Kerim baydak günlüğü

Bir Kedi’miz (caddy) Bile Yok

Yaz mevsimi, özellikle içinde bulunduğumuz Temmuz ve Ağustos ayları geldi mi insanlarda bir kıpırdanma, bir hareketlilik başlar.Herkes bu zamanları bir tatil fırsatı olarak görüp, algılayarak, bulunduğu ortamlardan kaçmanın yollarını arar.

Durumu iyi olanlar ve şehrin keşmekeşinden, trafik kargaşasından, stresli iş ortamından kendilerini soyutlamaya çalışanlar, ya deniz kenarlarına, ya da yaylalara akın ediyorlar.

Birkaç  defa gurbette bulunan arkadaşların veya akrabaların yanına gitmekten başka, öyle tatil olarak nitelendirecek bir tatil yapmadığımı söyleyebilirim.

Tatil yapmaya, hem zamanımın yetmediği, hem de çalışmaktan fırsat bulduğum söylenemez.

Anlayacağınız, tatil ben ve benim durumumda olanlar için hayal olmaktan öteye gidemez.

Başkalarına Eleştirmeden Önce Kendimize Bir Bakalım

 

Başkalarına Eleştirmeden Önce Kendimize Bir Bakalım

 

 

İnsanlar, hayatında hatalar yapmaktan münezzeh değildir.

İnsan beşerdir, elbette şaşar, şaşacaktır da.

Esas olan yapılan hataların farkına varmak, bunu tekrar etmemek, ısrarcı olmamak.Küçük bir hata düzeltilmediği sürece  büyük hataların tetikleyicisi olur.

IRGATLIK

IRGATLIK

 

Yılın sekiz ayı,  dışarda geçer.

Kuru ekmek ile, biraz su içer

Irgat onun adı, olur hep göçer.

Kader mi der yoksa, suçlu mu arar?

 

Haziran ayıyla, ırgatlık başlar,

Hastanelerimizde ki gelişmeler çok güzel

              Son zamanlarda en güzel gelişmeler hiç şüphe yokki sağlık alanında olan gelişmelerdir. Geçen zamanla paralellik arzedip, teknolojiden de en güzel şekilde faydalanılmasıyla, insan sağlığına yönelik  sevindirici ilerlermeleri görmemek mümkün değil.

Tüm dünyada ve Türkiye de olduğu gibi, ilimizde de sağlıkta gelişmelerinden nasibini almaktadır.Mevcut hastanelerimiz ve açılacak olan Tıp fakültesinin de eklenecek olmasıyla, sağlıkta çevre illere bağımlı olmaktan kurtulacağız

Yıllar öncesini hatırlıyorum da; “nereden nereye !..” diyerek, tebessüm etmekten alamıyorum kendimi.

Sabahın çok erken saatlerinde hastaneye giderek sıra almak...

Sıra esnasında itiş-kakış, kavga-döğüş, tartışma, kalp kırma gibi nahoş olayların ardı arkası kesilmiyordu.

EY DÜNYA!

EY DÜNYA!
 
Çok şeyler yaşadım, dünya denen han’da,
Ey dünya nedir bu, senden çektiklerim!
Düşmanlık bir yanda, dostluklar bir yan’da,
Ey dünya nedir bu, senden çektiklerim!
 
Yedim içtim senden, almadım hiç haz’ın,
Karıştı her zaman, zemheriyle yaz’ın,
Usandım bilesin, çekmem artık naz’ın,
Ey dünya nedir bu, senden çektiklerim!
 
