Günlükler
Bir EVET yeter!
12 Eylül, Türk seçmenin çoğunluğunun EVET ile kabul ettiği bir anayasanın tam 30uncu yıldönümüne rastlıyor. Darbeci general Evren, ÜLKENİN HUZURU VE BEKÂSI İÇİN yönetime el koyuyor ve bu kurtuluş(!) sayesinde kanlı bir dönemi kapatıyordu... İşte 82 Anayasası bu pembe vaatler ile süslenmiş kalın bir kazıktı. Bu kazığı -çevirmelik kuzu gibi- içimize soktular. Referandum sonucunda %91’i EVET dedi. O zaman EVET diyenler, bu tercihlerinin bedelini kanları, canları, çocuklarının gelecekleri, toplumun kültürel, sosyal ve psikolojik çöküşü ile ödeyeceklerini bilmiyorlardı.
Kinin Hapları
Referandum TDK’ya göre “Halk Oylaması”.
Benim yaşadığım ülkede durmadan referandumlar yapılır.
Yani durmadan halk oylamasına başvurulur.
Birkaç ay, hatta birkaç hafta arayla, seçmenler çeşitli konularda oylarını kullanarak, siyasi, toplumsal, finans, öğretim vesaire, bütün toplumu ilgilendiren tüm alanlarda tercihlerini oyları vasıtasıyla bildirirler. Çünkü ülkeyi idare edenler, sadece anayasa söz konusu olduğunda değil, her konuda durmadan halkın fikrine başvururlar.
Yetmez Ama İyi ki Bu Kadar Cahilimiz Var
Niğde de bir yerel televizyon referandum hakkında insanların görüşlerini almak için sokaklarda dolaşıp vatandaşlara sorular sormuş. Ve çok ilginç cevaplar almış.
Mesela;
Günce: Evet / Hayır
İnsan düşüncelere dalıyorsa, bir durum vardır muhakkak.İşte bizde bu aralar bu durumdayız sanırım.E 12 Eylül'de yaklaşıyor, rengimiz belli.Neden?Size ne?Hatta aslında en basiti banane!Banane dedim, neden?
İşte bu neden sorusuna cevap veririm.Çok kızdığım için.Aslında kızmadım daha çok şaşırdım, aslında şaşırmadım da, ya aslında durum şu.Şaşırdım gibi oldu ama düşününce olmamam gerektiğini anladım çünkü 12 Eylül Sürecini ortaya atan şahıslar siyasetçi, kızdım dedim ama sonra kızmadım çünkü ben ne anlarım önceki 12 Eylül'den hangi tarafa bakayım ben derken aklıma o kadar anlatılan hikayeler, filmler, kitaplar geliyor.E arada kaldım anlayacağınız.
İşte şimdiki zaman gençliğini bu hale getirdiniz!Kutlarım.
Ben birşey bilmiyorum.Neden mi?Kitapları okurum, filmleri izlerim, etrafımdaki insanların anlattıklarını dinlerim ama hangisi gerçek?Herkes başka türlü anlatıyor.Tanıdıklarımın bir kısmı şöyle, diğerleri şöyle diyor.Eee ben ortada kaldım ama.Yıl kaç?Benden daha doğmadığım zamanın hesabını sorayım istiyorsunuz.E şimdi hesap soruluyordu da, ihtilal bittikten sonra siz neden sormadınız da, üzerinden bu kadar sene geçmesini bekleyip bana sorduruyorsunuz.Bunun cevabını biliyorum.Neyse.
Apple Mac'ler..
