Kalemiti günlüğü

Günaydın fobik ve Mevlana ikilemi

Bir insan ,Mevlana'dan sözleri buzdolabına post-it yapabilir;Elif Şafak'ın Aşk kitabını alıp,dili dışarda bir hararetle altını çizip bütün bir alemi çözmüşcesine Nirvana'ya ulaşa da bilir.Ya da her on cümlesinden sekizi 'insan sevgisi' ile bezenmiş nüvelerle dolu da olabilir.Ama bu bahsedilen insan tipi,bir 'günaydın' demenin köşe kapmacasını oynuyorsa ,yukarıda sayılan bütün post-itlerini buruşturup çöpe atasın da gelir...

 

KINAMA

İsrail hükümetinin yapmış olduğu bu katliamı hiçbir şekilde savunmuyor ve elbetteki kınıyorum.Ama sen de bir daha 'o dönemin koşulları öyle gerektiriyordu' yla tarihini açıklamaya çalışmayacaksın tamam mı?

Onların bankası...

Daha kapıdan adımını atar, atmaz seni kapı dışarı atan görünmez bir el vardı sanki sana ''kışt kışt'' yapan. Gümüş yüzük takıp, saçını dinibütün yana yatırma şekliyle tarayan güvenlik görevlisiyle ; tamamı türbanlı kadın memurlarıyla; incecikten dinibütün dudaklı ve yine gümüş yüzük,basık kafaya, basık taranmış saçlardan mütevellit ''selamün aleyküm'' ,''hayırlı günler'',''iyisinizdir inşallah'' şeklinde konuşan bana hiç gülmez surat müdürüyle; gelenlerin ellerinde tuttukları poşetlerde ''Kısmet Tur'',''İkbal Pazarlama'','' Kübra Giyim'' yazıyor olmasıyla; müşterilerinin çember sakallarıyla çepe çevre çevrelendiğin o banka '' pışıkkk! ben onların'' bankasıyım, senin değil'' diyordu.

 

Bir kedim bile var,anlıyor musun?

Annemden mütemadiyen ''hayatta ne oldum değil de ne olacağım diyeceksin'' lafını duya duya büyümüş bir insan evladı olarak şu günlerde tuhaf duygular içerisindeyim. Hoş, annemin zaten ''Nasihat Ana '' diye abidesi dikilmeli ya. Ben bu kadar nasihat vermeyi sevip de kendisi uymayan birini daha tanımadım... (Yok be sürüsüne bereket, bi tek annem değil yani, biliyoz.)Gerçi şu günlerde aramız o kadar iyi ki dün Ortaköy'de denize karşı balık bile yedik...Neyse konumuz bu değil,konuyu dağıtmaya ve zaten genel olarak dikkati anca 5 dakika olan okuyucu milletini yormaya hacet yok.

 

Konumuz ''kedi''.

Hayat Güzelmiş...miş miş...

6.Haziran.2009'da öylesine bir an...

Az önce kapım çaldı. Komşu, Behiye... Bir göğsü kanser sebebiyle alınmış. Resimler yapar. Altın günleri yapar arkadaşlarıyla. Gay iki erkek arkadaş da katılır bu altın günlerine.Herkes gibi dışarıdan bakınca göremeyeceğin bir hikayesi var Behiye'nin de... 

 

Bazen Behiye'yle  kahve ya da şarap içeriz. Çocuklarını sever. Güleryüzlü...

 

Behiye zili çaldı, dedi ki bak sana neler vereceğim. Bir koca tabak dolusu kiraz ve başka bir tabakta da börekler, yaprak sarması. İnşallah beğenirsin dedi. Sen yaparsın da beğenmem mi dedim.

 

'' Madem ölücez, niye doğuyoz '' gibi bir haleti ruhiye içindeydim. Hatta sokakta yürürken babama da söyledim. Madem ölücez niye doğuyozzz? Bunca saçmalığı niye yaşıyozzz? Ne gerek var?

