Hakan Kızılay günlüğü

Sizin iyiliğiniz için...

sigara-icilmez.jpg

Demokrasi "havarilerimiz" neden suskun, anlamakta güçlük çekiyorum. Oysa ortada "eksik, kusurlu, hatalı, yetersiz demokrasimizin" karakterini çırılçıplak ortaya koyan bir "yasa" var. "Sigara yasağı yasası."

Beşiktaş'ın Kalesindeki Hakan !

İlk yarı bittiğinde bütün Beşiktaşlılar derin bir "oh!" çekmiştir. Beşiktaş Fenerbahçe'ye rahmet okutacak bir futbol sergilemenin ötesinde anlamlı bir çaba da ortaya koyamadı. Fenerbahçe'yi seyrederken hiç yoktan Aykut Kocaman'ın kafasında bir plan olduğunu ancak bu planı hayata geçirecek bir kadroya sahip olmadığını görebiliyordunuz. Beşiktaş'ta ise bir plan dahi yoktu.  

Direkten Dönen Kocaman Fenerbahçe!

Eğer BSC Young Boys takımının biraz becerikli bir santraforu olsaydı Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe serüveni ilk resmi maçta çok ciddi bir darbe alabilirdi. Yeni bir Sigma Olomouc faciasından Fenerbahçe'yi önce direkler sonra da kalecisi Volkan korudu. 

Bugün de ölmedim anne...*

Ruhumda hicran yarası...

Ruhumda binlerce kurşun yarası...

Usanmadan kılınan cenaze namazlarından, ağıtlardan, sloganlardan, yalanlardan, riyadan bıkmadığımız aşikar.

 

Bir toplumu anlamak için bakılacak özelliklerden birisi "sorun çözebilme kabiliyetidir." Uzmanlar "sorun çözme kabiliyeti için toplumların sorun çözme araçları ağına sahip olması gerektiğini söylüyor.

Çin'in Atağı Devam Ediyor: Sırada Almanya var!

 

Çin Başbakanı Wen Jiabao başkanlığındaki Çin heyeti ve Almanya Başbakanı Angela Merkel başkanlığındaki Alman heyeti arasındaki görüşmeler Çin'in başkenti Beijing'de bugün başladı.  

Çin'den Sırbistan'a Köprü

 

 

Çin’in stratejik, çok yönlü, dinamik ve ezber bozan diplomasisi tüm yalınlığı ve etkililiği ile uygulanmaya devam ediyor.

Çin Ulusal Halk Kongresi Başkanı Wu Bangguo dün Sırbistan’da altı tane yeni anlaşmaya imza atarken geçen Ağustos ayında (2009) Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç’in Çin’e yaptığı ziyarete hem yanıt vermiş oldu hem de ikili ilişkileri daha da sağlamlaştırdı.

Çin Yerel Demokrasi İçin Fransa'da

 

 

 

Wu Bangguo (soldan 2.) Çin Ulusal Halk Kongresi Yürütme Komitesi Başkanı,

13 Temmuz 2010 tarihinde Marsilya’da (Fransa) Fransa Senatosu Başkan Yardımcısı ve

Marsilya Valisi Jean-Claude Gaudin ile görüştü. (Xinhua/Zhang Duo)

 

Çin-Tayvan Ekonomi, Ticaret ve Kültür Forumu

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Genel Sekreteri Hu Jintao,12 Temmuz 2010 tarihinde Çin’in başkenti Beijing’de Kuomintang (KMT) Partisinin onursal başkanı Wu Poh-hsiung ile görüştü.

(Xinhua/Lan Hongguang)

Haber:

Wu, güneydeki Guangzhou şehrinde Pazar günü sona eren altıncı Çin-Tayvan Ekonomi, Ticaret ve Kültür Forumu’na katılmak için Çin’i ziyaret ediyordu.

Bankaya parmak

Ne yapacağımızı şaşırdık. Teknolojiden yararlanmak konusunda ne yapacağımızı gerçekten şaşırdık. Sonunda öylesine güvenli bir teknolojiye geçtik ki sormayın gitsin. Artık bankamatikte şifre mifre yok, doğrudan gidip işi parmak ile halledeceğiz. Teknolojinin adı belli oldu:Bankaya parmak!