Ölüp gidenlere, gelenler hep ağlar,
Sevenler sevenlere,  hep karalar bağlar,

Bu Defa Babanın Çalıştığı İlçeye Kızı Gidiyordu

Bu Defa Babanın Çalıştığı İlçeye Kızı Gidiyordu

 

Yine yıllar sonra aynı heyecanı ve duyguları tadabileceğim bir fırsat daha oldu.Bu defa yine evrak teslimi için Malatya ya ve oradan da Darende ye yolculuk vardı. Bu defa ham düşmemiştim.Çünkü artık yolu biliyordum. O eski endişe kaygı ve sıkıntı yoktu. Sadece tatlı bir sevinç,  huzur ve mutluluk vardı. Eski çalışma yerimi, kalmışsa eğer eski arkadaşları ve tanıdık hoş sohbet olduğumuz dost ve arkadaşları görmek vardı.

Bu Defa Babanın Çalıştığı İlçeye Kızı Gidiyordu

Yine yıllar sonra aynı heyecanı ve duyguları tadabileceğim bir fırsat daha oldu.Bu defa yine evrak teslimi için Malatya ya ve oradan da Darende ye yolculuk vardı. Bu defa ham düşmemiştim.Çünkü artık yolu biliyordum. O eski endişe kaygı ve sıkıntı yoktu. Sadece tatlı bir sevinç,  huzur ve mutluluk vardı. Eski çalışma yerimi, kalmışsa eğer eski arkadaşları ve tanıdık hoş sohbet olduğumuz dost ve arkadaşları görmek vardı.

Bu defa kızım ataması aynı yere çıkmıştı.Nadir rastlanacak türden bir durumdu bu sanırım. Artık rastlantımı desem, tevafuk mu desem bilemiyorum. Üzülsem mi, sevinsem mi karar veremiyordum. Seviniyordum çünkü benim açımdan geçmiş acı-tatlı anıları  tekrar yaşamak, geçmişi yad etmek vardı. Gençliğimin birkaç senesinin geçtiği o yerleri tekrar görebilmek heyecanlandırıyordu beni.

Darende’de İlk Gece…

 Yıllar önce işbaşı yapmak için Malatya’ya gitmiştim. Evraklarımı teslim ederek Darende ilçesine gidecektim. O güne kadar Darende’yi görmemiştim. Tekrar otobüse binip Adıyaman’a doğru yol alınca içim içime sığmıyordu. Tatlı bir sıcaklık kaplamıştı yüreğimi. “Herhalde Adıyaman’a yakın bir ilçe olmalı” diye sevinmiştim içten içe. Ancak 20 Km. şehir çıkışından sonra, otobüs sağa giden yola sapınca; içimden “eyvah!!!” dedim. Nereden bilebilirdim Yaklaşık 110 km uzaklıkta olan, sözde mahrumiyet bölgesi, sürgün yeri diye bilinen bir ilçe olabileceğini, en azından öyle söylendiğini.

İşe başlayacaktım ya, gerisi önemli değildi. Ben de herkes gibi ücretli, maaşlı, sigortalı olacaktım ya, uzaklığı o kadar da önemli değildi. Sonuçta ilk işe girişlerde; “işe girelim de neresi olursa olsun, fark etmez” demez miyiz? İşte bende aynı duygularla; işe girdim ya, ben de maaşlı oldum ya, artık yaşamla ilgili, iş aramakla ilgili, tereddütlerim, kaygı, kahır ve sıkıntılarım sona erecek ya, neresi olursa olsun hiç fark etmez” diyordum.

Çay ocağı sohbetleriyle ilgili bir yazı da benden...

 

 Çay ocağı sohbetleriyle ilgili bir yazı da benden...

 

Çay ocağı sohbetleri, geçen yıl da gönüllülük esasına dayalı olarak, ilk başlarda; bir kaç arkadaşla başlayan ve ileriki zamanlarda d da duyanlar ile eli kalem tutan, ağzı kelam eden, yüreklerinde kıpırtılar olan arkadaşların da katılmasıyla bir süre devam etti.

Hoş sohbetlerin edildiği herkesin fikrini ve zikrini kendi hür iradesiyle, duygu ve düşüncelerini dile getirmesi, belki Adıyaman da özlenen,  beklenen, bir eksiği kapatacağı düşüncesi vardı. Ancak kışın şartların oluşmaması, kısa zaman dilimlerinde herkesin kendince bazı işlerinin olması  bir süreliğine ara verilmişti.