Bu günlerde en kullanışlı bilgisayarlar ve işletim sistemleri, Apple computer inc. tarafından yapılıyor ama nedir bu mac'ler?? Eğer bu soruyu daha önce sorduysanız kendi kendinize, ve cevabını bilmiyorsanız ben size söyleyeyim.. Mac'ler şu anda Dünya'daki en iyi ve en kullanışlı, kısacası en süper işletim sistemidir.. Aklınıza bile getiremeyeceğiniz dehşet şekilde programlarla sizi şaşırtır.. iPhoto olsun, iTunes olsun hepsi tamamen otomatik ve sizi yoracak işlemleri kendi kendine yapan programlardır. Peki PC de olduğu kadar program çeşitliliği varmıdır bu Mac'ler de? Diye soran bir kişiye verilecek cevap; Evet.. tabii ki var Windows PC de oynadığınız her oyun hemen hemen hepsi Mac' e uyarlanmıştır.. Bunlardan bahsetmişken..hiç Mac'in .exe dosyalarını çalıştırmadığını biliyor muydunuz.? Bu olay sizin için dez avantaj da olabilir.. ama olmayada bilir çünkü .exe dosyaları çoğu zaman virüs içerebilir ama Mac .exe dosyalarını açmadığından PC virüsleri onlara (Mac' lere) bulaşmaz.. Eğer bu sizin için dez avantaj ise bile bunun da bir çozümü var. Apple bunuda düşünmüş ve Mac'lerin içine Windows yüklenebilmesi için özel bir program bile kurmuştur (Boot Camp) sadece Windows'un ne kadar GB yer kaplayacağını belirleyin ve ardından Windows kurulum CD sini takın.. Otomatik olarak Windows yüklenecek ve kullanıma hazır olacaktır.
bu Windows penceresine .exe yükleyebilir ve Windows işlerinizi orada yapabilirsiniz.
Demek ben silahlı örgütüm ha?
Taraf’ta Mehmet Baransu neredeyse her gün TSK’nın yeni bir skandalını yayınlıyor. Ama bu seferki epey saçaklı. Olayın özü, Genelkurmay 2. Başkanı Org. Aslan Güner’in, 2007 yılında İstihbarat Başkanı iken Genelkurmay Elektronik Sistemleri’ne (GES) “PKK’yı dinlemek” gerekçesiyle İsrail’den özel bir dinleme aleti getirtmesi ve sivilleri dinletmesi (Taraf, 30.08.10).
İddialar ve Ceza Kanununda durum
Oysa, Genelkurmay dinleme yapamaz. 03.07.2005 tarihli Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kanunu, yurtiçi dinlemeler için yalnızca MİT, Polis ve Jandarma’ya yetki vermiş. GES’in ne dinleme yetkisi var, ne de cihaz getirtme. Ama iddiaya göre Org. Güner bunun kolayını buluyor. İstemine dayanak olarak, Savunma Sanayi İcra Kurulu’nun 12.03.2002 tarih ve 209 sayılı bir genelgesini koyuyor yazısının ekine, Genelkurmay’a 23.02.2007’de öyle götürüyor. Yazı oradan da milli savunma bakanı ve başbakanın imzasına gidiyor. Türkiye’deki bütün GSM sistemlerini dinleyebilen cihaz 06 AD 6382 plakalı bir Mercedes minibüse yükleniyor ve Org. Güner önüne geleni dinletiyor. Gazete haberindeki iddialar böyle. 2000 kişilik listede bendeniz de varmışım; sağ olsunlar, adamdan sayıp dinlemişler.
İbadetin Kuralı…
Sahabeden üç kişi Hz. Muhammed (sav)’in evine giderek O’nun geceleyin yaptığı ibadetler hakkında bilgi almak istediler.
Kendilerine bilgi verilince, “Allah, Peygamber’in geçmiş günahlarını affettiği gibi gelecekte işlemesi muhtemel günahları da affetmiştir. O, bu kadar ibadet yapıyorsa bizim daha fazla yapmamız gerekir” diyerek daha çok ibadet yapmaya karar verdiler.
İçlerinden biri:
—Ben geceleri daima namaz kılacağım! Diğeri:
—Ben ömür boyu her zaman oruç tutacağım! Üçüncü kişi de:
—Ben de kendimi ibadete adayıp hiç evlenmeyeceğim! Dedi.
Sermaye mi? O da Ne?
“Bu ülkeyi biz sermayenin hegemonyasına terk etmeyeceğiz”
Yukarıdaki sözü emperyalizme göbekten bağlı, yarı-sömürge ve yarı feodal sosyo-ekonomik yapıya sahip bir ülkenin iktidarında bulunan partinin genel başkanı söylemiş.
Bir ülke düşünün,
Sanayisi olmayan ve montaj sanayisi ile övünüp başka ülkelere ihracat yapıyorum diye kendini bile aldatan.