Tatil hesabı

Cuma Hesabı kesemedim ama Tatil Hesabı kemeyi becerdim

Savaş ve Barış/Mezopotamya …"kimlerin savaştan nemalandığını görün artık" diyor Mezopotamya. Yazıdaki naiflik çok hoş ancak bu gök kubbe altında yeni bir şey söylemiyor. Mesela BDP'den şöyle bir ifade duyacak mıyız? "Biz bu ülkeden/vatandan/yurttan ayrılmak; kopmak; yad olmak istemiyoruz. Tersine biz bu ülkenin her bir santimi için politika üretmek, birlikte zenginleşmek, mutlu olmak istiyoruz. Ancak bu ülkedeki devlet - yurttaş ilişkisi çarpıktır. Bu ülkede devlet, sadece Kürde değil, Aleviye, fakire, emekçiye, köylüye,engelliye, iktidardan olmayana karşı ayrımcılık yapmakta, hayatı yaşanılmaz kılmaktadır. Biz bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşları olmanın doğal ve uygulanır bir hak olmasını istiyoruz. Bu ülke yurttaşı olarak doğduk bu ülke yurttaşı olarak öleceğiz. Biz istiyoruz ki bu ülke vatandaşı olmak demek bizi biz yapan bütün özelliklerimizin başkalarının hakkına saygı duyarak yaşamak ve geliştirmek olsun. Devletin tüm yurttaşlarına eşit mesafede kalmasını ve destek olmasını istemek dışında bir talebimiz yoktur."   

Bugün herkes sussun...

Bugün herkes sussun.

Ben dahil.

Bugün devrilen o gencecik başakları kucaklayalım.

Bugün kimse kimseye "açıklama" yapmasın.

Ben dahil.

Bugün yasımızı tutalım.

Anne ve babalarının yasının yanında hiç bir anlamı olmasa da.

Bugün...her gün gibi değil.

Bugün çok acı.

Bugün en çok bugün akla ihtiyacımız olan gün.

Ben dahil.

 

Cuma hesabı

Doğrudan yazıları yorumlamaya başlıyorum.

Mezopotamya. Kürtlerin Kaderi.

Yazının ana fikri bence bu cümle:

“türkiyenin en önemli sorunlarından biri kürt sorunudur ve bu operasyonlarla değil diplomasiyle, sorunun asıl muhattaplarıyla çözülecek bir meseledir bunu unutmamalıyız.

Cuma hesabımızı çıkaralım...

Elimden geldiğince bu haftanın cuma hesabını çıkarmaya çalışacağım...

Kerim Baydak, yazılarını okurken bazen gelip bir yumruk boğazıma oturur. Bir sonraki cümleye gidemem. O kadar yalın ve düz anlatır ki "umudunu". Gene öyle yapmış. Yalın ve yalvaç bir usulde 2010 yılında "orada" bir Adıyaman'ın var olduğunu, doktorsuz olduğunu, çaresiz olduğunu ama asla ümitsiz olmadığını anlatmış. Vurmuş kalbime girmiş. Ben de Prof. Dr. Mahmut Durmuş'un performansını yakından takip edeceğim; farz oldu!

Onverita'da Cuma hesabı

Eskiden İstanbul’da esnaf Cuma günleri hesap kapatırmış. Esnafın kalfası ya da oğlu alacakları toplamaya çıkarmış. Yani Cuma günü hesap günüymüş. Ben de buradan hareket ederek bu hafta Onverita'da kim ne yazmış, bende ne kalmış onun hesabını çıkarmaya karar verdim.

Pasif Eylem ve Gazze

Gazze'ye yardım götüren konvoya yapılan İsrail ordusu tarafından yapılan baskında on altı kişinin öldürüldüğünü (şu saate kadar açıklanan sayı) duyunca ne kadar üzüldüğümü anlatamam. İlk baskın anına ait görüntüleri görünce ise yaşanan saçmalığı insanımıza anlatmanın zorluğunu düşündüm.

Ortada çok iyi anlaşılması gereken bir durum var: Müslüman dünyası pasif eylemin mantığından ve etki gücünden bihaber ya da haberdar ama prim vermiyor.

