bilal karadağ günlüğü
Gazeteci Dediğin Böyle Olmalı
Malum yeni anayasa paketinin 12 Eylül’de referanduma sunulacak olması nedeniyle Başbakan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu il il dolaşıp miting düzenlemektedirler.
Bu vesile ile geçtiğimiz Pazar günü Başbakan Erdoğan Adıyaman’a geldi ve coşkulu bir kalabalığa hitap etti.
Yerel basında önemli bir yere sahip olan değerli dostum gazeteci Metin Harıkçı ise; “fırsat bu fırsat” diyerek bir şekilde Sayın Başbakana yanaşarak, ilimizin sorunlarını bir çırpıda izah etti ve çözümü için kendisinden destek istedi.
Sayın Harıkçı’nın takdire şayan davranışı şahsen beni oldukça mutlu etti, çünkü eylemin odağında Adıyaman yer almaktaydı.
Sonuçta kentimizin sorunları topyekûn hepimizin sorunlarıdır.
Zaten hepimiz ilimizin geleceği için çabalamıyor muyuz?
Adıyaman’ın kalkınmışlığı demek; il genelinde yaşayan yaklaşık bir milyon insanın kalkınmışlığı, huzur ve refahı demektir.
- Yeni yorum ekle
- 47 okunma
İnanç Turizmi Geliştirilmeli
Yirmi iki medeniyete ev sahipliği yapmış olması hasebiyle “medeniyetler kavşağı” olarak tanımlanan Adıyaman’ımızda, kültür turizmine olduğu gibi, inanç turizmine de yeterince önem verilmiyor.
Türkiye’de metfun bulunan iki sahabeden birisinin Adıyaman’da bulunuyor olması Adıyaman için bir şans olsa gerek.
Ancak her ne hikmetse bilinerek veya bilinmeyerek Sahabe Safvan Bin Muattal Hazretleri’nin metfun bulunduğu bölgenin cazibe merkezi haline getirilememesi nedeniyle, bu şans yeterince değerlendirilmiyor.
Her yıl on binlerce turist çekebilecek kapasitedeki söz konusu mekânın tanıtımı yapılmaması, altyapı eksiklikleri giderilmemesi, değerlendirilmeye tabi tutulmaması kuşkusuz Adıyaman için büyük bir eksikliktir.
İnanç turizmi kapsamında büyük bir potansiyele sahip olan Sahabe Bin Muattal’ın bulunduğu bölge cazibe merkezi haline getirilmesi durumunda, emin olunki Adıyaman hem daha çok gelişecek, hem de önemli bir konuma gelecektir.
Hiçbir yetkilinin malum konuya eğilmemesi, hummalı bir atağa geçmemesi Adıyaman için ciddi bir noksanlıktır.
- Yeni yorum ekle
- 78 okunma
Evetçiler Meydana Sığmadı
Pazar günü Adıyamanlıların yediden yetmiş yediye Sakarya Meydanı’na akın ederek, güneşin kavurucu sıcaklığına rağmen saatlerce Başbakan Edoğan’ı alkışlamaları görülmeye değerdi.
Temmuz ayının bunaltıcı ve yakıcı havasına aldırış etmeden miting meydanında mahşeri kalabalık oluşturan on binler, adeta bayram provası yapıyormuşçasına coşup çağladılar.
Başbakanın mitinge teşrif etmesinden saatler önce meydanı hıncahınç doldurmakla kalmayıp, yüksek binaların üstüne, balkonlara ve hatta ağaçların bile tepesine çıkarak gönüllerince coştular.
İlkbahar aylarında dere yatağını sağılı sollu aşındırarak çağlayan coşkun çaylar misali meydana dökülüveren insan seli, hep bir ağızdan ve hararetle “referanduma evet” demekteydiler.
Her “evet”le birlikte tabiri caiz ise yer gök inliyordu.
Harbiden Sakarya Meydanı var olalı, asla böyle bir kalabalığı ağırlamadı…
Aman Allah’ım! Anayasa değişikliğini toplum bu kadar mı arzulamaktaydı…
- 5 yorum
- 92 okunma
Terör Biter Mi?
Terör eylemlerinin tırmanışa geçtiği bugünlerde; terörün bitirilmesi yönünde bazı girişimlerde bulunuluyor, ancak biz bu haliyle bir yere varılmayacağı kanısındayız.
Bir yandan terörün nasıl bitirileceği yönünde fikir alış verişleri yapılıyorken, diğer yandan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Yozgat’ta katılmış olduğu meslek yüksek okullarının temel atma töreninde; “biz Nijeryalılara Türkçe öğrettik ama Hakkâri’dekine, Diyarbakır’dakine hala öğretemedik” diyerek, PKK’ya pirim vermekten kaçınmıyor.