 

O an bana kalabalıkların her gün akıp geçtiği yol kenarındaki kaldırımda büyümeye çalışan bir avuç otu gösterdi. Bir tutam ot,  taşların arasından çıkmaya çalışıyor, kimseye aldırmadan, hiç kimseyi sallamadan; yağmura, çamura,topuklara inat ,hayat mücadelesi veriyordu. Bunun bile bir anlamı var dedi. Senin de böyle dedi. Sen hayatı anlamlandıramıyorsan o senin hatan dedi.

 

Eyvah boşandım!

Sayın boşanan kadın hemşehrilerim,

 

biliyorum şu an içiniz sıkkın, gerginsiniz...

 

 

O kadar okul okuyup, toplumda bir yer edindikten sonra, henüz hödüğün teki olduğunu bilmediğiniz ve bilemeyeceğiniz beyaz atlı paketine sarılarak size kendini sunmuş bir prens karşınıza çıktı. Ne kadar okusanız, etseniz de hayalleriniz taaa küçükken oynadığınız evcilik oyunlarından ötürü bilinçaltında şekillenmiş, kırmızı  pancurlu ev, beyaz atlı prens ve mini minnacık bir çocuk üzerine inşa edilmişti.

 

Ve yaş da ilerledikçe çevrenin bastırmaları, ''neden evlenmiyorsun?'' gibi aslında oldukça tuhaf ama bir o kadar da alışılmış (banal, tekdüze, sıkıcı ve moktan ) sorularla kuşatıldınız. Sonra '' ya eğer gecikirsem, çocuğum olmazsa/ olsa bile ya mongol olursa?'' gibi saçma sapan iç seslerle karşınıza çıkan kötünün iyisi, eli ayağı düzgün, e bi işi de olan birine aşık oldunuz. (Oldunuz mu yoksa zaten bu şartlandırılmışlıkla başka seçeneğiniz de yok muydu?)

 

Yauşşşak!

(Kusura kalmayın, bu yazıda hiç de kibar olamayacağım.18 yaşından küçükler okumasın. Kan, kin, şiddet,intikam, şehvet, argo, orgazm takliti,psikopat motifler, kırbaç,bileklik,zincir, kelepçe içerebilir , ona göre...)(Bileklik diye bişi yok yaa...Onu yok sayalım.)

 

Bu gitmeler gitmek değil...

                                                                          -bu yazı gittiği için değil, iyi ve dost olduğunu bildiğim için -

 

 

 

Bazı gidişlere kayıtsız kalabilirsin. Fakat bu gidişe kayıtsız kalmak çok zor..

 

 

.Evet sanalız, manalız ama farkında olmadan ki eğer yazıları okuyup, takip ediyorsak, belli bir zaman sonra yazılardan yazarları analiz etmeye ve tanımaya da başlıyoruz. Kiminin görüşleri bize hiç mi hiç uymaz, sevmeyiz, kızarız. Kimisinin ki yine uymaz ama her nedense buna rağmen içimiz ısınır, kızamayız. Kimisinin ki ise okuduğumuzda kendimizi bulduğumuzdur, başımızın tacı ederiz.

 

 

Gadınlar Günü hasebiyle: boşanmış gadının dramı...Hıck!

Boşanan gadın çok dramlıdır.Gendimden biliyorum da söylüyorum. Ve gonuyu gendimden galkarak genellemeye garar vermiş bulunuyorum.

 

Evet, biz boşanan gadınlar çok dramlı oluruz. Gözlerimizi maziye yatırıp,mazideki kötü hatıralarda ööölecene takılı kalmışızdır. İsteriz ki bir el bize uzansın, bir şefkat neyin göstersin,içinde bulunduğumuz her yer garanlık ,pür nur o mevki ,mağrip mi yoksa makber mi yarab garanlıklardan çeksin çıkarsın isteriz. Dilimizde hep Ferdi abinin o şarkısı ve elimizde gandil , gözümüzde mendil ,''şefkattt arıyorummm, aşkk aşşkk arıyorumm, dostt arıyorumm'' diyerek dolaşır bir halimiz,tavrımız,gederimiz, hüsranımız vardır. Sürekli aranır bir pozisyondayızdır biz boşanan gadınlar. Devamlı, mütemadiyen ayağı yanık gedi gibi aranırız. Bir yaprak çıtırdasa bizi derrin gederimizden gurtaracak o gişi, evet evet o gişi geldi sanırız. İsteriz ki ''o gişi '' gelsin başımızı, neyinimizi okşasın, şefkat, anlayış göstersin, ihtimam, hissiyat versin isteriz. Boşanan gadın çiçektir, çiçek de bilindiyi gibi su ister. İsteriz ki ''o gişi '' bizi sulasın.

