diyojen günlüğü

Akla Ziyan Haki Sorular!

 

 

 

 

 

Cihaner; HSYK ve Yüksek Yargı kendisine ve hukuka sahip çıktığında “İyi ki albay değilim!” diye şükretmiş midir?
 
 
“Bizim oğlanlar” çok güzel paslaşıyorlar da, neden her seferinde gol seyircinin kalesine giriyor?
 
 
Şerefli bir Türk subayı olabilmek için askerlik yeminini çiğnemek şart midur?
 
 
Islak imzanın YAŞ bir toplantıda mı ıslatıldığını sorarsam, sıram gelince beni de ıslatırlar mı?
 
 
Hani bizde de bazı belgeler vardı, ne oldu onlara? Aniden kâğıt parçası mı oluverdiler?
 
 
Dönekler mi daha kullanışlıdır ordönekler mi?
 
 

 

"Yataktayız!"

 

 

 

 

 

Beğeni düzeyi fevkalade yüksek halkımın ağzını şapırdatarak büyük bir keyifle izlediği “Yemekteyiz” türü programların artık yavaş yavaş kanıksandığını, hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendi kendime teşhis etmiş bulunuyorum. O yüzden düşündüm de; artık o program çıktığında uzaktan kumandayı tıklayarak başka kanallara geçen güzide vatandaşların o kanallarda siyaset, işsizlik, ekonomi vb. konulardaki açık ve kapalı oturumları izleme olasılığı çok yüksek.

 

Oysa bu tür tartışma programları formatları gereği hem “Yemekteyiz” programının yerini tutmayacağı gibi, hem de vatandaşın kendilerine sunulan gerçekleri durduk yerde sorgulamasına yol açacak ve akıllarını karıştıracaktır. Ben de buna çare olarak düşündüm taşındım, “Yemekteyiz” formatında ama daha çok ilgi çekecek bir konuda yüce halkıma dev bir hizmette bulunmaya karar verdim. “Yataktayız!”

Ana Avrat, Feryat Figan

 

 

 

 

 

Nerede ana avrat bir küfür, nerede feryat figan bir acı, nerede coşkuyla dolu bir alkış, nerede zehir zemberek bir yazı varsa orada insan vardır. Algıladığı olaya duygularıyla tepki veren bir insan. Kişinin bir olayı yargıları ve önyargılarıyla, duygularıyla algılaması insancadır. O olayı konusu ve unsurları kendisini ilgilendirdiği ölçüde algılayıp buna uygun duygusal bir tepki vermesi insancadır. Kişinin verdiği tepkiler aklın değil kişisel duyguların yansımasıdır, o yüzden akıldışıdır ve çünkü aklın denetimi dışındadır. Farklı duygusallıklar geliştirmiş olan kişilerin aynı olaya farklı tepkiler göstermesi de bu açıdan çok doğaldır. Ama bu birinin doğru, birinin yanlış olduğu anlamına da gelmez.

 

Kafası Basanlardan mısınız?

 

 

 

Hukuk Halkoyuna Sunulamaz!

 

 

 

Benden Demokrat Olmaaaz!

 Demokrat olmak ne zor şeymiş anacım! O kadar uğraşıyorum, tam oldum diyorum... Bakıyorum

yine olamamışım. Sonunda

 

anladım ki ben kendi kendime aklî yoldan demokrat olamayacağım, hiç olmazsa naklî yoldan demokrat olmalıyım. Bunun da en kolay yolu ülkenin en demokrat aydınlarını izleyip onlar gibi

yapmak. Bir müddet bu yöntemi uyguladıktan sonra baktım oluyor, bende bir sevinç, bir övünme, bir kostaklanma... Sokakta kime rastlasam “Günaydın” demeden “Biliyor musun, ben demokratım!” diyorum.

 

Tantanayı Seyre Durmak...

 

 

 

 

Darbeci Onbaşı Şükrü!

 

 

Hasan Cemal Yargıda Yaşananlara Işık Tutuyor! "Tecrübe Konuşuyor"

 Genelde Ergenekon ve özelde de son günlerdeki Erzurum-Erzincan hattına ilişkin olarak yargıda yaşananları anlaya

Ne Kaa Hukuk...O Kaa Köfte!