Allah’ın Adl Sıfatı…
Günün birinde ermiş bir kişi, Cenab-ı Allah’a Adl sıfatının anlamını sorar.
Allah, O’na “köyünüzün çıkışındaki pınarın başında gizlen ve oradaki gelişmelere asla müdahale etmeden akşama kadar izle” diye cevap verir.
Allah’ın buyruğuna harfiyen uyan ermiş kişi, bakar ki; birazdan su içmek maksadıyla pınara gelen bir askerin cebinden cüzdanı düşer.
Daha sonra bir başkası aynı pınara gelir, susuzluğunu giderir ve yerden bulduğu cüzdanı alır gider.
Bir müddet sonra yine bir başkası su içmeye gelir, ancak o sırada cüzdanını kaybeden asker de tekrar damlar oraya.
Asker, cüzdanını pınarın başında bulunun adamın aldığını düşünerek, iade etmesini ister.
Bedava Kitap Sitesi Adını Veriyorum…
‘Normal Ötesi Aşk’ isimli kitabımın yayınından tam 2 yıl geçti. Haberi olan oldu, olmayan oldu… Karar verdim ve bedava kitap sitesi oluşturdum. 20 bölümden oluşan kitabın ilk 10 bölümünü yani yarısını siteye aktardım. Muhtemelen her hafta 1 bölüm daha aktaracağım.
İşte linki veriyorum!
http://normal-otesi-ask.blogspot.com/
İçinden Otoban Geçen Göl
Bilenleriniz mutlaka hatırlayacaktır, hani Ferhan Şensoy’un “İçinden tranvay geçen şarkı” diye bir oyunu vardır.
İşte bu haberde tıpkı ona benziyor. Yalnız içinden geçen müzik nağmeleri değil de, taş, toprak ve bilumum otoban yapımında kullanılan malzemeler.

Adapazarı sınırları içinde Kör Sakarya Gölü vardır.
- ugur erhan's blog
- 1 yorum
- 119 okunma
e-maille paylaşmalıyım bunu!
Vizyon, Misyon Aksiyon...
(Yönetimde verimlilik)
... Batı, dumanların arasından sıyrılıp demokrasi denilen sistemin çevresinde tekrar ayağa kalkıp dans etmeye başladı.
Ne Çabuk Geçtin, Doyamadık Sana
Sayılı günler ne çabuk geçiyor…
Yine bir Ramazan-ı Şerif’in daha sonuna doğru gelmiş bulunmaktayız.
Ayrılıklardan, aykırılıklardan şikâyet ediyoruz…
Irk, renk, dil kavgaları veriliyor. Ama Ramazan ayında veya Cuma namazı vaktinde biraz önce ayrılık münakaşası yapanlar, aynı anda sahur ve iftar yapıyor ve aynı safta namaz kılıyorlar.
Ramazan vesilesiyle bugün seher vaktinde bulunduğunuz köy veya şehre uzaktan bakma imkânınız olursa, eminim yerleşim yerlerini adeta papatya tarlası gibi göreceksiniz…
Nema=Faiz
“Oturduğum villa arkadaşımın villası. Onun kiracısı olarak taşındık. Param bir özel finans kuruluşunda duruyor. Oradan elde ettiğim nemayla bunun kirasını ödüyorum”
27.08.2010 Cuma Vatan Gazetesi- Başbakan Erdoğan
Yukarıda ki sözden de anlaşılacağı gibi Başbakan Erdoğan ve AKP faize karşı değil.
- ugur erhan's blog
- 1 yorum
- 251 okunma
e-maille paylaşmalıyım bunu!
Bu Mübarek Gün Ve Gecelerde Artık Uyansak Diyorum
Bu Mübarek Gün Ve Gecelerde Artık Uyansak Diyorum
Her geçen gün değişiyoruz.; ama olumsuz anlamda...
Kötüleşiyoruz, zalimleşiyoruz, vicdansızlaşıyoruz, vurdumduymaz oluyoruz...
Asabîileşiyoruz, altımızdakileri görmüyoruz, içinde bulunduğumuz hali hesaba katmıyoruz, sürekli üstümüzde bulunanları sorgulamaya başlıyoruz.