Bölge halkına yönelik yapılan bu gibi ideolojik söylemler bununla sınırlı olsa ne ala…
Daha birkaç gün önce yine eski bir ANAP’lı bakan; 28 Şubat rüzgârının estiği bir dönemde; MGK toplantısına katılan askerlerin, Kürt nüfusunun engellenmesi yönünde telkinlerde bulunduğunu itiraf etti.
Keza geçtiğimiz günlerde Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı bile “Kürt kızları kuma olarak alınsın” şeklinde talihsiz cümleler telaffuz ederek, bölge halkını rencide ettiği gibi, terörün ekmeğine de yağ sürdüğü aşikâr.
- Yeni yorum ekle
- 140 okunma
Dön Artık
Mateme boğdun beni, gülemiyorum
Yine de sürünesin, diyemiyorum
Ama ipeklere de; saramıyorum
Ne olur dön artık, bitsin bu hasretlik!
Uzaktan görmeye, alışkın değilim
Kavuşmaktır benim, yegâne dileğim
Kırma beni ilk göz ağrım, sevdiceğim
Ne olur dön artık, bitsin bu hasretlik!
Kararmış günlerim, gecelerden beter
Mehtabına muhtacım, gel artık yeter
Ayrılığın hasreti, gözümde tüter
Ne olur dön artık, bitsin bu hasretlik!
Söylerim kelimeler, hep kifayetsiz
Bilesin ki bırakıp, gitmen nedensiz
İnan ki günlerim, geçmiyor sensiz
Ne olur dön artık, bitsin bu hasretlik!
Sensizken hüsranlara, gark edilmişim
Yakamozuna muhtaç, kürek çekmişim
Deryayla boğuşarak, garip gitmişim
Ne olur dön artık, bitsin bu hasretlik!
Bilal KARADAĞ
- 4 yorum
- 254 okunma
Yağcı Ve Yalaka…
Toplumumuz; kural tanımamazlık, “yağcılık”, “pervazsızlık” ve “ihmalkârlık” ya da “vurdumduymazlık” gibi yaygın hale gelmiş davranış biçimi ile daha doğrusu bu tür hastalıklarla iç içe olmuş!
Söz konusu hastalıklardan kurtulmaya çalışıldığını söylemek de pek mümkün değil! Adeta bu hastalıklar normal davranış biçimleri olarak algılanmaya başlanmış durumda!
Ne acıdır ki “yalakalık”, “dalkavukluk”, “riyakârlık” olarak da nitelendirdiğimiz “yağcılık” her geçen gün toplumda yaygınlık kazanıyor!
Bu ise samimiyetten yoksun sahte ilişkileri gündeme getiriyor! İnsanlar kendilerine karşı gösterilen “riyakârlıklar”ı gerçek vasıfları gibi algılamaya başlıyorlar!
Giderek öyle bir noktaya geliniyor ki; gerçeği yansıtmayan “övgüler”, içten gelmeyen “saygı” ifadeleri ve gösterileri insanların nefsine hoş geliyor! Bu tür insanlar çevrelerindeki herkesten benzer tavırları bekliyorlar! Bekledikleri tavrı göstermeyenlere karşı ise “antipati” duyuyorlar!
- Yeni yorum ekle
- 255 okunma
Evet Oyu Kullanacağız
Cumhuriyet Halk Partisi tarafından iptali için Anayasa Mahkemesi’ne götürülen “yeni anayasa paketi”nin akıbeti nihayet belli oldu.
Tabiî ki toplumun arzu ve isteği; pakete müdahale edilmeden referanduma gönderilmesiydi…
Ne yazık ki bu yönde beklenen bir gelişme yaşanmadı, ancak buna rağmen paketin referanduma gidecek olmasından ötürü birazcık da olsa duyarlı toplumun yüreğine su serpildi.
Şimdi önümüzde üç günlük Ramazan Bayramı bitiminden bir gün sonra (12 Eylül Pazar) “anayasa paketi” için “referandum” yapılacak.
Bilindiği üzere Ramazan Bayramı üç günden ibarettir. Ancak şundan eminiz ki; vatandaşlarımız, 12 Eylül günü pakete “evet oyu” vererek, bu yıl üç gün yerine dört gün “bayram” edecektir.
Önümüzde önemli bir süreç var. Dolayısıyla bu süreci iple çekeceğiz artık.
- Yeni yorum ekle
- 198 okunma
Çay Ocağı Sohbetleri…
İlimizin yerel gazetecileri, köşe yazarları, karikatüristleri ve edebiyatçıları son birkaç haftadır “Çay Ocağı Sohbetleri” adı altında bir araya gelerek gündemi değerlendirmeye çalışmaktadırlar.
Cumartesi günleri öğleden sonra “Oturakçı Pazarı”nda bulunan “Hısn-ı Mansur Çay Ocağı”nda yapılan sohbete, geçtiğimiz hafta bendenizde katılma fırsatı buldum.