Vielen Dank, Herr Uwe Dieter Herrmann!

Haberi bir kaç kez okudum. Hürriyet gazetesinin internet sitesinde şu başlıkla yer alıyor: "Alman turistin organları 6 kişiye hayat verdi."

Türkiye'de organ nakli için bekleyen onlarca insana kardeşleri "tırnaklarının ucunu" dahi vermezken bir Alman turistin eşi müthiş bir insanlık dersi vermiş: 6 yurttaşımızın hayatını kurtarmış. Açıkçası günün manşetinin yazımın başlığı olması gerekirdi.

Türkiye 2016'yı alır mı?

Diğer rakip ülkelere bakınca (İtalya ve Fransa) 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın çantada keklik olduğunu düşünebilirsiniz. Hem Fransa hem de İtalya futbola doymuş ve bu şampiyonayı daha önce gerçekleştirmiş ülkeler. Türkiye ise futbola aç (!) ve henüz bir şampiyona düzenleyememiş durumda. New York Times'da çıkan ve lehimizde olan yazıda (Bkz. Hürriyet gazetesi web sitesi) "tek eksiğimiz" olarak "ulaşım", tek eleştiri olarak da Sarkozy'nin Türkiye'nin büyük kısmının Asya'da olması eleştirisinden bahsediliyor.

 

Oysa yazı çok ciddi bir başka eksiğimizden hiç dem vurmamış: Spor seyircimizin ve spor seyretme kültürümüzün olmayışı.

 

Milli Takım'ın ABD kampı doğru mu?

Guus Hiddink'li A Milli Takım'ın ABD kampını sorgulamak gerekiyor.

 

Soru 1: ABD doğru seçim mi?

Değil. Çünkü ABD çok uzak, yorucu ve futboldan uzak bir ülke.

 

Soru 2: Maç yapılacak ülkeler doğru seçim mi? 

Bu da doğru değil. Çünkü Euro 2012 elemelerinde oynayacağımız takımlar açısından sadece Çek Cumhuriyeti bir anlam taşıyor. Kuzey İrlanda ve ABD başka bir futbol anlayışının temsilcileri.

 

Kılıçdaroğlu'nun sabrı

Önce bazı gerçekleri hatırlayalım:

* Kemal Kılıçdaroğlu 62 yaşında. Deniz Baykal ise 72 yaşında.

* Önümüzdeki genel seçimleri de hesaba katarsak Deniz Baykal-eğer Kurultay'da genel başkan olmayı kabul ederse- 5.kez genel başkan olarak bir genel seçime girecek.

* Deniz Baykal ilk dördünü (1995; 1999; 2002; 2007) kaybetti. 1999 CHP barajı da aşamadığı için Meclis'e giremedi.

* Siyasi Partiler Yasası'na göre Türkiye Cumhuriyeti'nde bir siyasi partinin içinde kimin ne olup olmayacağına Genel Başkan karar verir. Kim üye, kim delege, kim ilçe başkanı vb. Tam anlamıyla anti demokratik bir yapı söz konusudur.

* Mevcut  durumdan bütün seçilmiş krallar/genel başkanlar memnundur.

* Siyasi parti içinde "siyaset yapmaya" karar veren kişilerin genel başkanın (istifa etmiş olsun olmasın!) iki dudağı arasından çıkacak söze boyun eğeceğini kabullenmiş olması gerekir.

* Buna karşı çıkanın partiden atılması kaçınılmazdır. Yada kendi isteği ile ayrılıp yeni bir parti/ yeni bir krallık kurması kaçınılmazdır.

 

Skandal, pozitif ayrımcılık ve parti içi demokrasi

Bu ülkede siyaset; daha başka bir çok alan gibi ne yazık ki, biz; orta yaş ve orta yaş üstü erkeklere mahsus bir alan olarak görülegelmiştir. Nüfusun geri kalanı bu alanda ya figüran ya da içi boşaltılmış birer simgedir. Yaşanan son olay bu tespitimizi doğrulamanın ötesinde daha başka olumsuz bir çok hükmün güçlenmesine destek olacaktır.

 

Sonucu belli...

Türkiye bu mudur?

Maç oynanmadan kazananı bilinen ülke midir?