Gün geçtikçe, altımızdakiler ve üstümüzdekiler arasında uçurumlar meydana gelmeye başlıyor.
Referanduma 3 Hafta Kala Beynimdekiler
Selam,
Bu yil tüm tatil boyunca bir tek konu vardi. REFERANDUM.....
Aslinda takilmazdim bu konuya ama etrafima baktim sadece Vatandas kardesimi izledim aile bireylerinden bahsetmiyorum sokakda her sabah isine gücüne kosturandan tut da gecem gündüzüm yok diyenlere varana kadar herkesi izledim.
“Dünyayı Kabul Edenlerden Mi Oldum”
Hazreti Ebubekir kavurucu bir yaz günü oruç tutmuş ve akşam iftar sofrasında sadece bir tas soğuk su vardır.
İftar vakti gelince soğuk su ile orucunu açmak için bardağı ağzına götürdü.
Fakat bardağı ağzına götürmesiyle bırakması bir oldu. Bir anda hıçkırıklara boğuldu.
Yanındakiler Hz. Ebubekir’in bu haline bir anlam veremediler.
Hz. Ebubekir kendine gelince, neden bir anda hıçkırıklara büründüğünü sordular.
İSYANLARIN İÇ YÜZÜ
İsyanların içyüzü
22.08.2010
Başbakan Erdoğan'ın "Dersim'i İnönü bombalattı" sözü yanlış. Bunun bir bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyoruz
ERGUN HİÇYILMAZ
ergun.hicyilmaz@posta.com.tr
Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun (2884 Sayılı) TBMM'de 25 Aralık 1935'te kabul edilmişti. Kanuna göre Tunceli'ye Ordu ile irtibatı kesilmeyen ve rütbesinin salahiyetine sahip olmak üzere komutan rütbesinde 'vali kumandan' atanmasını öngörüyordu. Dördüncü Umumi Müfettiş sıfatını da alacak valiye geniş askeri, idari ve hukuki yetkiler tanınmıştı. Yetki sadece düzeni sağlamaya yönelik değildi.
SİZE BİR SORU ?..
Dünyanın En Yaşlı Canlısı Kaç Yaşında?
Yaşayan en yaşlı canlı olan kaplumbağanın asırlık fotoğrafı bulundu.
Bugün 176 yaşında olduğu tahmin edilen ve hayatta kalmayı sürdüren kaplumbağa fotoğrafta Boer Savaşı mahkumları ve gardiyanların önünde çimleri kemirirken görünüyor.
Daily Telegraph'ta yer alan habere göre fotoğraf Güney Atlantik'teki St. Helena adasında çekilmiş.
“Keşke Tam Olsaydı”
Ölüm döşeğine uzanmış Azrail ile haşir-neşir olan bir adam, “keşke tam olsaydı, keşke uzun olsaydı, keşke yeni olsaydı” diye mırıldanır ve akabinde ölüm meleğine emanetini teslim eder!
Vefat edenin dilinden söz konusu cümlelerin döküldüğüne tanık olan bir başkası, aradan bir zaman geçtikten sonra rüyasında, vefat eden kişiyi görür ve ölüm öncesi konuşmasını hatırlatarak sebebini sorar.
Vefat eden; “bir zamanlar çarşı-pazar dolaşıyorken, karşıma çıkan bir dilenci benden sadaka istemişti, yarım bir sadaka verdim…
Bir başka zaman yine çarşıda ama (gözleri görmeyen) birisine rastladım, elinden tutarak yolun karşı tarafına geçirdim.
Deniz Gezmiş Köprüsü
Hakkari-Van karayolunun üzerinde bulunan Zap Suyunun üzerine 1969 yılında İstanbul’dan giden devrimci öğrenciler bir köprü inşa ettiler ve adını da Deniz Gezmiş köprüsü koydular.
11 yıl önce doğanın şartlarına dayanamayarak köprü yıkıldı ve o yörede ki, zamanın Belediye Başkanları da pek önemsemediler köprü yıkık bir şekilde bu zamana geldi.
Şimdiki BDP’li Belediye başkanı, KESK Hakkâri Şubeler platformu organizatörlüğünde ve bir takım insanlar ön ayak olup köprüyü yenileyip yeniden ayakta tutmaya karar vermişler.