Güne Bakış gazetesi yazarı kadim dostum Kerim Baydak ve www.adiyamanbulteni.com haber sitesi sahibi değerli dostum Zeynal Kaplan’la birlikte söz konusu ortamda bulunmak amacıyla çay içmeye gittik.
Samimi bir atmosferin oluştuğu o tarihi otantik mekânda; “hal-hatır sorma faslı”nın akabinde gündemdeki konular enine boyuna irdelendi.
Sıcak kaynaşmanın, muazzam güzelliğin sirayet ettiği “Çay Ocağı Sohbeti” esnasında; adeta ortama meltem kıvamında narince bir havanın yansıması hissedildi.
Katılımcıların kendi penceresinden gündeme ilişkin farklı yorumlarda bulunmuş olması ise sohbeti tatlandırdıkça tatlandırdı.
- 4 yorum
- 130 okunma
Sevsinler Seni Başkan…
“Ülkedeki birçok evli erkek ‘metres’-‘dost’ hayatı yaşıyor!..
Evliliklerde olur bunlar, gayet normaldir!
Eğer Türkler bu gibi ihtiyaçlarını karşılamak için Doğu ve Güneydoğulu kadınları “kuma” olarak alırlarsa; halklar arasında bir kaynaşma olacak, süreç içinde ayrım ortadan kalkacak!..”
Malum bu talihsiz cümleleri; geçtiğimiz günlerde Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı telaffuz etti!
Başkan Bakırcı’ya göre, güya bu vesileyle gelişecek olan akrabalıklar sayesinde 30 yıldır atılan “nifak tohumları” bertaraf edilebilirmiş!..
Vay vay vay… ne günlere kaldık.
Sevsinler seni başkan (!) aferin…
“Bir konuştun” (!) ama “pir konuştun.”
Hem de öyle bir konuştun ki; Türkiye’de gündem oluşturdun.
Şimşekleri üzerine çekebildin ya, bravo sana (!) Başkan Bakırcı.
Hakikaten soy ismin gibi bakırmışsın (!) hem de bakırın hasosu…
- 1 yorum
- 295 okunma
Nemrut Tamam Sırada Çelikhan Var
Malatyalıların Nemrut hayali hiç bitmedi, biteceğe de benzemiyor.
Hatta Nemrut polemiği henüz neticelenmemişken, şu sıralar doğal güzelliğiyle göz kamaştıran Çelikhan’ın Malatya’ya bağlanması bile gündeme geldi.
Ne diyelim, Nemrut gibi buram buram tarih kokan açık hava müzesi varken kimin göğsü kabarmaz?
Ve de doğal su kaynaklarıyla, bin bir derde deva havasıyla, yayla turizmiyle dillere destan Çelikhan gibi turizm cenneti varken kimin iştahı açılmaz?
Lütfen söyler misiniz; kim sahiplenmek istemez ki bu iki sahipsiz değeri?
Ne demiş atalarımız: “yemeyenin malını yerler.”
“Eğri oturup doğru konuşmak gerekir”se bizimki de o hesap…
Hakikaten dünyanın 8. harikası olarak bilinen Nemrut’a turistleri çekebilmek, O devasa potansiyeli cazibe merkezi haline getirebilmek için Adıyaman olarak ne yapmışız?
- 1 yorum
- 305 okunma
OHAL Çözüm Olamaz
OHAL adı üzerinde; olağanüstü bir rejimdir. En kaba haliyle tüm hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bir yönetim biçimidir.
Doğu’da yaşanan terör nedeniyle 19 Temmuz 1987’de uygulanmaya konulan ve 30 Kasım 2002’ye kadar devam eden OHAL, bölge insanını 15 yıl adeta canından bezdirmiş, yaşayan bir ölüden farksız kılmıştır.
Bölgede OHAL’in geçerli olduğu dönemlerde; OHAL valilerine olağanüstü yetkiler verilmiş ve bunların tümü hak ihlali ve özgürlüklerin kısıtlaması olarak uygulanmıştır.
O dönemlerde OHAL’in baskısına dayanamayan on binlerce vatan evladımız yerini-yurdunu bırakmaya mecbur kalmış, soluğu metropollerin varoşlarında almıştır.
OHAL’lin geçerli olduğu 15 yıl boyunca; faili meçhuller, yargısız infazlar, köylerin cebren boşaltılmaları, insanlara her türlü gayri insani muamelelerin reva görülmeleri, dağda koyun-keçi sürüsü güden zavallı çobanların PKK diye kurşuna dizilmeleri vs. bölgenin kaderi olmuştu.
Söz konusu olumsuzluklara rağmen görüyoruz ki, OHAL’in yeniden uygulanmaya konulmasını hararetle arzulayan bir zümre türemiş!..
- Yeni yorum ekle
- 208 okunma
Savaş Ne Zaman Bitecek?