Oylamaya geçilmeden sonucu öğrenilen ülke midir?

Türkiye bu mudur?

Belki budur, belki de değildir.

Ama sanki budur.

 

Samsun'da öldürülen polisler

Milliyetçi kesimi bir kenara koyarsak Samsun'da öldürülen polislerle ilgili olarak "çıt" çıkmıyor. Olayı soğukkanlılıkla değerlendiriyoruz anlaşılan. Hımm evet iki polis...Öldürülmüş...Hımm evet devriye geziyorlarmış...Pusu kurulmuş...Evet şimdi bunlar için yazı yazsak...Hımm evet...

 

Olayla ilgili olarak komplo teorileri dünden hazır zaten: Ergenekonik bir yapı, Samsun'lu o kendini bilmez kışkırtıcıya gaz veriyor; o kıt akıllı ve dar kafalı gidip Ahmet Türk'e yumruk atıyor; BDP'de zaten hazırda bekleyen ve konuşma şehvetiyle yanıp tutuşan kendini bilmezlerden biri " Sadece Samsun'da değil Diyarbakır'da da deli var!" diyor; o Ergenekonik yapı pusu kurup polisleri öldürtüyor. Doktor Watson burada bu cinayetlerin olmasını sağlayan kritik nokta neresidir?

 

Birlikte müzik yapmak

Onverita gibi blog platformlarının geleceğinin ne olacağını bilemiyorum; ancak bu tür bir blog platformun uzun soluklu olması için birlikte müzik yapanlar gibi davranabilmesi gerektiğini düşünüyorum. (Yoksa, iflah olmaz bir dayatma yazısı mı yazacağım yoksa!) Birlikte müzik yapmak mı? Birlikte müzik yapanların çoğu birbiriyle kanlı bıçaklı değil mi zaten?. Koskoca Beatles (Beatles kim mi? Bre cahil nedamet getirip, aç wikipedia'yı oku çabuk. ) bile en sonunda birbirine selam vermez olmadı mı? (Yüce Tanrım insanoğluna  "samimiyeti" neden bu kadar kıt sundun; yoksa bu kadarı bile ona fazla mı?)

Diyebilmek...

Samsun'daki kendini bilmez kışkırtıcının saldırısından sonra Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir gibi "Deli sadece Samsun'da yok, Diyabakır'da da var" demek yerine "demokrasi yolundan bizi çıkarmak için yapılan bu saldırılar bizim bu yola daha çok inanarak baş koymamıza neden oluyor; demokrat sadece Diyarbakır'da yok Samsun'da da, Ankara'da da var" diyebilmek...

 

Kendini bilmemek

Delfi'deki Apollon Tapınağı'nın kapısında "Kendini Bil" yazdığına dair kimsenin şüphesi olmasa da bu sözün kime ait olduğu belirsiz. Kendini bilmemek hususunda pek bir mahir olan insanoğlunun açık yarasına dokunan bu sözün sahibi olarak Eflatun ve Sokrat dahil olmak üzere eski Yunan'ın neredeyse bütün ağa babaları işaret edilmektedir: Hepsi söylemiş olabilir.

 

İnsanın ahkam keserliğinin sınırsızlığının, ukala dümbelekliğinin rahatlığının, gözünü bürüyen hırsın haşmetinin, kızgınlığının bütün hatırları doğrayan keskinliğinin, kibrinin kolayca Kaf dağını aşarlığının, şehvetinin bütün bağları bir anda kül eden korunun, yalancılığının mumunun hiç bir vakit sönmemesinin nelere yol açabileceğini gören kadim bir beynin -belki gelecekte işlerin daha da kötüye gideceğini tahmin ederek- Apollon Tapınağı'nın kapısına bu sözü kazıttırdığını düşünebiliriz.

 

İki dil bir bavulda

İki dil bir bavul "iyi bir film" ama "çok iyi bir film" değil. Ve mutlaka seyredilmeli.

İyi bir film çünkü, bir filmin iyi olması için gereken bir çok öğeye sahip: iyi bir fikir, sağlam bir akış, "el değmemişlik; gün yüzü görmemişlik", akılcılık, "olabildiğince nesnel bir yansıtma, filmin tüm yapısına sinen samimiyet duygusu vb..

