erhantigli günlüğü
İNSANLIK NEREDE?
İNSANLIK NEREDE?
Bir türküde, “İndim dereye, taş bulamadım / Gönlüme göre eş bulamadım” deniliyor.
Eş yerine iş, aş da diyebiliriz. Taşların bağlandığı, köpeklerin salıverildiği bu devirde
Zalime atmak için taş da yok. Lokantalarda, çarşı ve pazarda sağlıklı yiyecek bulmak o kadar zor ki... Yani eş bulmakla bitmiyor iş. İyilik, güzellik azaldı ama çevre kirliliği, gürültü, anarşi, terör bol miktarda var. Yaşamak pahalı, ölmek ucuz. Üstelik kötülüğe, çirkinliğe alıştık, göz yumarak, aldırmayarak daha da çoğalmaları için var gücümüzle çalıştık...
- Yeni yorum ekle
- 626 okunma
ŞİİR GENÇLİK
Gençlik bir şiirdir ama kimi kişiler bu şiirin değerini bilmezler, har vurup harman savururlar, sonra da ah vah edip dururlar. Cahit Sıtkı Tarancı boşa geçmiş gençliğinin acısını şiirlerine dile getirmiş, “Abbas” adlı şiirinde, “Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan/ Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan” demiştir. “Otuz Beş Yaş Şiiri”nde ise, “Delikanlı çağımızdaki cevher/ Yalvarmak yakarmak nafile bugün,/ Gözünün yaşına bakmadan gider” diye uyarıyor bizleri. “Gençlik Böyledir İşte” şiirinde gençliğini iyi değerlendirememenin acısı, gençliğini harcamanın hüznü şöyle anlatılır:
“İçimi titreten bir sestir her gün,
Saat her çalışında tekrar eder:
- 1 yorum
- 254 okunma
SEVENLER AĞLAMASIN
AĞLATMAMALI AŞK
Ağlatmamalı aşk
Güldürmeli yüzümüzü
Gül bahçesine çevirmeli
Özümüzü...
Dağıtmalı kara bulutlarımızı
Yeşertmeli gönlümüzü
Aşkın güzelliği
Öyle bir yerleşmeli ki benliğimize
Üzüntü, acı girememeli içeriye
Başımızda esen sevda yeli
- 1 yorum
- 229 okunma
ŞİİRLERDE ŞİİR ANNELER
ŞİİRLERLE ANNE- ŞİİR ANA
Şiir anamız şiirlere konu olmuş, ozanların diliyle şiirleşmiştir. Namık Kemal bir şiirinde vatanı anneye( mader) benzeterek, “Düşman dayamış vatanın bağrına hançerini/ Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini” diye feryat ediyor. Atatürk bu şiirdeki “yok imiş” sözcüklerini silmiş, “bulunur” yazmış ve bulunabileceğini kanıtlamıştır. Namık Kemal bir başka şiirinde ise valide sözcüğünü kullanmıştır: “Cümlemizin validemizdir vatan/ Bastı düşman göğsüne biz sağ iken.” Eskiden ana sözcüğü kaba görülmüş, onun yerine Farsçadan alınan mader, Arapçadan alınan valide sözcükleri kullanılmıştır. Bugün mader diyen yok ama valide sözcüğü kimi yerlerde kullanılıyor. Anne, ana sözcüğünün İstanbul ağzında kullanılış biçimidir. Kaynana sözcüğü kayın ve ana sözcüklerinden meydana gelmiştir.
- Yeni yorum ekle
- 237 okunma
Nisan Mayıs Ayları- Gevşer Gönül Yayları
Nisan mayıs ayları: Doludizgin koşar doğaya mutluluğun doru tayları
Nisan mayıs ayları: Coşar ırmaklar, taşar duygular, çiçeklerin kokuları
Kendilerinden geçirir bayanları bayları
Nisan mayıs ayları: Unutulur mu hiç balkonda sevgiliyle içilen
Akşam çayları
Nisan mayıs ayları: Aman bozulmasın, dikkat! Mutluluk treninin rayları
- Yeni yorum ekle
- 118 okunma
AŞK Bu Mu?(Mizah öyküsü)
Zengin adam pastaneden içeri girdi. Oturacak bir yer aradı. Garsonlar koşuştular, “Hoş geldiniz efendim. Şöyle buyurun!” diye karşıladılar, oturacak yer gösterdiler. Adam onları eliyle selamlayıp, “Ne emredersiniz? “ diye garsona, “Bana küçük bir dilim pasta getir, yeter. Biliyorsunuz perhizdeyim. Yanında da meyveli soda istiyorum” dedi ve bir sandalyeye oturdu. O sırada pastaneye genç bir çift girdi. Garsonlar oralı bile olmadılar. Gözleri zengin adamdaydı. Biri pastasını, öbürü meyveli sodasını getiriverdi. “Başka bir emriniz var mı efendim?” diye sordular. Adam gülümseyerek hayır anlamında başını salladı. Pastasını yerken bir kenarda oturan genç çifte baktı, “Birbirlerine ne kadar da yakışmışlar” diye mırıldandı.