Ülkemin doğusunda ne güneşler batıyor
Anaların feryadı arşa dek yükseliyor
Otuz yıldır Anadolu’mun bağrı yanıyor
Söyler misiniz, bu savaş ne zaman bitecek?
Yürekler parçalıyor al bayraklı tabutlar
Babasız bırakılıyor garibim fidanlar
Dul kalıyor Elifler, Ayşeler ve Fatmalar
Söyler misiniz, bu savaş ne zaman bitecek?
Birileri bizi durmadan ayrıştırıyor
Kardeşi kardeşe düşman edip kırdırıyor
Şehit haberi aldıkça ülkem sarsılıyor
Söyler misiniz, bu savaş ne zaman bitecek?
Milletimin beraberliği baltalanıyor
Göz göre göre nifak tohumu atılıyor
Vatan evlatları ötekileştiriliyor
Söyler misiniz, bu savaş ne zaman bitecek?
Etnik kökenimizle kamplara bölüyorlar
Bin yıllık mazimize dinamit koyuyorlar
Şucu bucusun diyerek ayrıştırıyorlar
Söyler misiniz, bu savaş ne zaman bitecek?
Bilal KARADAĞ
- 1 yorum
- 241 okunma
Terör Tırmanabilir
“Davos zirvesi”ndeki “one minute” ile start alan, Mavi Marmara saldırısıyla tırmanışa geçen Türkiye-İsrail ilişkileri, tabiri caiz ise hallaç pamuğuna dönmüş durumda…
Mevcut gidişatın sisli bir ortama saplanmış olması bakımından yarının ne olacağını kimse kestiremiyor.
Dolayısıyla iki ülke arasında vuku bulan negatif ilişkiler vesilesiyle, kasvetli ortamların oluşmasına zemin hazırlanmış oldu.
Oluşan zeminin giderek olumsuzluğa doğru yol alıyor olması nedeniyle; 30 yıldır Türkiye’de bitmek bilmeyen terör olayları, önümüzdeki süreçte tırmanışa geçebilir!..
Çünkü iki ülke arasında gerilen ilişkilerle birlikte “Arz-ı Mev’ud” planının yürüyen tekerine takoz konulduğunu ve gelecek adına karamsarlıkların belirginleştiğini algılayan İsrail, şerre başvuracağı sinyalleri veriyor gibi.
Bu kapsamda taşeronu olduğu izlenimi beliren PKK’nın, eylemlere hız vermesi körüklenebilir!
- 1 yorum
- 188 okunma
İran’dan Ne İsteniyor?
Şah döneminin sona ermesiyle birlikte İran’dan istediğini koparamayan küresel güçler, bu ülkeye yönelik her türlü olumsuzluğu reva görmeye başladılar.
Bölgede Siyonist İsrail’in elindeki nükleer silahlar görmezden gelinirken, Tahran’ın barışçıl amaçlı “nükleer tesisi” bahane edilerek, tecrit edildiği herkesin malumu…
Keza, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin girişimiyle Tahranla yapılan “nükleer takası anlaşması”na rağmen, Birleşmiş Milletler eliyle İran’a yeni yaptırımlar uygulamaya yeltenen küresel odakların, aslında bu ülkeden ne istedikleri bellidir:
İ *İlk başta ABD, her ne olursa olsun 1979 Humeyni devrimi ile kendi kontrolünden çıkan İran’dan intikam almak istiyor.
*ABD, tekrar İran’ın o çok zengin petrol ve doğalgaz yataklarından aslan payını alacak şekilde yararlanmak istiyor.
*İsrail, bu büyük ülkenin pazarlarından, askeri talim yapabileceği hava ve deniz sahalarından (Şah devrinde olduğu gibi) yararlanmak istiyor.
*Her ikisi de İran’ın nükleer teknoloji geliştirmesini istemiyor.
- 4 yorum
- 318 okunma
Şahadet Sana Yakıştı…
Çocukluğumuzdan beri tanışıyoruz Gazze Şehidi Fahri Yaldızla…
Birçok organizasyonun, etkinliğin gerçekleşmesi için birlikte omuz omuza vererek imkânlarımız dâhilinde çalıştık…
Hep Allah rızasını gözetiyor olmamız hasebiyle imza atmış olduğumuz türlü etkinlik ve organizasyonların vitrininde arzı endam etmektense, işin mutfak bölümünde çalışmayı yeğledik…
O’nun bulunduğu ortamlarda görünmek, Onunla bir şeyleri paylaşmak hep mutlu ederdi beni.
Şakacı üslubuyla, latifeli muhabbetiyle bulunduğu ortamın neşe kaynağı olmayı başarabilen bir karaktere sahipti…
Giriştiği her olumlu gelişmenin odağında yer almakla toplumun takdirini alan gayret timsaliydi adeta.