Sevgiyle Mutlu Olalım

Toplum ve millet olarak sevgiye aç, muhtaç bir milletiz.

Ne yazık ki çocuklarımız, gençlerimiz, insanlarımız sevgisiz büyüyor.

Kimimiz ebeveynlerimizden, kimimiz eşimizden, kimimiz de evlatlarımızdan ve kimimiz hısım- akrabadan, arkadaştan-dosttan sevgi göremiyoruz.

Ağaç bile sevgisiz büyümezken, çiçekler bile sevgisiz koklanmazken, mevcut canlılar bile sevgisiz sevilmezken, insanlarımızın içinde ki sevgi dağarcığı zamanla erozyona ve dejenerasyona uğrayarak, sevgisizlikten yok olup gidiyoruz.

Sizin de Vedalaştıklarınız Yok mudur?

Sizin de Vedalaştıklarınız Yok mudur?

 

Geçen hafta sonu çocukların ısrarına dayanamayarak baraj kenarına gittik. Çocuklar dediysem, öyle cumbur cemaat değil. Ancak bir motorsiklet kaç kişi alırsa, o kadar.Hava da güzeldi.Doğrusu benim de hoşuma gitti. Hem temiz hava alacak, hem kitap okuyacak, hem çocuklarla başkaşa olacak, hem de şansımız yaver giderse eve balıkla dönebilecektik.Eee baraj kenarına gidilir de misinasız gidilir mi?

Hemen misinaları hazırlayıp,  barajın o kirli suyuna atıverdik. Balık tutma yasağı da vardı.Gerçi balık tutunca, yiyeceğimizi pek sanmıyorum ; ama yine de nefsi tatmin etme adına bir şeyler yapmak istiyordu. Henüz arıtması olmayıp şehrin necis sularının baraja aktığı bir bölgede tutulan balıklar ne kadar yenilebilir ki? Ya da ne kadar içinize sine sine yersiniz ki?

AH ŞU IRGATLIK!

AH ŞU  IRGATLIK!

 

Yılın sekiz ayı,  dışarda geçer.

Kuru ekmek ile, biraz su içer

Irgat onun adı, olur hep göçer.

Kader mi der yoksa, suçlu mu arar.

 

Karşımızdaki Kişi Aslında Biziz Ama Farkında Değiliz

 Karşımızdaki insanda gördüğümüz olumsuz söz ve davranışlar bizi rahatsız eder.Biz  kendi konuştuklarımızın ve yaptıklarımızın hep doğru olduğunu düşünürüz. “Ben söylüyorsan doğrudur, ben yapıyorsun olumludur” gibisinden kendini beğenmişliğin ve ahmakça bir acizliğin içerisine düşüyoruz. Biz başkalarında görmek istediklerimizi görüyor, görmek istemediklerimizi de nasıl hesabımıza gelirse öyle değerlendiriyoruz. Başkalarında gördüğümüz olumlu ve olumsuzluklarda; olan bitenin aks’ini ve yani ayna gibi bir şeffaflıkta yansımasını taşıyoruz, yaşıyoruz da farkında değiliz. 

Biz kimi nasıl tarif ediyorsak, aslında oyuz.Şöyle etrafınıza bir bakın.Çeşitli gruplar mevcut. Sadece kuru kalabalıklar diye nitelendirilecek bu gruplarda bulunanlar, hep aynı kapasite ve  özellikte olanlar değil midir?

Yastık Altı Boşalacak Böyle Giderse

           Yastık Altı Boşalacak Böyle Giderse

 

Altın, yüzyıllardan beri en zor durumlarda, en sıkıntılı anlarda ve en mutlu zamanlarda, daima geçerliliğini yitirmeyen tek yatırım ve takas aracı olmuştur. Risk artışı ve yeni değişen düzenler olduğu zamanlarda altın parıldamaya, değer kazanmaya başlamıştır.