 

 

 

Ey ahali; bu belediye zabıtası var ya, bizim köfteci dükkânını kapatarak yetki gaspında bulunmuş ve belediye hizmetlerine büyük bir darbe vurmuştur. Belediyede depremdir bu, deprem! Neymiş? Benim ruhsatım kasap dükkânı ruhsatı imiş de ben bu ruhsatla köfteci dükkânı açamazmışım. Yahu kardeşim köfte de et değil mi? Biz burada pırasa mı satıyoruz ulan! Sonra ne olmuş mutfakta fareler geziyorsa, tezgâhları pislik götürüyorsa, depoda yirmi ton eşek eti yakalandıysa...

Aklı ve Okuma Yazması Olanlara!

 

 

 

 

 

Önce Erzurum özel Yetkili Savcısı Osman Şanal Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’i gözaltına alıp tutuklanması istemiyle Ağır Ceza Mahkemesine sevk etti ve Başsavcı tutuklandı... Deprem. Ardından HSYK olağanüstü toplanarak bu işlemi yapan savcı Osman Şanal ve üç savcının özel yetkilerini kaldırdı, Erzurum başsavcısı da dâhil beş savcı için Adalet Bakanlığına suç duyurusunda bulundu... Bir deprem daha! Yargıda ve medyada ortalık toz duman.

 

Ekranlara acele çıkarılan uzman (!) yorumcuların ve siyasetçilerin bir kısmı HSYK kararını doğal karşılarken, bir kısmı da –ki ortak yanları AKP’li milletvekilleri ve AKP yandaşları olmaları - bu kararı yargı bağımsızlığına vurulan büyük bir darbe olarak değerlendirdiler.

İyi ki Deve Değiliz.

 

 

 

 

Dediklerine göre deve kervanlarının önünde hep bir eşek olur ve develer bu eşeğin peşinden giderlermiş. Çünkü yön bulma duyguları çok kuvvetli olduğundan, deve kervanlarının ucu bucağı belirsiz kum çöllerinde varacakları yere kaybolmadan ulaşmalarını sağlarmış eşekler. İyi ki deve değiliz, yoksa nerede bir eşek görsek takılırdık peşine. İyi ki insanız ve yaşamda yönümüzü bulmak için en azından bir eşeğe ihtiyacımız yok. Yok değil mi? İyi ki deve değiliz.

 

İyi ki deve değil insanız ve bizim sadece işimize geldiğinde değil, her zaman sahip çıktığımız insana özgü ilke ve değerlerimiz, gerçeği arayıp bulmak için sorgulayan bir aklımız var ve o yüzden eşeklere ihtiyacımız yok. Yok değil mi? İyi ki deve değiliz.

 

Emrinizdeyim Paşam!

 Sayın Paşam;

 

Doğuştan asker olan bir milletin başkomutanı olarak sizi hazırolda ve büyük bir huşu içinde yürekten selamlıyorum.

 

Sayın Paşam; bir gazetede yayımlanan söyleşinizde okuduğuma göre “Biz bütün bu olayların, bize karşı yapılanların arka planını biliyoruz. Biliyor ve birileri gerekeni yapar diye susuyor ve bekliyoruz.  Devlete ve hukuka saygımız var ama bunun da bir sınırı var. Sabrımız taşarsa bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız. Bizim de elimizde pek çok bilgi var. Bunları açıklamak zorunda kalacağız” demişsiniz.

 

Sokağın Aynalı Delileri

 Ne zaman elime bir ayna alıp sokağa çıksam, kaçan kaçana...

 

Antik Yunandan kalma agora artığı mermer bir yükselti üzerinde nutuklar atan siyasetçi  Demokrasiyi korumak için beyaz kefen giydik de geldik” derken, aynayı görünce “Genel Başkanım beni emretmiş, acele gitmem lazım!” diyerek ilk önce sıvışan oldu...

 

Göğsünün sağında ve solunda üzerleri bol çubuklu ve bol yıldızlı rengârenk madalyalar bulunan bir emekli general sapından tuttuğu sincandaki kahveyi höpürdeterek içip “Laikliğin bekçisi biziz, en hakiki Atatürkçüler biziz, irticaya geçit yok” bildirisi okurken, aynayı görünce çevik bir hareketle ve balans ayarını hiç bozmadan yok oluverdi ortadan...

 

Hrant Dink'in 'Derin' Ailesi - İnsan Kalsın Çocuklar

  

“Bizim” toplumumuzda herkesin bildiği şeydir. Ya görmüştür, ya duymuştur, ya da okumuştur; iki çocuk kavga ederler, sonra anneleri saç saça baş başa gelir, ardından bütün aile işin içine girer, nadir de olsa silahlar patlar, karakolluk olurlar ve o sırada iki çocuk yeniden oynamaya çoktan başlamışlardır bile. Çocuklar kin tutmaz, çıkar hesaplarının, önyargıların, törelerin, ezberlenmiş binbir türlü kalıbın tutsağı değildirler henüz. Paylaşamadıkları ne ise “o anda” kalmıştır ve güle oynaya sürer arkadaşlıkları ta ki büyümeye başlayıncaya dek.