“Burası lüks bir yer. Keşke daha ucuz bir yere gitseydik” dedi genç erkek.
- 1 yorum
- 339 okunma
ŞİİRLİ BAHAR...
BAHAR GELDİ- HOŞ GELDİ, SAFA GELDİ!
Bahar geldi bahar! Ne duruyorsunuz? Bir karşılama töreni hazırlasanız ya! Hani bando mızıka, hani orkestra? Bahar geldi bahar! Ne bekliyorsunuz delikanlılar, kızlar? Kırlara, doğanın kucağına koşsanıza. Düğün dernek yapsanıza. Gülüp oynasanıza.
Bakın ne diyor bir şarkı: “Bahar geldi, gül açıldı/ Ruhuma neşe saçıldı...”
- 1 yorum
- 1094 okunma
ŞİİRLİ BAHAR...
BAHAR GELDİ- HOŞ GELDİ, SAFA GELDİ!
Bahar geldi bahar! Ne duruyorsunuz? Bir karşılama töreni hazırlasanız ya! Hani bando mızıka, hani orkestra? Bahar geldi bahar! Ne bekliyorsunuz delikanlılar, kızlar? Kırlara, doğanın kucağına koşsanıza. Düğün dernek yapsanıza. Gülüp oynasanıza.
Bakın ne diyor bir şarkı: “Bahar geldi, gül açıldı/ Ruhuma neşe saçıldı...”
- Yeni yorum ekle
- 460 okunma
Turist Tavuk mu Kaz mı?
Turist altın yumurta yumurtlayan tavukmuş ama biz sanırız onu kaz, yolmak isteriz biraz. Dinlemeyiz ne itiraz ne ikaz, atarız kazıkları. Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis tereyağlı(!) yemekler pişiririz, zorla yediririz. Üstüne de sunarız ekşimiş ayran, kurtlu kiraz. Çalar teneke orkestra, söyler kurbağa solist; deriz buna caz!
Çok severiz biz turistleri, bağrımıza basmak isteriz karısını kızını. Turizm gönüllüsü delikanlı alamaz hızını, biriyle dans ederken öbürünün avuçlar kalçasını. Plajda da yalnız bırakmaz, iyice yanına sokulur, onu kem gözlerden korur! Bu ekstra hizmetlerden asla para almaz, turist memnun oluncaya dek onu başka bir yere salmaz.
- 1 yorum
- 222 okunma
ARYA(Politik Taşlama)
ARYA
Öz yurdunda paryasın
Öz yurdunda üvey...
Kovanın yağma ediliyor ama
Bir parmak bal çalınıyor ağzına
Göz bağı, sus payı...
Oy verip de seçtiğin
Mucize beklediğin
Dışı ak, içi kara siyasetçilerin
Yoldaş olmuşlar global sermayeyle
Ve de gelin güvey...
- 2 yorum
- 287 okunma
ALİ ile VELİ(Mizahi Diyalog)
ALİ ile VELİ- İKİSİ DE BİRBİRİNDEN DELİ
Ali, arkadaşına, “Bugün bir kız gördüm azizim. O ne güzellik, o ne boy bos, endam, onu görünce aklım başımdan gitti, deli oldum deli!” dedi.
Veli kendi kendine, “Sanki deli değilmiş gibi” dedi ama dışından, “Sahi mi? Hadi anlat şu dilberi, gel beri, aydınlat beni de unutayım karanlık gecelerimi” diye konuştu.
“Seni gidi seni!” dedi Ali. “Lafıyla bile mest olmak istiyorsun değil mi?” diye güldü.”Neyse, anlatıvereyim de sen de deli ol benim gibi” diyerek sözlerini sürdürdü.
- Yeni yorum ekle
- 416 okunma
Yabancı Dil ve Yalancı Dil...