İnancı uğruna canını, malını, zamanını kısacası gözünü kırpmadan her şeyini verebilen iman abidesiydi…
- Yeni yorum ekle
- 356 okunma
Caminin Duvarını Pisleyen Köpeksin!..
Alçak bir rejime sahip, alçak bir terör devleti olduğunu bilmeyen yoktu!..
Çocukları, yaşlıları, bebekleri, bayanları, hastaları, mecalsizleri, ellerinde bir tek çakı dahi bulunmayan tamamen savunmasız insanları nasıl kurşuna dizdiğin biliniyordu!..
Köyleri, kentleri, mülteci kampları yerle bir ettiğini dünya alem biliyordu!...
Hatta karada gezen böcekleri, havada uçan kuşları bile “onlardandır” diyerek katlettiğin herkesin malumuydu!..
Toplu cezalandırmada, ne kadar maharetli olduğun gün gibi ortadaydı!..
Ancak…
Antibiyotiği, iğneyi, sargı bezini, diyaliz aletini, şurubu, narkozu, penisilini, yağı, şekeri, pirinci, bulguru vuracağın bilinmiyordu!..
Hakikaten alçak bir yaratıksın sen ey İsrail!...
Eceli gelen köpeğin cami duvarını pislediği gibi tarifi mümkün olmayan bir yaratıksın sen!..
Sadece gemideki o savunmasız masum insanları vurduğunu sanıyorsan bilesin ki; yanılıyorsun!..
Sen var ya; insanlık aleminin tertemiz vicdanını vurdun!..
- 3 yorum
- 261 okunma
ABD CHP’ye Yeşil Işık mı Yaktı?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasıyla birlikte CHP ile ilgili dâhili ve harici odaklar tarafından birçok senaryonun yazılıp çizildiği gün geçtikçe ortaya çıkıyor.
Dâhili odaklarca yazılan senaryoya göre; Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğunda kısa süre kalacağı, onun yerine yeni bir ismin getirileceği söyleniyor.
Bununla birlikte harici odakların da türlü senaryoları olduğu kulaktan kulağa dolaşmıyor değil…
Örneğin ABD merkezli malum odakların, önümüzdeki seçimlerde CHP’nin iktidarı için yeşil ışık yaktıkları, hatta şimdiden gerekli girişimlerde bulundukları yönünde söylentiler var.
Haricilerin yazmış oldukları senaryo gereği; önümüzdeki seçimlerde CHP’nin mutlak anlamda iktidara gelmesi gerekiyor.
Bunun için uygulanacak olan ilk adımın; medya tarafından güçlü bir rüzgâr estirilmeliymiş. Bu rüzgârın esmeye başladığı aşikâr…
- Yeni yorum ekle
- 692 okunma
Emperyalistlerin Amacı; Bağcıyı Dövmek
Dünyayı sömüren küresel güçler, 1990’lı yıllarda Irak’a yönelik uygulamış oldukları “bağcıyı dövme” politikasının aynısını bugün İran’a uygulamaya yeltendikleri aşikâr.
Başta ABD olmak üzere birçok batılı ülke, yıllardır İran’ı nükleer silah üretmekle itham ediyor ve söz konusu projeden güya vazgeçirme düşüncesiyle BM eliyle çeşitli yaptırımlar uygulamanın gayretini gösteriyorlar.
İsrail’in elinde bulunan yüzlerce nükleer silahı görmezlikten gelen Garp âleminin, İran’ı projektörle izliyor olması oldukça manidar.
Aslında İran’ı tecrit etmenin gayretinde olan emperyalist güçlerin nihai hedefinde; belli ki Kızıl Deniz’den Güney Asya’ya uzanan uçsuz bucaksız coğrafyaya hâkim olmak var.
Yoksa bugün Afganistan’da, Pakistan’da, Irak’ta, ne işleri var?
Dünyanın öbür ucundan gelerek İran’a karışmak bunların neyine?
- Yeni yorum ekle
- 345 okunma
Neden Sevdim?
Bizim şehir belli etmezmiş derdini
Sen de suskun, kederli bu şehir gibi
Ses etmeden gittin… O günden beri,
Gelmeyesin diye sevmedim seni!
Adıyaman gibi hüzünlüymüş yüreğin,
Anlardım buğulu bakardı gözlerin
Garibim benim, ne olur üzülmeyesin
Üzülesin diye sevmedim seni!
Fırat nehri gibi sessizce akmışsın
Gurbete gideceğini anlatamamışsın
Keder yüreklim, neden susarsın?
Sır saklayasın diye sevmedim seni!
Napalım kaderimiz böyle yazılmış
Yazın ırgat iken, kışın işsiz olmakmış
Biçare bakışlım, daha gün doğmamış
Sitem edesin diye sevmedim seni!