 

Var mıyım Yok muyum?-Assos'ta Felsefe-

 Yaklaşık bir haftadır elim değip de bir şeyler yazamadım. Bunun sorumlusu elbette elim değil. Yazmayı boşladıysam, paylaşımıma bir süre ara verdiysem bunun nedeni geçen haftayı değerlendirmeye ilişkin bir tercihim. Geçtiğimiz Perşembe sabahından başlayıp Pazar akşamına dek ilk ve son günümüzü yollarda, aradaki iki günü de gecenin yarısına kadar  –ki saat sekize kadar toplantı salonunda, sonrası bir kaç kadeh rakı eşliğinde günün değerlendirmesini yaptığımız restoranda- sandalyeler üzerinde geçirdik... Kısası, vakit olmadı.

 

Bugünkü paylaşımımda Tayyip yok, bugün “şeyini şey ettiğimin şeyi” de yok, bugün başka bir “şey” var paylaşacağım. Tarih boyunca “şey”in peşinde olan felsefenin solunduğu Assos’tan, Assos Felsefe Günleri’nden söz edeceğim kendimce. Zaten nicedir sitem edip duruyordu Aristo bu yıl onuncusu gerçekleştirilen Felsefe toplantılarına bir kez olsun katılmadım diye ve beni bir zamanlar -kısa bir süre için de olsa- hocam olan Macit Gökberk’e şikâyet edeceğini söyleyip şaka yollu takılarak!

 

Tekel Direnişine Kesin Çözüm!

 Muhterem Büyüğüm, Çok Kıymetli Başbakanım, Saygıdeğer Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi;

 

Zat-ı âlilerinize yürekten ve tamamen duygusal nedenlerle bağlı tarafsız bir köşe yazarı ve aynı zamanda lütfedip uçağınıza aldığınız, ekranlarda karşınıza oturttuğunuz her konuda uzman bir gazcıteci olarak, son günlerde başınızı haksız yere ve utanmadan oldukça ağrıtan bir konuda yüksek müsaadelerinizle naçizane bir önerim olacak ki,  bana ilham verenin sizin engin görüşleriniz olduğunu her zaman ve her mekânda hiç kimseden çekinmeden iftiharla itiraf ederim hamdolsun.

 

Yargı ve Kedi

 
 
“Askerî yargı mı, sivil yargı mı?” tartışmasının, Anayasa Mahkemesinin ilgili son kararından sonra yine ekranlara ve gazete köşelerine düşmesini olayların doğal ve tarihsel akışının bir sonucu olarak değil, gündem belirleyen toplum mühendislerinin marifeti olarak görmekteyim.
 
AKP’nin bir gece yarısı kurnazlığıyla yangından mal kaçırırcasına yasalaştırarak kabul ettiği “askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını öngören” maddenin, Anayasa’nın 145. maddesine aykırılık itirazı nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nin –Haşim Kılıç dâhil (!)- on bir üyesinin tümünün oylarıyla iptal edilmesi ve bu kararın gündemdeki darbe ve suikast iddialarının hangi mahkemelerde görüşülüp karara bağlanılacağını yakından ilgilendirmesi nedeniyle, yine başladı “Askerî yargı... Hayır, sivil yargı...” tartışmaları.
 

Demokrat TSK-Darbeci Medya

 Medyamızın kendisini “Demokrasi ve Özgürlüklerin Temsilcisi” (DÖT) olarak tanımlayan ve ilan eden bir kesiminin, herkesin gözü önünde uygulamaya konulan ve bugüne dek büyük oranda gerçekleştirilmiş olan, devletin “Tüm Organlarını, Kurumlarını, Medyayı Alabildiğine Kuşatma” (TOKMAK) planını görmeyerek ancak bir istihbarat örgütünün elemanlarınca her yere sızarak elde edilip yayınlanabilecek –askerî sırlar da içeren- darbe planlarını çarşaf çarşaf tefrika etmesinin önünü ardını kurcalayınca, yukarıdaki başlık kendiliğinden çıkıverdi ortaya. Çünkü...

 

Kölen Olayım Recep!

  

Recep demiş ki “Milletimize efendiliğe değil, köle olmaya geldik...” 


