadım, „bungee jumping“le de uğraşmadım. Eee , ne yaptım öyleyse?

İnanç Turizmi Geliştirilmeli

Yirmi iki medeniyete ev sahipliği yapmış olması hasebiyle “medeniyetler kavşağı” olarak tanımlanan Adıyaman’ımızda, kültür turizmine olduğu gibi, inanç turizmine de yeterince önem verilmiyor.
            Türkiye’de metfun bulunan iki sahabeden birisinin Adıyaman’da bulunuyor olması Adıyaman için bir şans olsa gerek.
            Ancak her ne hikmetse bilinerek veya bilinmeyerek Sahabe Safvan Bin Muattal Hazretleri’nin metfun bulunduğu bölgenin cazibe merkezi haline getirilememesi nedeniyle, bu şans yeterince değerlendirilmiyor.  
            Her yıl on binlerce turist çekebilecek kapasitedeki söz konusu mekânın tanıtımı yapılmaması, altyapı eksiklikleri giderilmemesi, değerlendirilmeye tabi tutulmaması kuşkusuz Adıyaman için büyük bir eksikliktir.
İnanç turizmi kapsamında büyük bir potansiyele sahip olan Sahabe Bin Muattal’ın bulunduğu bölge cazibe merkezi haline getirilmesi durumunda, emin olunki Adıyaman hem daha çok gelişecek, hem de önemli bir konuma gelecektir.
Hiçbir yetkilinin malum konuya eğilmemesi, hummalı bir atağa geçmemesi Adıyaman için ciddi bir noksanlıktır.

Başkalarına Eleştirmeden Önce Kendimize Bir Bakalım

 

Başkalarına Eleştirmeden Önce Kendimize Bir Bakalım

 

 

İnsanlar, hayatında hatalar yapmaktan münezzeh değildir.

İnsan beşerdir, elbette şaşar, şaşacaktır da.

Esas olan yapılan hataların farkına varmak, bunu tekrar etmemek, ısrarcı olmamak.Küçük bir hata düzeltilmediği sürece  büyük hataların tetikleyicisi olur.

Doctor Who - Geronimo!

Son bölüme geldik.Kaldığımız yerden devam edelim.

David Tennant’ı Doctor ünvanına herkes çok yakıştırdı.O sebepledir ki; Matt Smith’in canlandırdığı Doctor karakterine tepkiler ciddiydi.Bırakmasını isteyenler oldu ancak o azimle kendisini kanıtladı.Aslında ilk çıktığında David Tennant’taki aşırılık biraz itici gelmişti ki; sonrasında Doctor’un aşırılığı ya da Doctor ünvanına sığmazlığıyla mantıklı gelmeye başladı ve o sebepledir ki kendisi çok sevildi, Doctor olarak.Zaten yeterince Doctor olarak kalmıştı, sonuçta o kabına sığamayan bir tipleme.Bir vücuda bu kadar bağlı kalması bile süpriz olmuştu.

  

Düşmanlarımıza kısa bir bakış atalım.

Slithereenler; Dünya'yı yakıt olarak satmaya çalışan bir aile ile görüyoruz ilk olarak.Sonraki bölümlerde de karşımıza çıkıyorlar.

Valeyard; Doctor'u haklayabilecek tek düşman olarak internet sitelerinde diziyi bitirebileceği için, korku içinde adı tekrarlanan, hatırladığım kadarıyla 2005'ten bu yana sadece bir bölüm gördüğümüz Doctor'un kötü yankısı.Rüya Lordu olarak da geçmektedir.

Cyberman; gelişime bayağı açık, hatta sadece bunu düşünen yarı insan yarı mekanik bir karakter.Doctor'un başına her sezon bir vukuat açıyorlar.

Fırsatı Kaçır[MA]mak!

 
            Nobel ödüllü iktisatçı Krugman’a göre birinci buhran, 1873 yılında bir paniğin ardından çıkmış olan “Uzun Buhran”dır. Birçoğumuzun bildiği 1929 da yaşanan “Büyük Buhran” ikincidir. Üçüncüsü ise 2008/2009 krizidir. Biz bu buhrana “Küresel Kriz” diyoruz.
           

Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri 2011

Sony her yıl fotoğraf yarışması düzenlermiş, haberim yoktu.Aslında aklıma gelmeliydi, yarışma yapıyor olabilme olasılığı.

 

2011 yılı için düzenlenen yarışmada amatör ve profesyoneller için ayrı ayrı linkler konulmuş ve işte linkler:

www.worldphoto.org/competitions/professional/ Profesyoneller için açılmış olan sayfası.

www.worldphoto.org/competitions/open/ Amatörler için açılmış olan sayfası.

 

Yarışma katılım tarihleri; 28/06/2010 - 05/01/2011 .

Para ödülleri, çeşitli hediyeler ve ünvanlar veriliyor.Seçilen fotoğraflar ise; dünyanın bazı yerlerindeki galerilerinde ve internet sitesinde sergilenecekmiş.