 

Çoook özlü sözlerim...

Bundan böyle özlü sözlerle konuşmaya karar verdim, bu millet buna alışmış. Haa unutmadan her hakkı da mahfuz olup, uyarlamalar ve sözler tamamen bana aittir :

 

 

''Kendi ürettiği pantolonu,tişörtü hakir görüp giymeyen milletlerin üzerinde başka milletlerin ''marka'' bayrağı dalgalanır.''

 

 


''Victoria secret sütyen takıp, Calvin Klein don giymek için kuyruğa girebilecek kadar çıldırmış insanların ''benim ülkemde yaşıyorsan, benim dilimi konuşacak, benim bayrağıma saygı duyacaksın'' diye lakırdı etmeleri karadeniz fıkralarından bile daha komiktir''


 


''Irkçılık öyle salgın bir hastalıktır ki faşist faşiste baka baka kararır''


 

Feylezof Asansör

Bu 60 daireli apartmanda her gün sayısız insan taşıyorum.

Doğal olarak sayısız insanla insan suretiyle karşılaşıyorum.

Mesela spora giden gençler gerim gerim gerinip, derin bir gururla aynada vücutlarını incelerken, yandan, önden, popodan, karından , yaşlı Fahrinur teyze hiç ama hiç bakmaz aynaya. Küsmüş gibi hayata. Napsın be, yüzü toprağa bakar olmuş kadının artık. Fahrinur teyze unutmuş bir zamanlar genç olduğunu, gençler de bir gün nasılsa Fahrinur teyze olacaklarının henüz değiller farkında. Yapışsan da kusursuz mu kusursuz vücuduna, vücut bu, bırakacak zaman sonra seni ruhuna.

Anneler biner çocuklarıyla... Çocuklarının elleri, ayakları, saçları kapıma sıkışmasın diye pür dikkat kesilirken, beni de alır deli bir telaşe mesela. Beni de alır bir deli telaşe dedim ya birden bire aklıma Sabahattin Ali'nin şiiri geldi. Hani var ya Nükhet'in söylediği : '' Beni sararrr melankoliii, aaaaaahh! Beni sarar melankoliii...''

Mecburen Teoman...

 

Yıl 1970... O zamanlar ve hatta bu zamanlarda da yurdumuzda 911 diye bir acil servis yok. Annemin doğum sancısı tutmuş...Doğum sancısı tutunca 911 aranır ama bizimkiler , yurdumuzda 911 olmadığı için arayamamış ve tırıs tırıs hastanenin yolunu tutmuşlar.

 

 

Masaçuset Devlet hastanesi, PM sabaha doğru 5 suları (PM miydi ? )...Beni doğurtacak şanslı doktorun adı Teoman'mış. Sabahın köründe ''Doktor Teoman, doktor Teoman doğumhaneye gelmeniz rica olunur'' diye bir anons yapılmış olduğunu hiç sanmıyorum. Kendisi nöbette sızmışken birinin ''galk, galksana la, seni çağırıyolar ''diye dürtüklemesiyle yerinden sıçrayarak, gözünün çapağını ovuştura ovuştura doğuma girmiştir diye tahayyül ediyorum... Derken , Annem-sancı-derin nefes al, ver,al ver ve bendeniz! Üveee üveee üveee! Dünyayı kurtaracak tohum! Terminatör Arnıld çok uğraşmış ama ne yaptıysa ne ettiyse doğmama engel olamamış. 40 yaşına gelmişiz ,tohuma kaçmışız halen daha bana ABD'lerden utanmadan kart atıp,''ahh ben seni nasıl doğurtturdum, vah ben seni nası doğurtturdum'' diye dizlerine vurur terbiyesiz. İnsan bi hırsını yener, bi efendi olur yaa...