Keşke tersi olsaydı... Keşke sen köle değil de efendi, biz de efendi değil köle olsaydık Recep! 

 

O zaman bizim gemiciklerimiz, paracıklarımız, villacıklarımız, medyacıklarımız olurdu... 

 

Seninse kaybettiğin bir işin, elinden alınan kazanılmış hakların, dinlenen telefonların, neyle suçlandığını bilmeden hapislerde yatan aydınların, kredi kartı borçların, aç yatan çocukların, sadaka tertibinden kömürün, kâbusa dönmüş bir ömrün, sudan ucuz bir canın ve her daim seni gâh azarlayıp, gâh dalga geçen bir başbakanın... 

"İBRET"i Kopyalayıp Yapıştırdım!

 Medyada ya da internet üzerinde yayımlanmış yazıları kopyala/yapıştır yöntemiyle kendi sayfalarımda yayımlamak tercih ettiğim bir yöntem değildir. Ancak –kırk yılda bir!- çok ama çok önemsediğim ve herkese ulaşmasında yarar gördüğüm bir yazı olursa, okuma olanağı bulamamış kimselere de ulaşmasında aracılık etmek için “Aceminin Günlüğü”nde yayımlamayı yararlı görürüm.

 

Şimdi bu amaçla sevgili Necati Doğru’nun Vatan gazetesindeki köşesinde 23 Ocak 2010 tarihli yazısını günlüğüme konuk ediyorum. Yazının altında da, yazıyı tamamladığını düşündüğüm başka bir alıntı olacak.

 

Kimin ne mal olduğuna buyurun siz karar verin!

 

*                   *                 *

 

Uğur Mumcu ve Yalancıların Mumu

 Yaşarken; dünyayı insan ve alın terinin penceresinden yorumlayan görüşleri, konuşmaları, köşe yazıları, araştırmaları ve kitaplarıyla çevresini aydınlatan Uğur Mumcu, ölümünden on yedi koca yıl sonra da aynı aydınlığını sürdürmekte...

 

Yaşamımda yüreğimi en çok acıtan ve kanatan, sıklıkla rastladığım bazı insan davranışlarındaki tutarsız ve ikiyüzlü niteliktir. Örnekse; kedileri tekmeler, köpeklere taş atarken gördüğüm birilerinin ertesi gün bana hayvan hakları ve hayvan severlik üzerine dersler vermeleri içimi acıtır. Hayvanlara yapılan eziyet ve haksızlık yanında, insanları kör, sağır ve ahmak yerine koyma saygısızlığıdır içimi acıtan. Bu tavır ne yazık ki sadece hayvan hakları konusuyla sınırlı değil...

 

Şanslı Ceylan, Şanssız Meryem!

19822.jpg

 Her türlü insancıl duygu ve değeri siyasal hırs ve çıkarları uğruna kullananlar ne tür duygusal/düşünsel tepkiler uyandırmakta sizde? İkiyüzlü olmadan, dürüstlüğe sırt çevirmeden, onur ve gurur kavramlarını sözlüğünden silmeden mümkün müdür duygu ve değer ticareti yapmak?

 

İşine Bak General!

b-325962-GENERAL.jpg

 Bazen kendi kendime çok kızıyorum. Bu memleketin hamalı biz miyiz kardeşim? Ben ve sayıları -toplasan toplasan- yirmi yirmibeşi geçmeyen en hakiki, en liberal, en sosyalist, en hümanist, en demokrat, en post, en gazeteci, en köşeci, en kalemşor bazı aydınlar diyorum yani, biz bu memleketin hamalı mıyız? Ne sorun varsa memlekette çözmesi bize düşüyor. Biz gündeme taşımasak kimsenin umurunda bile değil. Olmaz ki, biz de insan evladıyız.

 

Güvercin/ayet

4662.jpg

 

 

Hrant Dink’i vurdular

Ben öldüm.

 

Hrant Dink’e ağıt yakanlar

Vurdular beni.

 

 

 

Hrant Balbay İçin Adalet

sun.jpg

Birileri -ama yargı değil, ama hukuk değil, ama adalet değil- Hrant Dink'i vatan haini ve suçlu olduğuna hükmederek ölüme mahkum ettiler ve öldürdüler. "Hrant için Adalet için" yapılan açıklamada o "Birileri" "kollektif bir resmi irade" olarak tanımlanıyor ve elbette bu ""Kollektif irade" sadece "resmi"değil... Açıklamanın devamında yer aldığı gibi resmi olmayan ama Attıkları manşetlerle cinayete zemin hazırlayan" ve açıklamada yer almadığı gibi; Hrant'ın duruşmalarında mahkeme basan siviller de bu kollektif iradenin bir parçası.