Diğer açıklamalar için, hatta yarışmaya katılmaya niyetli iseniz; sitelere bakmadan geçmeyin :) .

Bende katılsam diye düşünüyorum.Herkese bol şans...

  

 

Vazgeçilmez kültürümüz...

çay deyip geçmeyin sakın bir bardak çayın bence bir fincan kahveden daha hatırı sayılır olduğunu düşünüyorum.

 

çay farklı kültürlerin ortak paydasıdır bana göre, renklerimiz dillerimiz düşüncelerimiz farklı olabilir fakat bir bardak çay tüm milletlerin vazgeçilmezidir, işte ortak bir noktamızı daha yakaladım ey insanlık:)

 

kimimiz fincan da  kimimiz ince belli bardakta sever onu, bazen yorgun düştüğümüzde nefes almak için uğrayacağımız kısa bir durak olur, bazense hararetimizi dindirmeye en iyi ilaç yine o dur.

 

ben çayı tavşan kanı ve ince belli bardakta severim bir iki hamle bilemedin üçüncüyle bitiririm soğumadan, zaten çayın sıcak olanı her zaman kabul görür tarafımdan.

 

sallama poşet çaydan nefret ederim çay dediğin ağır ağır demlenmeli nazlı bir gelin edasıyla.

imkanınız varsa birde odun ateşinde pişen çayın tadına bakmanızı öneririm, o lezzeti o hazzı başka hiçbir şeye değişmem.

 

Çay yüzyıllardır değişmeyen en güzel ortak değerimiz,seni hiç kaybetmeyelim...

 hadi buyrun çay içmeye:)))

Onveritada Geçen Hafta-3

 

İki haftadan beri birinciliği elden bırakmayan Diyojen arkadaşımızın, nedense bu hafta bir tane yazısı bile okunmamış. Bunun sebebi bana öyle görünüyor ki, yaklaşık iki haftadan beri onverita sitesinin üzerindeki sessizlik bulutunun hakim olmasından kaynaklanıyor.

 

 

Nedense gelenler kısa bir süre sonra izlerini kaybettiriyorlar. Yazdıkları birkaç yazıya gerekli ilgi gösterilmediğini düşünüp bir daha ya yazmıyorlar ya da kendilerini sadece okuyucu olarak sınırlandırıyorlar.

 

Bir etkisi de daha var ama bu ne kadar etkiliyor onu kestirmiş değilim. Yeni gelen bir takım yazar arkadaşların yazıları, onverita da editörlük sistemi hala bir düzene oturmadığı için yazılar gümbürtüye gidebiliyor. Anasayfaya alınmayan yazılar elbette pek okunmaz ve gerekli ilgiyi görmez.

 

Evetçiler Meydana Sığmadı

Pazar günü Adıyamanlıların yediden yetmiş yediye Sakarya Meydanı’na akın ederek, güneşin kavurucu sıcaklığına rağmen saatlerce Başbakan Edoğan’ı alkışlamaları görülmeye değerdi.
Temmuz ayının bunaltıcı ve yakıcı havasına aldırış etmeden miting meydanında mahşeri kalabalık oluşturan on binler, adeta bayram provası yapıyormuşçasına coşup çağladılar.
Başbakanın mitinge teşrif etmesinden saatler önce meydanı hıncahınç doldurmakla kalmayıp, yüksek binaların üstüne, balkonlara ve hatta ağaçların bile tepesine çıkarak gönüllerince coştular.
İlkbahar aylarında dere yatağını sağılı sollu aşındırarak çağlayan coşkun çaylar misali meydana dökülüveren insan seli, hep bir ağızdan ve hararetle “referanduma evet” demekteydiler.
Her “evet”le birlikte tabiri caiz ise yer gök inliyordu.
Harbiden Sakarya Meydanı var olalı, asla böyle bir kalabalığı ağırlamadı…
Aman Allah’ım! Anayasa değişikliğini toplum bu kadar mı arzulamaktaydı…

Doğu ve Güneydoğu ya futbol birliği

            Jet Fadılın futbol açılımı,  Doğu ve güney doğuda futbol birliği kuracakmış. Şimdi kızarmısınız yoksa şöyle bir durup düşünürmüsünüz. Ben ikisini de yaptım önce sinirlendim sonra da başladım düşünmeye aklıma bir çok soru geliverdi. Doğu ve güneydoğu da bulunan kulüplerimiz de diğer kulüplerimiz gibi sorunlara sahip, hava şartları ve deplasman durumları da bir o kadar zor. Ancak  Siirt spor başkanı Fadıl Akgündüz milletin zayıf karnını yine yakalamış zira yeni bir tartışma konusu Futbol federasyonunun yeterli olup olmadığı konusu gündeme her an oturabilir. Gerekçesi ise Türk Futbol federasyonu doğu ve güney doğu kulüplerini tasfiye etmek istiyor diyerek dolayısı ile bölge spor camialarını ayağa kaldırmak.
                                       
         

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((