CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu artık…
Yıl 1977, yaşım 17, heyecan tavan, beklenti yüksek…
Yıl 2010, yaşım 48, heyecan tavan, beklentim yüksek…
Vay be! Tam 31 yıl sonra aynı hisleri tekrar yaşama zevkini tattım…
Ne mutlu bana!
Hele konuşmasının sonuna doğru Nazım Hikmet’ten alıntıyla bitirince; bana ne olduğuna gelmeden, ne dediğine bakalım mı?
‘’Bir ağaç gibi tek ve hür - bir orman gibi kardeşçesine – İktidara koşuyoruz – Hep beraber…’’
Bana ne oldu?
İşte o andan itibaren gözyaşlarım damladı…
Gelelim kurultay konuşmasının çarpıcı yanlarına…
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun sakin tavrının yeri gelince kaplan tavrına dönüşebileceğini kanıtladı.
Kendine münhasırın liderlik vasfını olduğunu herkese gösterdi.
Sayın Başbakana, Recep Bey diye hitap etmesi yeni döneme damgasına vuracaktır… Bu hitabın altında yatan duygu aslında 8-9 yıllık hegomanyaya bir meydan okumadır, bir rest çekmedir, bir başkaldırıdır bana göre…
Bir şeyi daha yere-göğe anlattı.
Neyi?
AKP’den rahatsız, memnuniyetsiz, hoşnutsuz ancak seçenek arayan tüm insanlara umut oldu.
Niye tüm insanlara derseniz?
Merdiven altı, kaçak başörtülü kızlarımızın, kadınlarımızın sosyal güvencesiz çalıştırılmasını önleyeceğiz iddiası bence çok önemlidir…
Bir diğer önemli nokta ise aile sigortası kavramıyla yoksullara, fakirlere kömür ve gıda yardımı dağıtımına son verileceğini söylemesidir. Çünkü hem insanlığın temel değerlerinin ayaklar altına alınması hem de onurların kırılması bitirilecektir.
Kemal Beyin şansına her şey onun lehine işliyor… İşte iç ve dış konjonktür, işte işsizlik, işte AKP yorgunluğu…
Bir insanın şansı açılır ve yürü be arkadaş! derler hani ya… Kemal Beyin durumu da aynen öyledir. Aklıma bir fıkra geldi, yazımı da onunla sonlandırayım bari…
Adamın birisine sayısaldan büyük ikramiye çıkıyor. Karısına bile söylemiyor ve sabaha karşı ikramiyeyi almak üzere yola çıkıyor. Tam yarı yola gelmişken telefon çalıyor. Arayan kayınbiraderi...
- Nerdesin enişte?
- Dışarıdayım, hayırdır?
- Çabuk eve gel!
- N 'oldu? Çok mu acil?
- Hemen gel! Ablam!...
- Yoksa hasta mı?
- Yok, sizlere ömür!... Başımız sağ olsun!...
Telefonu kapattıktan sonra adam bulunduğu yere çöküyor... Ve gülmekten kendini alamıyor.
-Ey güzel Allah'ım, verdikçe veriyor, verdikçe veriyor!::)))
Saygı ve sevgilerimle…
Ömer Özdamar/Burdur-Bucak/22 Mayıs 2010



...
Muhteşem bir kurultaydı gerçekten,
Solun bölünmüşlüğünden kurtulması dileklerimle...
kırlanqıç
Yeni yorum gönder