YABANCI DİL- YALANCI DİL
Bir duvar yazısında “Kolay iş bulmak istiyorsanız, yabancı dil öğreneceğinize yalancı dil öğrenin” deniliyor. Okullarda öğretilen(?) yabancı dile bakıyorum da bu öğretim öğrencilere ne kadar yabancı ve ne kadar yalancı diye düşünüyorum. Laf salatasını bırakalım da yabancı dil öğretimiyle ilgili birkaç gülünç olayla, fıkrayla baş başa bırakayım sizleri.
SEN KALK FİLİZ!
- 2 yorum
- 711 okunma
Kapalı Kapıları Açmak
KAPALI KAPILARI AÇMAK
Kralın biri, adamlarını sınamak istemiş; onları kocaman bir kapının önüne getirerek açmalarını söylemiş. Adamlar kapının yanına gitmişler, böyle büyük bir kapıyı nasıl açacaklarını düşünmüşler. Kimisi anahtar uydurmaya kalkmış, kimisi var gücüyle yüklenmiş. Kapıyı kendine doğru çekmeye çalışmış. Ama hiçbiri kapıyı yerinden bile oynatamamış. Derken, kimsenin tanımadığı, önemsemediği bir genç kapıyı ileriye doğru itince, kapı ardına dek açılıvermiş. Kral bu genci ödüllendirmiş ve onu yüksek bir göreve atamış:
- Yeni yorum ekle
- 392 okunma
KİTABIN DOSTLUĞU
KİTABIN DOSTLUĞU KALICIDIR
Dost uzakta olsa bile yakınımızda hissettiğimiz, en soğuk bir günde dahi sıcaklığını duyabildiğimiz kişidir. Bizi doğruya, iyiye, güzele yöneltmek, yalnızlıktan, kimsesizlikten kurtarmak onun işidir. Kimi zaman kalabalıkta dertlerimizle baş başa kalırız, derdimize derman olacak bir insan bulamayız yanımızda, yöremizde. Dostumuz, arkadaşımız uzaktadır. Telefonlar gidermez özlemimizi. Oysa kitap her zaman, her yerde emrimizde ve hizmetimizdedir. Dostlarımızın da kendilerine göre dertleri vardır. Bizi dinlemekten sıkılabilirler. Kitap böyle değildir. Bizi karşılık beklemeden avutur, teselli eder, sıkıntımızı giderir. Arkadaşımız nazımızı, kaprisimizi çekemez, sabrı taşar, kızar. Kitap ise her şeyimize katlanır. Fırlatıp atmamıza bir şey demez. Donuk hayatımızı canlandırır, renklendirir. Onunla yaşamaktan zevk alırız, karamsarlıktan, kötümserlikten sıyrılırız.
- Yeni yorum ekle
- 753 okunma
En Güzel ÇİÇEK Hangisidir?
EN GÜZEL ÇİÇEK HANGİSİDİR?
Sizce en güzel çiçek hangisidir; gül mü, karanfil mi, papatya mı, manolya, lale ya da akasya, menekşe mi?
Şarkılarda, şiirlerde en çok gül geçer. Sevgili güle benzetilir. Belki de dikenli oluşundandır bu...Ne olursa olsun, gülü seven dikenine katlanır, gülün kokusuyla kendinden geçer, kanatlanır, sanki canına can eklenir. Özel günlerde daha çok gül beklenir. Gülün de kırmızısı istenir. Karanfil de güzel bir çiçektir. Yanık bir kokusu vardır. Ahmet Haşim’in dediği gibi, “Yârin dudağından getirilmiş/ Bir katre alevdir bu karanfil.”
- 3 yorum
- 879 okunma
LALE: Aşktır Dolar Kalbe
Lale: Aşktır Dolar Kalbe
Gözlerinin elinde alevdi lale
Gözlerimizi tutuşturdu el ele
Derken ellerimin gözüne
Geçti meşale
Yeşil ışıklar yandı gözde
Oldun benliğime gözde
Benlik gitti senlik başladı özde.
Yanalım kutsal közde birlikte
Hadi boy atsın lalemiz
- Yeni yorum ekle
- 361 okunma
NEVRUZ Nedir Ne Değildir?
NEVRUZ NEDİR, NE DEĞİLDİR?
Nevruz sözcüğü Farsçadır. Nev yeni demektir. Ruz da gün anlamına gelir. Yani nevruz yeni gün demektir, kışın bitmesi, baharın resmen gelmesidir. Nevruzda güneş Koç burcuna girer. Pers hanedanı takvimine göre yılın ilk günüdür. Nasıl yılbaşında yeni yılın gelmesi kutlanıyorsa nevruzda da baharın gelişi kutlanır. Çünkü baharla birlikte doğa sanki yeniden doğar; ağaçlar ve bitkiler yeşerir, çiçekler çiçek açar, gelin olmuşçasına türlü renklere bürünürler. Kışın buruşan yüzler canlanır, doğamız allanır pullanır, mutluluk sarhoşu olur.