- ugur erhan's blog
- 1 yorum
- 203 okunma
e-maille paylaşmalıyım bunu!
Emar (MR)
Geçtiğimiz günlerde, sağ kol omuz bölgesinde duyduğum ağrılardan dolayı Adıyaman Devlet Hastanesine müracaat ettim.
Yapılan muayeneden sonra doktorum Ortopedi uzmanı Abdulkadir Sarı beni “Emar” filmi çektirmek üzere röntgen bölümüne yönlendirdi.
Röntgen bölümünde çalışan kardeşim kadar sevdiğim, Ramazan Aykut Doğan işlemleri tamamladıktan sonra, gün tarih ve saat verilerek Emar’a sevk edildim.
Gurup Tillo Farklı Bir Gece Yaşattı
Halk arasında “on bir ayın sultanı” olarak tabir edilen mübarek Ramazan-ı Şerif’in üçte birini geride bıraktık.
Adıyaman Belediyesi tarafından gelenekselleştirilen etkinliklerin cazibesiyle bütünleşen Ramazan’ın nasıl geçtiğinin farkında bile olmadık.
Teravih namazların hemen akabinde start alarak, gece geç saatlere dek tüm ihtişamıyla devam eden etkinlikler, kuşkusuz Ramazan’ın manevi atmosferine ayrı bir güzellik katıyor.
Lakin geçtiğimiz Cuma akşamı Abuzer Gaffari’de gerçekleşen programın ayrı bir güzelliği, ayrı bir cazibeliği vardı.
“Türklerin pis kanı” meselesini artık öğrensek?
Türk devleti, AİHM’den gelen sorulara, Hrant’ın mezarında çırpınmasına sebep olacak, özrü kabahatinden büyük bir cevap verdi. Biraz bekleyin; kendi kendisine vurduğu bu damgayı unutturmak için çok ama çok uğraşacaktır. Bunun tahlili ayrı bir yazı konusu. Ama niçin, Hrant’ı Nazilerle bile karşılaştıran, herkesi isyan ettiren, böylesine kör parmağım gözüne bir cevap?
Çünkü Bağımsız Türk Yargısı Hrant’ı bir kere “Türklüğe hakaret”ten (TCK 301/1) mahkum ettikten sonra, artık “Devlet refleksi”nin eli mahkumdu: Bu mahkumiyet kararı eleştirilemezdi; onu savunmak üstüne kurgulanacaktı tüm “cevap”.
Şimdi, her şeyin başı ve sonu olan bu mahkumiyet kararını değerlendirmek istiyorsanız, önce, birbirine bağlı 2 şeyi bilmek lazım: Bu karar nasıl bir ortamda verildi; ikincisi ve daha önemlisi: Türklüğe hakaret var mıydı.
Olay ve ortamı
CURNATA
CURNATA
Yazımın başlığı ile en çok karşılaşanlar avcılıkla uğraşanlardır.
Çocukluk ve okul çağlarımın avcılıkla ilgili belli başlı anılarını oluşturan çizgilerin kökleri ne kadar derinde olursa olsun ağaçlar öylesine sapasağlam ayakta kalıyor ki . Tıpkı yaşlı çınarlara benzeyen dostluklar gibi. İnsan oğlunun tutkuları da böyle değil mi? Kiminin ileri yıllarda ayrılmaz bir parçası haline gelen tutkularımız çocukluk günlerimize kadar uzanan kökleri şekillendirip yaşatmıyor muyuz ? Bir şekilde başlayan tutkularımız giderek derinleşiyor daha sonraları da, belimize fişek alimize iyi bir av tüfeği, yanımıza iyi bir av köpeği almaktan vaz geçip, elimize tükenmez kalemi alıp geçmişi yazıyor anlatmaya çalışıyoruz.
- yaban's blog
- 3 yorum
- 130 okunma
e-maille paylaşmalıyım bunu!



19 dak 2 sn önce
2 saat 34 dak önce
4 saat 4 dak önce
4 saat 57 dak önce
8 saat 50 dak önce
10 saat 5 dak önce
10 saat 13 dak önce
10 saat 16 dak önce
12 saat 34 dak önce
12 saat 49 dak önce