Gölbaşı gölü gibi durgun bakarsın
Dert bükmüş belini, ufka dalarsın
Hem sen ne diye bana kızarsın?
Konuşmayasın diye sevmedim seni!
Henüz Nemrut’a güneş vurmamış
Belli ki içinde sevgi de kalmamış
Gün doğmadan neler doğarmış
Ben bilmem ki, neden sevdim seni?
Bilal KARADAĞ
- 1 yorum
- 475 okunma
ATSO Başkanı Uslu Sözünde Durdu
Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Mustafa Uslu, seçildiği ilk günde odaya yakışır modern bir hizmet binası yapacağını beyan etmişti.
Bir süre önce yaptığı basın açıklamasında, göreve geldiğinin birinci yılını değerlendirirken; Gölbaşı yolu üzeri yetiştirme yurdu karşısında oldukça geniş bir arsa temin ettiğini, binanın temelini ise yakında atacaklarını dile getirmişti.
Hakikaten fazla bir zaman sürmeden, geçtiğimiz hafta Perşembe günü Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla binanın temeli atılmış oldu.
İnanıyorum ki bundan sonraki süreçte Başkan Uslu, odanın hizmet binasını kısa sürede tamamlayarak, yeni yerinde Adıyaman’ın ticaretçisine ve sanayicisine gereken hizmeti daha sağlıklı bir şeklide verecektir.
Bunu nereden biliyoruz?
Yaptıkları yapacaklarının işaretini veriyor da ondan biliyoruz.
Hani derler ya; “perşembenin gelişi çarşambadan belli olur.” Uslu’nun da bugüne kadar sergilemiş olduğu gayret ve çabadan anlaşılan o ki; başlatmış olduğu sanayi ve ticaret odaklı hizmetleri aralıksız sürecektir.
- Yeni yorum ekle
- 418 okunma
Siyasetin Zemini Kayganlaştırılıyor Mu?
Angora kulisinde sızan bilgilere göre, siyasetin kaygan zemini zeytinyağıyla yıkanarak daha da kayganlaştırılacağı yönünde çaba harcanıyor.
“Nasıl mı?”
Bilindiği üzere, geçen hafta Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen gayri insani görüntüler internet gazetelerinde neşredildi ve akabinde Baykal çaresizce koltuğundan oldu.
Malum hadisenin ardından siyaset kazanı fokur fokur kaynadı.
Dolayısıyla kaynamanın tesiriyle dışarıya sıçrayan damlacıklar, siyaset sahnesiyle ilgili yazılıp çizilen birçok senaryonun deşifre olmasına vesile oldu.
Senaryolara göre; Baykal’la start alan gelişmenin ardından, meclis tarafından yapılan ve Cumhurbaşkanı Gül’ün onayına sunulan yeni anayasanın, Anayasa Mahkemesi’ne götürülerek iptal edilmesi için çaba harcanacak.
Daha sonra “rejimi tehlikeye soktu” gerekçesiyle Ak Parti kapatılacak.
Akabinde Başbakan Erdoğan siyasi yasaklı olacak.
- 1 yorum
- 308 okunma
Euzubillahimineşşeytani Ve’s Siyase…
Yazımızın başlığını oluşturan “Euzubillahimineşşeytani Ve’s Siyase” cümlesi; büyük âlim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ne ait…
II. Abdülhamid zamanında başlayıp uzun yıllar siyasi ve toplumsal değişimlerde yer alan, gözlemleyen, tepki koyup yol gösteren Bediüzzaman; bir müddet sonra “euzubillahimineşşeytani ve’s siyase” cümlesiyle siyaseti tanımlayarak, tepkisini ortaya koymuştur.
Bilindiği üzere, malum cümleyle üstat, siyasete curufun bulaştığına işaret ediyor ve mütedeyyin kişilerin bu camiada yer almaması gerektiği yönünde telkinde bulunuyor.
İşin açıkçası yıllarca siyaseti yakından takip eden birisi olarak, söz konusu cümleye oldukça kafa yordum.
Bu anlamda bir yandan Bediüzzaman gibi önemli bir zat-ı muhtereme katılmayı arzularken, öte yandan dünya görüşümüzün siyasi alanda temsil edilmemesini doğru bulmadığım için hep kararsız kaldım.
Zira geçtiğimiz Cuma günü Deniz Baykal’la ilgili gündeme gelen malum olumsuz iddiayı duyunca Bediüzzaman Hazretleri’ne tamamen katıldım.
- Yeni yorum ekle
- 371 okunma
Ana Gibi Yar Olmaz
Annelerin değerinin hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak ve kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük olduğuna inanıyoruz.
Anneler fedakârlık, hoşgörü ve karşılıksız sevgi kahramanlarıdırlar.
Merhamet, sabır, şefkat, hoşgörü, anlayış, yardımlaşma gibi erdemler insan olmanın gereğidir.
