OHAL Çözüm Olamaz
OHAL adı üzerinde; olağanüstü bir rejimdir. En kaba haliyle tüm hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bir yönetim biçimidir.
Doğu’da yaşanan terör nedeniyle 19 Temmuz 1987’de uygulanmaya konulan ve 30 Kasım 2002’ye kadar devam eden OHAL, bölge insanını 15 yıl adeta canından bezdirmiş, yaşayan bir ölüden farksız kılmıştır.
Bölgede OHAL’in geçerli olduğu dönemlerde; OHAL valilerine olağanüstü yetkiler verilmiş ve bunların tümü hak ihlali ve özgürlüklerin kısıtlaması olarak uygulanmıştır.
O dönemlerde OHAL’in baskısına dayanamayan on binlerce vatan evladımız yerini-yurdunu bırakmaya mecbur kalmış, soluğu metropollerin varoşlarında almıştır.
OHAL’lin geçerli olduğu 15 yıl boyunca; faili meçhuller, yargısız infazlar, köylerin cebren boşaltılmaları, insanlara her türlü gayri insani muamelelerin reva görülmeleri, dağda koyun-keçi sürüsü güden zavallı çobanların PKK diye kurşuna dizilmeleri vs. bölgenin kaderi olmuştu.
Söz konusu olumsuzluklara rağmen görüyoruz ki, OHAL’in yeniden uygulanmaya konulmasını hararetle arzulayan bir zümre türemiş!..
Malum odakların bugünlerde OHAL’i dillendiriyor olmaları asla anlaşılır gibi değil.
Kimse kusura bakmasın ama bu zümre ya geçmişte bölgenin üzerine çöken kara bulutları görebilecek kadar basiretli değil, ya da art niyetlidir.
Sanırım bunun başka türlü izahı mümkün değildir.
Toplum olarak geriye mi yoksa ileriye mi gideceğiz?
Artık o kâbuslu günlere geri dönülmemeli…
Kuşkusuz OHAL’den birçok kişi zarar görmüştür, zira insanların hürriyetini ve ekonomik faaliyetini kısıtlıyorsunuz.
Dolayısıyla terör münasebetiyle 10 milyon insanı cendereye sokmaya hiç kimsenin hakkı olamaz herhalde…
O nedenle son günlerde malum söylemi diline dolandıranlara tavsiyemiz odur ki; önce kafalarını dizlerinin arasına koyarak düşünce âlemine dalıversinler.
Bu da yetmez daha sonra empati nezaketinde bulunsunlar.
Başta da belirttiğimiz gibi, Olağanüstü Hal uygulaması; bölge insanlarını rahatsız eden, sistemin dışına iten, onlara zarar veren ve ötekileştiren bir durumdur.
OHAL yerine bu işin profesyonel bir ordu tarafından daha derli toplu bir şekilde yapılması en akılcı yöntemdir.
Yaklaşık 30 yıldır yapılan bir yanlışın olduğu herkesin malumu…
Elhasıl son iki yıl kadar oldu terörle mücadelede profesyonel bir kadro yetiştirilmeye çalışılıyor, ancak bu konuda gecikildi. Ama buna rağmen devam edilmesinde yarar var.
Keza bunla birlikte “demokratik açılım”ın başarıya ulaşması bakımından yoğun gayret sarf edilmeli.
Bu kapsamda bölgede; hayvancılık, tarım, sanayi, istihdam, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi konular ivedilikle yaygınlaştırılmalı.
Aksi halde hamasi söylemlerle, “şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarıyla, OHAL’i uygulamakla vs. terörün biteceği yok!..
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Günün Sözü: “İslam Sulh Dinidir, Hedefi Dünya Sulhüdür.”
Bilal KARADAĞ



Yeni yorum gönder