Altın fiyatları  her geçen gün rekor seviyede bir yükseklikte kapanmaktadır.Vatandaşlar dahil herkes bu yükselişin nedeni merak ediyor. Kıymetli madendeki bu büyük yükselişi kuyumcular, yatırımcılar ve ekonomistler dahil olmak üzere herkesi nedenini tartışmaya sürükledi.

Sen hangi babadansın!

 

Sen hangi babadansın!

 

Var olma vesilesi, baba bir taraf,

Sen hangi babadansın,  söyle ey insan!

Bugün Babalar Günüymüş!

Bugün Babalar Günüymüş!

 

Her zaman söylerim; yılımızı, günümüzü bırakmadılar, hepsini birilerine verdiler.

Sanki başka gnler kalmamış da, sadece o bugüne mahsus babalar hatırlanacaktır.

Peki, ya diğer günler...

O günler de  babalar unutulacak mı?

Babalar günü, iyi, güzel de...

Hangi babalar günü...

Ne Kadar Anlaşılmaz Olmuş Şu İnsanlar

 

Ne Kadar Anlaşılmaz Olmuş Şu İnsanlar!

 

Şu insanlar ne kadar anlaşılmaz olmuşlar.Anlaşılmaz olmak sanki onlara biçilmiş kaftan gibi... Kendilerine yapıştırıp, yakıştırırlar.Evet, anlaşılmaz olmak!...Maalesef öyle insanlar var ki şu sonu ölümlü, fani dünyada!...

Öyle adamlar var ki; hayat boyu anlaşılmazdır..Karanlığın kötü olduğundan bahsederler; ama kendileri karanlıktırlar.Doğruluktan, açıklıktan, şeffaflıktan bahsederler; ama kendileri şeffaf değiller ve kendileri doğru değillerdir...

Dünyayı yaşadıklarından ibaret gördüklerinden olsa gerek, hep eşya ile kendilerini mutlu edebilmek için çalışıp, çırpınıp dururlar...

Hayat Bu Kadar Ucuz mu Acaba?

Hayat Bu Kadar Ucuz mu Acaba?

 

Her gün insanlar bir şekilde ölüm denen mutlak sona yenik düşüyorlar.

Belki de insanların karşısında aciz kaldıkları tek şey ölümdür.

Herkes de bu şerbeti içmek zorunda.

Zengin, fakir, yaşlı, genç, kat, yat, hat, mevki, makam koltuk sahibi...

Tıp Fakültesi Ve Sayın Prof. Dr. Mahmut DURMUŞ

Adıyaman Üniversitesi,  aynı dönemde açılan Üniversiteler, hatta kendisinden daha önce açılan bir çok Üniversite arasında büyük bir atılım yaparak kendini ispatlamış konumdadır. Özellikle Tıp fakültesinin açılacak olması, büyük bir boşluğu dolduracığı beklentisi çok sevindirici bir gelişmedir.Tam teşekküllü olması beklenen, bir çok Tıp fakültesinden ileri bir seviyeyi yakalayacağını düşünmekteyim.Yine bir çok  Tıp fakültesi bina problemi yaşarken, yapılması da uzun bir zaman dilimine sarkarken, Adıyaman Tıp fakültesinin, mevcut  hazır binalarda yapılan değişikliklerle, en kısa zamanda faaliyete geçecek olması, özellikle bölgedeki sağlık problemlerini bitirecektir kanısındayım.

 

Sıcaklar, Ambulanslar

             Sıcaklar, Ambulanslar

 

Sıcaklar gittikçe artmaya başladı ve daha da artacak gibi görünüyor.

Görünen o ki bu yıl, her zamankinden daha sıcak geçececk.

Gün geçmiyor ki bir trafik kazasına, intihar ya da kavga eden birilerine  rastlamayalım.