- 5 yorum
- 440 okunma
Vatan gazetesinde çıkan Fıkralarım
YABANSI FIKRALAR
MEVAŞİ...
Bürokraside Arapça, Farsça sözcüklerin çok kullanıldığı eski devirlerden birinde kaymakamlığa yukardan, “İlçenizde bulunan mevaşi adedinin bildirilmesi” diye bir emir geldi. Kaymakam mevaşinin ne olduğunu bilmiyordu. Sordu soruşturdu, bir bilen çıkmayınca, herhalde maaşlı yazacakken yazıcı yanlışlık yapmış olacak diye düşündü ve en başa kendisini koyarak devletten maaş alan memurların listesini gönderdi. Zehir zemberek bir yanıt geldi. Çünkü mevaşi büyükbaş hayvan demekmiş...
- Yeni yorum ekle
- 736 okunma
ŞARKILAR SENİ SÖYLER(Kadın)
ŞARKILAR SENİ SÖYLER
Kadındır kalbimize düşen cemre
Kadındır yaşamı güzelleştiren ece
Severse güneşli sabahlara uyanırız
Sevmezse kaplar her yanımızı kapkaranlık bir gece
Ancak onunla çözülür aşk denilen bilmece
Kimi zaman bir kitaptır kadın sayfalar dolusu
Kimi zaman da bir hece...
Erkek kadınla çoğalır, kadınıyla büyür
Cüce olsa bile o yanındayken kendini yüce görür.
- Yeni yorum ekle
- 929 okunma
Neredesin Ey GÜZELLİK...
GÜZELLİK: CANA CAN KATAN ÖZELLİK
Güzellik cana can katan bir özelliktir. Güzeli görmek, özümsemek, benimsemek için güzel bakmak gerekir. Güzellik bakanın gözündedir, yüzünde değil, özündedir.
“Kuyu dibinde kuyu
Kuyunun yoktur suyu
Güzellik neye yarar
- Yeni yorum ekle
- 1138 okunma
CEMRE Nereye Düşer?
CEMRE NEREYE DÜŞER?
Takvimlere göre şubat ayının yirmisinde cemre havaya düşer ve baharın ucu gözükür. 27 Şubat cemre suya, daha sonra da 5 martta toprağa düşer, havalar ısınır, bahar kendini daha çok göstermeye başlar. Gerçi mart çıkmak istemez, mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır, arada sırada soğuk olur, hatta kar bile yağar ama artık kışın can çekişmesinin önüne geçilemez, bahar yeli kış yelini kovar, çiçeklerin allı yeşilli açmasıyla gönlümüzde taht kurar.
Cemre ateş demektir, bir simgedir. Bir yere düşmez, havaları ısıtır sadece. Çinlilere göre her cemre, güneşle doğanın zifaf gecesidir. Kuşlar bu buluşmayı kutlarcasına ötüşürler, böcekler, arılar, kelebekler düğün gününün muştucusudurlar. Güller tomurcuklanır, yüzlere bir sevinç gelir, içimizdeki duygular depreşir, güzelleşir, evrene mutluluk gelir, yerleşir...
- 1 yorum
- 627 okunma
Bu Nasıl AŞK?
AŞKIM!
Aşk yere düştü, ayaklar altında kaldı. Aşkın kutsallığı yerle bir oldu. O eski aşklara çocuklar bile gülüyor. Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi âşıkların sevdaları, çektikleri çileler herkese masal gibi geliyor ama “Aşkım” sözcüğü ağızlarda sakız oldu son zamanlarda. Aşkın içi boşaltıldığı, aşk sözde kaldığı halde, her gün kavga eden çiftler, hatta çoluk çocuk bile birbirine “aşkım” diye sesleniyor! Hadi karşı cinsten olanlar neyse, ya annelerin çocuklarına, kızların erkek kardeşlerine “aşkım” demelerine ne buyrulur?
Bir de “aşk yapmak” diye bir şey çıktı. Aşk yapılmaz, yaşanır. Birbirini sevmeyen iki kişinin yaptığı cinsel eyleme “sevişmek” bile diyemeyiz. Sadece cinsel birleşmedir bu...
- 2 yorum
- 665 okunma
SEVGİnin GÜNÜ Var mıdır?
SEVGİLİLERİN GÜNÜ VAR MIDIR?