 

 

Bir de burdan yak...

(Bu yazıdaki kişi, vatan,kurum ve kuruluşlar bütünüyle hayal ürünüdür. Ki zaten hiç böyle bir kişi ya da böyle bir vatan olur mu? Olabiler mi?)

..........

Tabii devamlı empati kurmasını beklediğin insanların yerine sen kendini koyup empati kurmazsan olmaz. Bir de o taraftan olaya bakmak , bir de burdan yakmak lazım.

Denek olarak bir adet vatan evladını alalım.

Yalnız bu vatan evladının anası ve babasının da bir zamanlar aynı vatanın (her türlü) sisteminden (okul, hastane, postane, kışla, üniversite, medya) geçmiş vatan evladı ana ve babalar olduğunu mümkünse göz ardı etmeyelim.

Bu 1 adet vatan evladımız ,sistemin klişe annesi tarafından klişe hastanesinde ya da evinde dünyaya getirilir.

ŞEKERE KATEM MEN SENİ...

Merhaba Onverita,
Haydin bakalım, ya allah bismillah! ;)
 
ŞEKERE KATEM MEN SENİ
 
Bir günün nasıl geçiyor hiç düşündün mü? Ben çok düşündüm. Hatta düşünmeyi bırak düşündüğümü de çok düşündüm...