Sıcaklığın etkilediği farklı davranışlar sergileyen insanlar, yine faklı davranış ve eylemlerde bulunabiliyorlar.Hani “sıcaklar başına vurmuş” denir ya, işte öyle!...

Tatil mevsimi, geldi, çattı.

DÖKTÜKLERİ KANDA BOĞULACAKLAR--Şiir-( Fahri YALDIZ ve 9 şehidimize ithafen )

             Yakıp yıkıp talan olan yerlerde

Döktükleri  kanda boğulacaklar

Fırattan  Dicleye malum düşlerde

Döktükleri  kanda boğulacaklar

 

İsrail’in Nefreti Ve Duygusallığımız

               İsrail’in Nefreti Ve Duygusallığımız

 

İsrail’in özellikle Türkiye’ye karşı olan bu kini, nefreti neden?

Zamanında tüm dünya tarafından dışlandıklarında, Türkiye’de  toprak vermemiş olması mıdır?

Son zamanlarda bölgede etkili ve kalıcı bir güç olduğunu tüm dünyanın kabul etmesinden tahatsızlık duyması mıdır?

Yoksa tüm komşularıyla olan anlaşmazlıklarını gidererek, dostane tavırlar sergilemesinden,  bölgede istediği gibi at oynatamamasından, istediği İsrail devletini kuramamasından rahatsızlık duyması mıdır?

Elbet İsrail’in Tuzağı Kendilerini Boğazlayacaktır

Herkes hata yapabilir; ama hataların tekrarında bir art niyet veya farklı beklentilerin olduğu varsayılır

Hataların devamı daha büyük hataların oluşmasına ve sonuçta hüsrana sebep olur.

Küçük ve olağan yapılan her hatadan vazgeçilmediği sürece; büyük, talafisi güç hataların ve sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.

İsrail, her zaman hata yapıyordu.İlginç olan da her yaptığı hatasının cezalandırılmayıp, kendisine kar kalıyor olmasıydı.Aslında hiçbir hata sonuçsuz ve terkedilmediği sürece cezasız kalmaz/kalmaması, sonu hüsran olması gerekir.

Sözde kendisini seçilmiş bir millet olarak gören cani İsrail, ne yazıkki tüm dünyanın gözleri önünde he türlü kepazeliği yapıyor ve yapmaya devam ediyor.

BOZULMALAR VE YOZLAŞMALAR HAT SAFHADA

Çeşitli şekillerde her konuda bozulmalar ve yozlaşmalar yaşanıyor. Bizim amacımız iyilerden ziyade kötüleri, kötülüğe meyilli olanları düzeltmektir.İyi zaten iyidir, önemli olan kötüleri iyi bir duruma getirebilmektir.

Çocuklarımızı sokağa çıkarmaktan korkuyoruz. Çocuğumuz okula gidip gelene kadar yüreğimiz elimizde oluyor. Her an olumsuz bir şeylerle karşılaşacaklar diye ödümüz kopuyor. Gündüz gözüyle bir şeyler verilerek kandırılan çocuklar kaçırılabiliyor. Artık çocuklarımız kime güveneceklerini bilmiyorlar. Korkulu ve endişeli, özgüvenleri kalmamış, şüpheci hale gelmiş durumdalar. Akşamları oturduğumzda; ilköğretime giden çocuklarımın sordukları sorulara cevap verememekten ya da anlamayacakları şeylerden bahsetmekten korkar oldum.

İçki (Alkol) Alımı

 

İçki (Alkol) Alımı

 

             Sigarayla ilgili yazılan birkaç yazımdan dolayı bazı okuyucularım sitemde bulundular. Neden sigara yasakları hakkında hep yazılıyor da, içki(alkol) bağımlılığı hakkında hiç yazılmıyor diye. Hani haksız da değiller! Özellikle yasakların etkinliği ve devreye girmesiyle sigara hakkında çok yazılıp çizildi, doğrudur.

Ancak kendi içerisinde farklılıklar arz eden ve farklı şekillerde değerlendirilmesi gereken sigara ve alkolü ayrı ayrı işlemek daha doğrudur.