Ancak kadınlar yaratılıştan bu kabiliyetleri daha çok ortaya koyacak şekilde var edilmişlerdir.
Çünkü her kadın anne adayıdır. Kalbinde yeni nesillere hayat verme isteği ile doğar.
Anneler bir insanın dünyaya gelişinde yaşamının sonuna kadar evladına kol-kanat germesini sağlayacak kadar güçlü ve yüce bir varlıktır.
Anneler sadece bir gün değil, yılın her günü, hatta ömür boyu sevgi, saygı ve yüksek değer verilmeye layık en kıymetli varlıklardır.
Bir insanı şekillendirmek, her an koruma duygusu ile yaşama hazır hale getirmek, çok büyük fedakârlık isteyen, kutsal bir görevdir.
Yaşam boyu süren bu sorumluluk ve zahmetin bedeli, maddi olarak hiçbir şeyle ölçülemez ve ödenemez.
- Yeni yorum ekle
- 359 okunma
Vakıfların Önemi…
7-13 Mayıs tarihleri arası; “Vakıflar Haftası” olması hasebiyle, ülkemizde her yıl söz konusu tarihlerde malum hafta çeşitli etkinliklerle kutlanılır.
Dolayısıyla, Türkiye genelinde olduğu gibi ilimizde de bundan birkaç gün önce kutlandı…
Vakıf kelimesi; gelir getirici bir malı, hayırlı bir hizmete tahsis etmek için mülk sahibinin mülkiyetinden çıkartılıp, sosyal mülkiyet haline getirilmesi şeklinde ifade edilir.
Dünyada kamu ve özel sektörlerden sonra üçüncü sektör olarak kabul edilen vakıflar, toplumun her alanında ve yaşamın her safhasında bugüne kadar farklı ve kalıcı hizmetlere imza atmış, atmaya da devam ediyor.
Kuşkusuz insanlarımızın gönlünde vakıfların apayrı bir yeri vardır. Onun içindir ki, birçok kişi hem malıyla hem de canıyla bu sahada büyük fedakârlıklarda bulunmaktadır.
Elhasıl söz konusu haslet; tabiri caiz ise duyarlı vatandaşlarımızın ruhuna işlemiştir.
Vakıfların İslam’da da büyük bir önemi olduğu kanaati toplumumuzda oldukça yaygın…
- Yeni yorum ekle
- 280 okunma
Ne Arar Ne de Sorarım
Sensiz kışa dönse bile baharım
Ne ararım seni ne de sorarım
Buna mecbur ettin verdim kararım
Ne ararım seni ne de sorarım.
Belki hasretinden her gün ağlarım
Yüreğim yaralı taşlar basarım
Buna mecbur ettin verdim kararım
Ne ararım seni ne de sorarım.
Senli yıllarımı hiçe sayarım
Hayatımda başka sayfa açarım
Buna mecbur ettin verdim kararım
Ne ararım seni ne de sorarım.
Yansa da bu benim zavallı bağrım
Gözyaşım içime döker yanarım
Buna mecbur ettin verdim kararım
Ne ararım seni ne de sorarım.
Bilal KARADAĞ
- Yeni yorum ekle
- 243 okunma
Diyanet’e Nedir Bu Kininiz?
Geçtiğimiz cumartesi günü, her yerde olduğu gibi Adıyaman’da da 1 Mayıs kutlamalarına katılmak amacıyla vatandaşlar Sakarya Meydanı’na koştu.
İşçilerin, emekçilerin bayramı olması hasebiyle, doğal olarak meydanlarda 1 Mayıs’a yakışır söylem ve eylemlerin zuhur etmesi beklenir…
Ne yazık ki alandaki topluluğa, platformdan hitap edilen söylemlerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nı hedef alması, 1 Mayıs’a gölge düşürmekten başka bir şey değildi.
Platformda arz-ı endam eden hatip aynen şu cümleleri telaffuz ediyordu: “Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmeli!”
Alla hâlla! “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”…
Yani bu millet 1 Mayıs coşkusunu yaşamak için mi meydanlara gelmiş, yoksa 1 Mayısla alakası olmayan saçmalıkları dinlemeye mi..?
Ne diyelim bu meyanda oturup düşünmek lazım galiba…
- 1 yorum
- 378 okunma
Erbakan Haklıymış
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca bundan 40 yıl önce; “Türkiye’de iki parti var, biri biz biri de diğerleri” söyleminde bulunurken toplum tarafından alaya alınmıştı.
Türkiye’de onlarca partinin varlığı söz konusuyken, vatandaşlar Hoca’nın bu görüşünü kabul görmemişti.
Oysa anayasa değişikliğinin TBMM’de görüşüldüğü şu sıralar, muhalefet partilerin anayasa paketine karşı ortak duruş sergiliyor olmaları, yıllar sonra da olsa Erbakan Hoca’nın haklı olduğu ispatlanmış oldu.