yaban: Neden agır açıyor bu site bilen vamı
ugur erhan: site ağır ağebey sınıfına girdi ya belki de ondandır ağır açılması))))
masterverita: test
ugur erhan: masterverita sanırım bir test çözeceğiz ama testi sorularını vermemişsin))))))
ugur erhan: bu arada eski yazılanlar sıcaktan buharlaşıp uçtular mı?
NautilusPro: bEN DAHA FAZLA TEST İSTEMİYORUM
NautilusPro: büyük olmuş kusura bakmayın )
Kerim baydak: bu ne ya bazı yazılar ekleniyor bazıları eklenmiyor
masterverita: hangi yazilar buradan bildiirn, herkes tatil havasinda gozden kacan olabilir
ugur erhan: bu aralar biraz işim var site ile pek ilgilenemiyorum.
ugur erhan: Bende farkındayım anasayfaya alınmayan bazı yazılar var.
ugur erhan: Ben sadece kendi yazımı anasayfaya alıyorum, belki diğer arkadaşlara haksızlık oluyor ama
ugur erhan: şimdiye kadar yaptığım çalışmanın bir kıyağı olsun bu bana)))))))
Kircicegi: yine gec kaldim
ugur erhan: neye geç kaldın kırçiçeği
Kircicegi: yazi düzenlemeye:9
ugur erhan: aman boş ver zaten yazı gelmiyor ve gelenlerlede kimse ilgilenmiyor site kendi kendine yuvarlanıyor gidiyor işte
Kircicegi: ben yazmak istiyorum ama Tezimi hazirliyorum 5 haftam kaldi ancak biter
Kircicegi: bittince bol bol yazarim
Kircicegi: yine reklam da yaparim
ugur erhan: kolay gelsin umarım tez konusunda başaraılı olursun
ugur erhan: bir tezim bile olmadı)))))))
Kircicegi: insallah olursam uluslar arasi egitmenim
Kircicegi: tüm dünya da yardim kuruluslari arasinda
Kircicegi: söz sahibyim o zaman cünki diplomayi berlin verecek
ugur erhan: tezin geçerse bunu ıslatırız artık
ugur erhan: bir kova su ile))))))
Kircicegi: benim tez aralikda belli olur canin sagolsun ne istersen
Kircicegi: ben icmem icki ama sana ismarlarim
Kircicegi: niyetli degiliz galiba
ugur erhan: canım bende her zaman içeceğim diye bir şey yok.
ugur erhan: yok ben oruç tutmuyorum
Kircicegi: ben tuttuyorum
ugur erhan: ne güzel inançlarını yaşayacaksın
Kircicegi: olsun söyle bir sarköy sarapina hayir demezsin herhalde
ugur erhan: oooffffffff ne biçin gider hem de
Kircicegi: tamam bitsin tezim söz özelden adres bildirirsin getririm
Kircicegi: ya da gönderirim
ugur erhan: şarabın yanında et yerler genelde ama ben et yemeyenlerdenim
ugur erhan: vejeteryan değilim ama
Kircicegi: sende ne yemek istersen onu yersin sorun degil ki
ugur erhan: sen geç de onların hepsi hal olur
Kircicegi: neyse benim cikmam lazim treni kacircam yoksa tekrar
Kircicegi: görüsmek dilegi ile
Kircicegi: kendine iyi bak
ugur erhan: ok
ugur erhan: hoşçajakl
ugur erhan: ama yazdım iyimi?
Kircicegi: sende
Kircicegi: olsun ben anladim
ugur erhan: ok
AYKIZ: aaaaaaaaay.nihayet gelebildim....
AYKIZ: kırçiçeği-Uğur Erhan , Serdar Bey, Suat bey..merhaba...
AYKIZ: yönetime bi mesaj atmıştım-dikkate almayınız..buldum nihayet şifremi-geldim işte.)
AYKIZ: sağım şimdilik-hele şu referandum "hayırlı"sıyla bitsin de daha sık gelmeye çalışacağım...
AYKIZ: sadece seçim hazırlıkları yüzünden yine yoğunum-ve bağımsız yargı yoktu ya hepten yokolacak kaygısından uykula
AYKIZ: rım gitti yine-dönem dönem uykusuz kalırım da-bu aralar daha fazla oldu işte..hayır çıksın-azıcık kendime ve sitelerime zaman
AYKIZ: ayırabileyim...evette daha da farklı sorunlar olacak-onlarla uğraşmalıyım o zaman...beni unutmayanlara sevgi ve selamlar.
ZuhalVoigt: Merhaba Aykız, son zamanlarda ben de pek yoktum, yaz dolayısile
ZuhalVoigt: Sizi gördüğüme sevindim. İşlerinizin yoğunluğu azaldığında daha sık görüşmek ümidiyle.
AYKIZ: merhaba Zuhal hanım , ne güzel..tam kapatacaktım-bir de fotoğraflayayım dedim sayfamı
AYKIZ: ben de çok sevindim sizi görünce...sevgilerimle..umarım her şey yoluna girer-çok çıktı çok...hayırlısı )
AYKIZ: size ve tüm dostlara sevgi ve selamlarımla.
ZuhalVoigt: "Hayır" lısı)) Benden de çok sevgi ve selamlar
AYKIZ: )) iyi geceler dileğimle.hoş ve sağlıkla kalın emi.
ZuhalVoigt: İyi geceler. Siz de aynen..Görüşmek üzere..
AYKIZ: Serdar bey teşekkürler..anımsayabilmiş ve düzeltmiştim girip.) sağolun..
Kircicegi: merhaba aykiz aramiza ne güzel bir dönüs bu
Kircicegi: sevindim valla
yaban: abooo sevinenler bir arada bende sevindim ))
AYKIZ: Kırçiçeği sağol..ooooy.Yaban da sevindi..sağol yaban.teşekkürler.
yaban: selam dostlarımı yakaladım ne?
yaban: kır çiçegi selam nasılsın uzun zamandan beri
Kircicegi: valla dostunu bilmemde yaban iyiyim arkkadasim
Kircicegi: dogru uzun zamandir görüsemiyoruz cünki senin
Kircicegi: özel mesajlara verecek vaktin yok sanirim
Kircicegi: ama iyiyim belirli bir süre daha böyle sürecek haril haril tezimi
Kircicegi: hazirliyorum
Kircicegi: Sevgiyle
yaban: hadi bakalım çok çalış kırçiçegi