Bir Acayip Olmuşuz

 

Bir Acayip Olmuşuz

 

İnsanların yaptıklarına akıl sır ermiyor. Ne zaman, nerede,  ne konuşacaklarını, ne yapacaklarını kestiremiyor insan.

Sanki yaptıklarıyla insanın sabrı ölçüyor gibi bir davranışın içerisine giriyorlar. Yapı itibariyle öyle kimseyi ne hor görürüm, ne de ukalalık yaparak kendimi karşımdakinden çok de erdemli ve bilgili bir tavır takınırım. Elbette herkesin kendine göre bilgi be beceri mutlaka vardır. O ayrı bir konu!..

Ne yapmak gerek, karar veremiyoruz!

Ne olduğu anlaşılmayan bir dönemde yaşıyoruz.

Ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı ve neye inanacağımızı şaşırdık.

Ona-buna-şuna bakıp kafamızı oynatmaktan, tik oluşmaya başladı.

“Ağzı olan konuşuyor”, lâf ebeliğini ağızlarına pelesenk edenler...

Her şeyi bildiğini sanıp düşünmeden konuşanlar...

Kişisel menfaat sağlamak için, işine geldiği gibi hareket edenler..

“Her şeyin en iyisini ben bilirim”, “ben söylüyorsam doğrudur” havasına bürünenler...

Eline-Beline-Diline Sahip Olmak Gerek, Sonuç Hüsran Olabilir

              Eğer insan toplum içerisinde yaşıyorsa; iyi-kötü, doğru-yanlış  başına bir takım olaylar gelecektir. Önemli olan, başına gelenlerin nasıl, neden geldiğinin hesabını yapabilme kabiliyetine ve dirayetine sahip olunabilmesidir.

Kimi zaman insanın tasarrufu dışında gelişebilen bazı olumsuz olayların cereyan etmesi, içinden çıkılması zor durumlara sevk edebilir. Vicdanen müsterihsen, fizyolojik ve ruhen kendinden şüphe etmeyecek derece eminsen, istersen darağacına götürsünler, önemli değildir. Yaşam, sadece bu fani dünyadan ibaret değilse ve sen buna inanarak işin bilincindeysen, başka yerlerde bunun mükâfat olarak, ödül olarak geri döneceğini inanabilirsin ve gönül rahatlığıyla hayatını idame ettirmeye devam edebilirsin.

Yasaklar Delinmek İçin mi Acaba?

                      Sigara yasakları ve uygulanması hakkında sayılamayacak kadar çok yazı yazıldı.Sigara yasaklarına uyulmakta, ancak kısmen sigara yasağının delindiğı rahatlıkla gözlemlenebilir.Şehrin dört bir yanındaki muhtelif mekânlarda, taksilerde, aynı durumda olan tiryakilerin olduğu yerlerde hiç yasaklanmamış gibi özgürce sigara içilebiliyor.

 Âdeta, hayatımızdaki en kötü saklanan sır olarak sigara yasağını delme alışkanlığı bir oyuna dönüşmüş durumda.

Müşterilerin sigara içmesine göz yuman mekânlar var. Her ne kadar isim  verilmese de; bunların hangileri olduğu hemen herkes tarafından biliniyor.Öyle önemsenmeyecek kadar sayıları da az değil hani!..

Aile İçi Şiddet, Çocuk Ve Cinsel İstismarı

              Aile İçi Şiddet, Çocuk Ve Cinsel İstismarı

 

Toplum sosyolojik ve psikolojik olarak cinnet geçirip, büyük bir travma yaşamaya başladı.

Her gün  aile içi şiddet, her gün çocuk istismarları, her gün cinselliğin ön plana çıktığı iç çatışmalar, cinayetler, intiharlar, taciz ve tecavüzler!..

Teknolojik araçların da gelişmiş olmasıyla anında olan bitenden haber olunmaktadır.

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((