Hatırlanacağı üzere bundan evvel muhalefet partileri girmiş oldukları her ortamda darbecilerin yargılanmasını ve statükonun değiştirilmesini dile getirirlerdi.
Türkiye’nin önündeki en büyük engelin bürokratik oligarşi olduğunu ifade ederlerdi.
Ülkenin daha fazla partiler mezarlığına dönüştürülmemesi bakımından partilerin kapatılması zorlaştırılmalı diyorlardı.
Demokrasinin önünde yığınla engelin bulunduğunu, dolayısıyla engellerin kaldırılarak demokrasinin işler hale getirilmesini savunuyorlardı.
- 1 yorum
- 360 okunma
Ailenin Temeli Çürütülmüşse Siirtlilerin Suçu Ne?
Gün olmuyor ki ülkemizin bir köşesinde tecavüz ve benzer yüz kızartıcı olaylar meydana gelmesin!
Son zamanlarda haberlere göz attığımızda, “toplumumuza ne oldu” sorusu beynimizi kemirdikçe kemiriyor.
Millet olarak ahlaki değerlerden öylesine uzaklaşmışız ki, her türlü gayri ahlaki davranışlar sanki çok normalmış gibi gündeme lanse edilmektedir!
Şu hale bakın…
Baba öz kızına tecavüz ediyor!
Okullarda öğrenciler arasında cinsel ilişkiler vuku buluyor!
Yığınla evli çift eşini aldatıyor!
15 yaşın üstündeki gençler metrissiz hayat yaşamıyor!
Kızlar daha çocuk yaşta kabak çiçeği gibi açılıyor, çarşı-pazarda karşı cinsleri tahrik ediyor!
Keza erkekler giyim tarzlarıyla, söylem ve eylemleriyle her türlü melanetin odağında cirit atıyor!
- Yeni yorum ekle
- 332 okunma
Peki, Ya Siz Kimden Yanasınız?
Birçok ülkenin kimyasal silahlara sahip olduğu biliniyorken, buna rağmen hiçbir gücün bunlara gerekli tepkiyi gösteremediği gün gibi aşikâr…
Her ne hikmetse söz konusu İran olunca, tabiri caiz ise dünya devleri adeta “amuda kalkmış,” Acemleri topluca tecrit etmenin gayretini göstermektedirler.
Hatta bununla da kalmayıp, “madem kimyasal proje nedeniyle İran’ı itham ediyorsanız, o zaman öbür taraftan kimyasalın alasına sahip olan İsrail’i de görmemezlikten gelmeyin” tezini savunan Türkiye’yi bile,“siz kimden yanasınız” diye sorgulamaktan geri kalmamaktadırlar.
İsrail’in elindeki malum silahları görmemek için devekuşu misali “başını kuma gömen” ve İran’a karşı şahin kesilen malum odaklara sormak istiyoruz, pekâlâ bu adaletsizliğinizle siz kimden yanasınız?
Ortada kimyasal silah bulundurma gibi tehlike arz eden bir durum varsa, o zaman tehlikeyi saçan iki ülkeden sadece birisine yüklenmek, hatta “vay sen misin bunu yapan” diyerek yaptırım uygulamaya yeltenmek ne kadar doğru olabilir?
- 3 yorum
- 410 okunma
Baş Koyanlar Başkan Olurlar
İsveç Devlet Başkanı Olof Palme; faili meçhul bir cinayete kurban gitti!
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat; korumalarının gözleri önünde öldürüldü!
Türkiye Başbakanı Adnan Menderes; asıldı!
İran Şahı Pehlevi; tacından tahtından oldu! Gurbet ellerde kanser yedi bitirdi!
ABD Başkanı Kennedy; CIA ve FBI’nın koruması altında kurşunlanarak öldürüldü!
Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali şehit edildiler! Çünkü devlet başkanlığı makamı; hükmetme makamıdır. Onun için hükümet denilmiştir.
Sermayeye, menkul ve gayrimenkul bütün mallara, insanların yaşamına kadar her sahaya hükmetmenin verdiği hazzı tatmak için insanlar kralları, şahları, padişahları öldürdükleri gibi halifeleri, peygamberleri de şehit etmişler!
Daha da ileri giderek Firavun gibi Allah’ı da öldürmeye yol aramışlar!
Sırdaşın, senin düşmanlarınla kardeş olur, başını koyup güvenebileceğin bir kucak bulamazsın!
- Yeni yorum ekle
- 438 okunma



13 saat 30 dak önce
14 saat 23 dak önce
18 saat 54 dak önce
19 saat 7 dak önce
21 saat 10 dak önce
22 saat 16 dak önce
23 saat 50 dak önce
1 gün 11 saat önce
1 gün 13 saat önce
1 gün 13 saat önce