 

Katili Tanıyoruz, Adalet İstiyoruz” derken hiç kuşkusuz tekil değil çoğul bir katilden, katillerden söz edilmekte. Katilleri ve onlara cinayetten gerek önce gerek sonra kol kanat gerenleri, bayrak önünde anı fotoğrafı çektirerek onları “onurlandırıp!” bir katilden kahraman yaratanları, polis amirlerini, jandarma komutanlarını, valileri, yargı mensuplarını, gerçek adaleti geciktirenleri tanıyoruz.

 

Demokrasi Alanlarda Doğmakta

tekel_kitle1_display.jpg

 

 

 

...............................

...............................

Açlar dizilmiş açlar! 
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız 
sıska cılız 
eğri büğrü dallarıyla 
eğri büğrü ağaçlar! 
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız 
açlar dizilmiş açlar! 

..............................

.............................
(Nazım Hikmet / Açların Göz Bebekleri)

 

Yalayarak Yaşıyoruz Vesselam!

dil.jpg
Bazı sözcükler tek başlarına bir eylem, bir edimin karşılığıdırlar ancak başka bir ya da bir kaç sözcükle bir araya geldiklerinde deyim olurlar ve bir durumu, bir duruşu, bir tercihi, bir davranışı, bir kişilik özelliğini yansıtır hale gelirler. Bunlardan biri de “Yalamak” eylemi. TDK sözlüğüne göre “Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek.”, “ Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak”, mecaz olarak da “Sıyırarak, dokunarak geçmek” gibi anlamları var...
 
Ama bu sözcüğü başka sözcüklerle birlikte deyim olarak kullandığınızda çok daha başka anlamlar çıkıyor ortaya. “Mürekkep yalamak”, “Avucunu yalamak”, “Tükürdüğünü yalamak”, “Kıç ya da çanak yalamak”, “Bal tutup parmağını yalamak”, “Postal yalamak” gibi... Ve her biri insana özgü ayrı bir konumu, durumu, özelliği dile getiriyor.
 

Dürt Sorunu

clip_image002.jpg

 

 

 

Başlıkta yanlışlık yok. “Kürt Sorunu” yerine yanlışlıkla “Dürt Sorunu” yazmış değilim. İster “Kürt sorunu” deyin, ister “PKK”, ister “Güneydoğu”... Çözüm niyetine ister “Kürt açılımı” deyin, ister “Milli Birlik açılımı”, ister “Demokratik açılım”... Lafla yürüyen peynir gemisi yolcuları için fark etmez.

 

TÜİK’in açıkladığı istatistik verilere baktığınızda, adını ne koyarsanız koyun sorunun ne olduğunu görüyor ve “Açılım” masallarının çözüme katkı bir yana, gerçek çözümü gözlerden kaçırdığının ayırdına varıyorsunuz.

 

Fareli Köyün Aydınları

yandas-medya.jpg
Yaklaşık bir aydır çok önemli bir işçi direnişi var Ankara’da. AKP iktidarının; kazanılmış haklarını gözetmeden yaptığı özelleştirmeler sonucunda işlerini ve gelirlerinin yarıya yakınını yitirmekle karşı karşıya kalan işçiler, siyasal değil ekonomik bir direniş sergiliyorlar. İş, aş, ekmek direnişi... Ankara’nın kış koşullarında iktidarın emrindeki polisin sıktığı tazyikli sulara, biber gazına karşı ve havuzun buz gibi sularında kaybedecek hiç bir şeyleri kalmayanların büyük bir kararlılıkla sürdürdükleri bir eylem...
 
 
Böyle bir eylemi, bu eylemi sürdürme bahasına yaşanan acıları görmezden gelmek mümkün mü? Yüreğinde insan sevgisi olan, emeğe alın terine saygı duyan, haksızlığa uğrayan kim olursa olsun ondan yana bir duruş ve dayanışma sergilemeyi etik bir insanlık görevi sayan sıradan her hangi bir kişinin bu eylemi görmezden gelmesi, desteklememesi mümkün mü? O eylem ki başladığından üç hafta sonra işçiler arasında yapılan tercih oylamasında, koşulların tüm olumsuzluğuna karşın yüzde doksan dokuz nokta altı oranla “Haklarımızı alıncaya dek direnişe devam!” kararı çıkmış...
 

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((