Ama "çok iyi bir film" değil.

Onverita için Ergun Özbudun ile Anayasa Röportajı

Böyle bir söyleşi asla olmamıştır. Bu söyleşi tamamen Anayasa tartışmasına katkı olması amacıyla Sayın Ergun Özbudun’un yıllar önce Zaman gazetesi’nde çıkan çok uzun ancak önemli yazısını (4, 5 Aralık 2007) tekrar gündeme taşımak için tasarlanmıştır.(Bu yazı daha önce onpunto sitesinde de yayınlanmıştı. Şimdi tekrar gündeme gelen Anayasa tartışmasına katkısı olacağını düşünerek yeniden ilginize sunulmaktadır.)
 

Nefes...

İyi bir sinema filmini nereden anlarsınız?

Annem filmin başında beyaz elbiseli bir kadın görünce filmin iyi olduğunu anlardı. (Columbia Pictures'ın o meşhur kadını. Bu arada bu elinde ışık tutan kadın Özgürlük Heykeli'ni ve dolayısıyla ABD'yi simgelermiş.) Ne yazık ki annemden bana film şirketi logosundan yola çıkarak film hakkında fikir üretme geni geçmemiş.
"Nefes" filmini "tedirginlik" içinde izlemeye başladım. Çünkü konu sinema açısından o kadar zor ve bakirdi ki. Bu ülkede daha ağzınızı açmadan hakkınızda o kadar kolay hüküm kesilirdi ki. Bu ülke "tabularla yaşamak mı tabuları konuşmak mı?" diye sorulduğunda tercihini hiç duraksamadan "yaşamaktan" yana koymuş bir ülkeydi ki…
 

Yaşamayı düşünmek

"Yaşam yoruyor" diyoruz ya külli yalan; yaşamın bizi yorduğu falan yok! Kendi kendimizi yoruyoruz. Yaşama dair bol bol ukalalık edip durmanın ötesinde anlamlı bir tercihte bulunan insanı çok az gördüm. Tanıdım. Çok büyük bir çoğunluğun -ben dahil- basit, çok kolay terk edilebilir, içi boş, maskelemeye yarayan, üstüne iyi düşünülmemiş, yavan, düşmanı veya rakibi olmadan anlam kazanmayan tercih, hedef , düşünce ve inançları var. Burada kimseyi suçlamadığımı Ahmet Altan gibi yazayım, sadece tespit yapmaya çalıştığımı belirtmeliyim.

 

Çevremdeki (uzak ve yakın) insanları daha bir alıcı gözle inceleyince çok büyük bir çoğunluğun; iki, üç kişi hariç hayatı üzerine doğru dürüst düşünmediğini, düşünmediği için de kalıplar, klişeler, demogoji, yürek çöküntüsü, yüzeysellik, katı bir ideoloji ve fasit daire içinde kısılıp kaldıklarını görüyorum.

 

Boğucu,yorucu, ruh arsanızı istimlak edici bir durum bu.

 

Kerpiç kerpiç üstüne yıkıldı

Nereye aitti o görüntüler?

Hangi geri kalmış ülkedeydi o evler?

Ya o kurtarma çalışmalarına ne demeli?

Ne kadar ilkel!

Ne kadar Haiti!

Neydi o türkü?

Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı...

...

Adı neydi bu ülkenin?

Türkiye!

Yıl kaç, yıl?

2010.

Bu ülke çağ atlamamış mıydı?

Evet, bir kere de değil; bu ülke kaç defa çağ atladı.

...

Başbakan ne dedi?

Kerpiç.

İnşaat Mühendisleri Odası ne dedi?

Kerpiç.

Muhalefet ne dedi?

O da kerpiç dedi.

Yani?

Kerpiç.

Hem ker hem piç.

...

Bu sene İstanbul'da deprem olur mu?

Bilmem olur mu?

İstanbul'da kerpiç ev var mı?

Yok, yoktur herhalde.

Ya varsa?

Yoktur.

Deprem olunca başbakan ne diyecek?

Beton!

İnşaat mühendisleri odası?

Beton!

Muhalefet ne der?

O da beton der!

...

Nasıldı o türkü?

Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı...

 

 

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((