İsrail’in Savaş Suçlarını Bağırmak
Jonathan Cook
9 Ocak 2009
Gazze’de artan ölü sayısı nedeniyle uluslararası gözlem gruplarının yaptığı eleştiri bu hafta ilk kez olmak üzere İsrail’in içinde ordunun kasten Gazze’deki sivil halka şiddet uyguladığına dair suçlamalar içeren hukuksal hareketlere neden oldu.
– Tıp personeline ve Gazze’deki Birleşmiş Milletler okuluna düzenlenen saldırılar gibi – çeşitli hareketleri takiben üst düzey İsrail’li komutanların binaların bulunduğu alandaki askerlerini korumak için ağır silah gücü kullandıklarını açıklayan cümleler kullandılar. İçlerinden biri İsrail medyasına şöyle bir açıklama yaptı: “Çok sertiz”
Aynı zamanda İsrail kuvvetlerinin harekat sırasında sivillerin yanmasına neden olan fosfor bombaları kullanarak bu konudaki uluslararası yasaları çiğnemekte olduğuna dair kanıtlar giderek güçlenmektedir.
Bu arada Filistin Başbakanı Selam Feyyad Gazze’deki olayları 1948’de Filistinlilerin başına gelen büyük felakete benzeterek “ Yeni Nakba” olarak adlandırmıştır. Filistin yönetimi İsrail liderlerini uluslararası mahkemelerde savaş suçlarından dolayı dava etmeyi planlamaktadır.
Geçtiğimiz son günlerde verilen yasal mücadeleleri, okulları,üniversitelerii,camileri,hastahaneleri ve ambulansları vuran yeni bir İsrail saldırı dalgası takip etmiştir. Ordu bu saldırıların bu noktaların Hamas militanları tarafından kullanılması nedeniyle gerçekleştirildiğini açıklamıştır.
Çarşamba günü İsrail parlamentosunun bir Arap üyesi olan Talip El Sana’nın Cebaliye mülteci kampındaki Birleşmiş Milletler okulunun bombalanarak oraya sığınmış en az 40 Filistinlinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyla ilgili olarak İsrail mahkemelerine başvurduğu açıklanmıştır. Birleşmiş Milletler yetkilileri ise, İsrail’e okulun GPS koordinatlarını verdiklerini belirterek ve çok açık bir şekilde görülecek boyutta buranın BM bayrağı ile işaretlendiğini hatırlatarak sadece sivillerin sığınmasına izin verdiklerini vurgulamışlardır. BM’ler bir soruşturma talep etmiştir.
Bay El Sana bu dava da davalı olarak Başbakan Ehud Olmert, Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ve Savunma Bakanı Ehud Barak isimlerinin yer aldığını söylemiştir. Milletvekili, “İsrail’in Hamas gibi bir terörist örgüt mü yoksa uluslar arası hukuka saygılı bir devlet mi olacağına karar vermesi gerektiğini söylemesi gerekir" dedi. Başka bir dava dilekçesi de 8 ayrı İsrail insan hakları grubu tarafından İsrail Yüksek Mahkemesinin ordunun ambulansları ve tıp personelini hedef almasını yasaklaması için verilmiştir.
Dilekçede tıp personelinin yaralıları tedavi etmesini veya hastahaneye taşımasına engel olacak şekilde İsrail’in ambulanslara dönük yaptığı saldırılara ait sayısız örnekler verilmektedir.
El Cezire televizyonunda Filistin’li tıp personeli yirmibir çalışanının İsrail saldırısı ile öldüğünü ve çok sayıda personelinin de yaralandığını açıklamıştır.
Geçtiğimiz Salı günü Gazze’deki Al Durra hastanesi vuruldu ve bir gün sonra Danimarkalı yardım kuruluşu DanChurchAld tarafından çalıştırılan üç mobil klinik kullanılamaz hale getirildi. Uluslar arası Kızılhaç Komitesi bu hafta kullandığı geleneksel diplomatik dilin dışına çıkarak İsrail’in yaralılara yardım etmek üzere gidecek tıp ekiplerine izin vermemesini eleştirdi.
Çarşamba günü çatışmaya verilen üç saatlik arada yardım ekipleri bu haftanın başında çok yoğun bir şekilde bombalanan Gazze şehrinin güneydoğusundaki Zeytun yerleşim birimine ulaştı.
Orada, içlerinde anneleri de olmak üzere onbeş cesedin yanında açlıktan ölmek üzere olan dört bebek bulundu. Aynı bölgede birçok cesetle karşılaşıldı ve diğerlerinin enkaz altında olduğuna inanılmaktdır. Bu süre çerçevesinde İsrail tankları yıkılmış binaların yanında bekliyordu. Pierre Wettach, bir Kızılhaç sözcüsü İsrail’in tıbbi yardımı geciktirmesini “şok edici” ve “kabul edilemez” diye tanımlıyordu. Şunları ekledi: “ İsrail ordusu bu durumun farkında olmamış olamaz. Ancak yaralılara yardım etmemiştir."