Her yıl sevgililer günü olan 14 Şubat'ta, “Senede bir gün” şarkısı çalınır, hediyeler alınarak, yapmacık pozlar takınılarak gün kutlanır. Ertesi gün de eski hamam eski tas olur. Şu gerçek ne yazık ki atlanır: Sevgi her gün gösterilen ilgi ve özveriyle ikiye katlanır; bencillikten sıyrılınca karlı dağları aşar, doludizgin koşan bir ata dönüşür, kanatlanır.
- 3 yorum
- 745 okunma
Sigara İçme- Gök ekini Biçme!
SİGARA İÇME, GÖK EKİNİNİ BİÇME!
Sigara ile ilgili şarkı ve türküler vardır epeyce. Bir türküde, “Bir ateş ver, cıgaramı yakayım” diye sesleniliyor. Halk arasında sigaraya cıgara denilmiş, çoğu kişinin sigara demeye dili dönmemiştir. Tütün deyip geçenler de vardır. Kimi kişiler tütün tabakası taşırlar, kendi sigaralarını kendileri sararlar. “Sigaramın dumanı/ Yoktur yârin imanı/ Altından köşk yaptırdım/ Gümüşten merdiveni” diyor bir başka türkümüz. Altından köşk yaptırsan ne fayda? İçtiğin sigara ömrünü kısaltır, o kökün sefasını süremezsin. Yâri değil, sigaranın yoktur imanı.
- 1 yorum
- 1143 okunma
Kanamalı BirToplum İçin Kan Aranıyor!
KANAMALI BİR TOPLUM İÇİN KAN ARANIYOR...
Gazetelerden kan sızıyor
Ekranlar kanlı
Kan gövdeyi götürüyor
Yollar kan gölü yollar kan revan
Kan denizi dinlemiyor aman
Kanlı gözyaşları döküyoruz çaresizliğimize
Kan oturmuş gözlerimize...
Nereye saklayacağımızı bilemiyoruz kanlı ellerimizi
Dinmiyor hiç umduğumuz dağlara yağan kar
- 1 yorum
- 466 okunma
Dünya Kırk Kulplu Kazan!
KIRK KULPLU KAZAN
Dünya kırk kulplu kazan
Bir ucundan tut sen de kazan!
Kulplar çoktan tutulmuş deme
Bekle, elbet gelir senin de sıran
Sakın olma oyunbozan
Yoksa girersin okkanın altına
Hemen verilir cezan.
- 5 yorum
- 284 okunma
Ayaklar Baş Olunca
AYAKLAR BAŞ OLUNCA
Ayaklar başa geçince
Unutur bir zamanlar ayaktaş olduğunu
Unutur bastığı tahtanın yaş olduğunu
Hacıyatmazların alkışlarına aldanır
Hep böyle olacak sanır
Dev aynasında görür kendini
Tepeden bakar içinden çıktığı ayak takımına
Cüzdanı oturur koltuğa
Ayakta kalır vicdanı.
Kızar eleştirilere
- Yeni yorum ekle
- 1231 okunma
MENDİL SATAN ÇOCUKLARIMIZ
MENDİL SATAN ÇOCUKLARIMIZ
Kızma sokakta mendil satan çocuklara sakın
Suç onların değil; devlet anayla devlet babanın
Sıkıysa sen de yağmurda çamurda karda
- 1 yorum
- 749 okunma
İndirmek mi Bindirmek mi?
Bir dağ köyünde köylüler gündüz çam kozalağı toplayıp gece de bu kozalakları ayıklamaktan çok yoruldukları için on rekat yatsı namazı kılmak kendilerine zor gelmiş ve hocaya bu rekatları indirmesini söylemişler. Hoca bu işi kendisinin yapamayacağını, kentteki müftüye danışması gerektiğini belirtmiş. Köylüler de para toplayıp hocayı müftünün yanına yollamışlar ve sonucu beklemeye başlamışlar.
Hocanın gelmesi yaklaşınca köy halkı yola dizilip müjdeli haberi duymak için gözlemeye koyulmuşlar. Hoca uzaktan görününce daha fazla dayanamamışlar, heyecanla ona doğru koşarak, “İndirdi mi, indirdi mi?” diye bağırmışlar.
- 2 yorum
- 959 okunma



13 saat 33 dak önce
14 saat 26 dak önce
18 saat 58 dak önce
19 saat 10 dak önce
21 saat 13 dak önce
22 saat 19 dak önce
23 saat 53 dak önce
1 gün 11 saat önce
1 gün 13 saat önce
1 gün 13 saat önce