İsrail’deki insan hakları savunucuları içindeki tıp çalışanları bu sese katılıp İsrail yetkililerinin gerçekten ciddi bir şekilde yaralanan sivillere dönük yardım taleplerini sürekli olarak reddetmelerini eleştirmektedir.
BM, başka bir üç saatlik ateşkes sırasında bir yardım konvoyuna dönük İsrail saldırısı sonucunda iki şöförünün öldürülmesi ve diğerlerinin yaralanmasından sonra Perşembe günü yardım çalışmalarını askıya aldı.
Gazze’deki BM yardım çalışmasının başında yer alan John Ging şunları söylemektedir: "Onlar,bir saldırıya uğramamak için bütün hareketlerini her zaman olduğu gibi İsrail’lilerle işbirliği içinde yürütüyorlardı."
Filistili kaynaklar ve uluslar arası gözlemciler İsrail’in kara harekatı Gazze’nin içine ilerledikçe sivillerin ölü sayısının çok hızla artmakta olduğuna dair uyarıda bulunmaktadırlar.
Al Hak, Filistinli bir yasal haklar grubu bu saldırı sırasında öeln yediyüzelli Filistinlinin %80’ninden fazlasının sivil olduğu konusunda uyarı da bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine gore ölenlerin en az % 40’ı çocuktur. Ayrıca 3000 Gazzeli de yaralanmıştır.
İsrail’li komutanlar kendi önceliklerinin askerlerini korumak olduğunu söyleyerek en son saldırılardan sonra giderek ağırlaşan sivil ölümler karşısında, İsrail medyasında yer alan bilgilere göre, çok şaşırmış görülmemektedirler. Haaretz gazetesinde komutanlardan biri şunları söylemektedir: “Bizim için dikkatli olmak demek agresif olma demektir.Sahaya girdiğimiz andan itibaren aynen savaştaymışız gibi davrandık. Bu da sahada müthiş bir hasarın oluşmasına yol açtı.”
Gazete bir hafta önce hükümet kara operasyonuna izin vererek bu kadar çok sayıda Filistin’linin zarar görmesini göze aldığını yazmaktadır.
Çarşamba günü, Yüzbaşı Amir, olarak tanıtılan başka bir asker şunları söyledi İsrail televizyonunda : “Çok sertiz.Kendi ordu mensuplarımızın zarar görmesini engelleyecek yöntemleri uygulamaktan çekinmiyoruz.”
Gazze’nin İsrail tarafından bombalanmasında havai fişek tipi patlamalarla simgeleşen beyaz fosfor bombalarının kullanımı ordunun taktikleri arasında yeralmış gibi görünmektedir.
Bombalar askeri operasyonları kapatacak yoğun duman bulutları oluştursa da aynı zamanda deri ile temas ettiğinde ciddi yanıklara neden olmaktadır. Gazze sınırında duran tankların yanında fotoğraflanan açık mavi bombalar Amerikan yapımı fosfor silahları olarak tanımlanmaktadır. Jane’s dergisinin silah uzmanı olan Nel Gibson London Times’a bu bombaların on dk.a kadar yanabilen geliştirilmiş bir model olduğunu ifade etmiştir.
Bu bombaların kullanımına sadece duman kalkanı yaratmak için izin verilse de bunlar insanlara dönük kullanıldığında bir kimyasal silah olarak kabul edildiğinden yasaklanmıştır. Filistinli ve uluslararası tıp personeli tedavi edilmesi çok zor yaralara sahip olan ciddi sayıda yanık kurbanları rapor etmektedir.
Dün uluslar arası af örgütü İsrail askerlerini Filistin’li sivilleri kendilerine kalkan olarak kullanmakla – İsrail ordusunun Hamas’a karşı daha once defalarca kulladığı bir taktik – suçlamıştır. Sözcü Malcolm Smart şunları söylemiştir: “ İsrail askerleri çok sayıda Filistin’linin evine girmiş, bu evleri tamamen bir askeri üs ve keskin nişancı noktası olarak kullanırken aileleri de evin içinde oturmaya zorlamıştır.”
Jonathan Cook İsrail, Nasıra’da yaşayan bir yazar ve gazetecidir. Son kitapları “İsrail ve Medeniyetler Çatışması:Irak İran ve Ortadoğuyu yeniden İnşa Planı” ve “ Kaybolan Filistin: İnsanlığın Kaybında İsrail Deneyleri” Web Sitesi www.jkcook.net
Bu makalenin orjinali Abu Dabi’de yayımlanan The Natıonal gazetesinde yayınlanmıştır.
- Hakan Kızılay's blog
- 169 okunma
- Yaziyi paylaş



Duyarlı yazınızı kutlarım. Ben de sayfamda Gazzeli Çocuk ve Savaş ve Çocuk şiirlerimle konuya değinmiştim. İlgi ve yorumunuzu beklerim. Dost selamlar.
erhantigli
Yeni yorum gönder