TOPLUMSAL BATIŞA MI GİDİYORUZ?
Öylesine derin ve geniş uçurumlardan bahsediliyor ki şaşırmamak ya da gülüp geçmemek mümkün değil.
Gerçekten dile getirildiği gibi, bu kadar açık farklı uçurumlar mevcut mu?
“Hem var, hem yok” diyenler elbette vardır.
Siyasi gelişmeler, ekonomik dengesizlikler, ücret adaletsizliği, temel hak ve özgürlüklerin farklılaştığı benzeri birçok konuda herkes farklı görüşler ileri sürebilmektedir.
Büyük uçurumlar olup, uç yorumlar aşırı kutuplaşma ve aşırı siyasallaşma hallerinde felâketlerle karşı karşıya olduğunda hemfikirdir insanlar...
Elbette kutuplaşmalar olacaktır, ara sıra kavgalar da olabilir, mevcut zeminler ayağımızın altından kayabilir.
Toplumsal iradenin sağlanmasında bu tür sıkıntıların ve süreçlerin yaşanması normal karşılanmalıdır.
Önemli olan bunun hukuk kuralları dâhilinde hak aramalar, olumlu yüzleşme, hakikat ve uzlaşma süresi içerisinde, etnik düşünceli, kimlikli farklılıkların özümsendiği, sorunların kendi iç dinamikleri içerisinde bertaraf edildiği olumlu bir toplum meydana getirmektir.
Bunu “batıyor/çıkıyor” veya felâket tellâllığı olarak değerlendirmemek gerekir.
Çok fazla öfkeli, agresif olmamak gerekir.
Her alanda hoşgörülü, olumlu ve pozitif düşünmek, iletişim zaafına düşmemek gerekir.
Çok; ama çok empati ve özeleştiri yapmamız gerekiyor.
Sokaktaki memleket batıyor/çıkıyor tartışmalarını sonlandırmak için bir an önce, insanlar arasındaki iletişimsizliği bertaraf etmek gerekiyor.
Toplumsal birlikteliğin ve toplumsal gelişmenin sağlanabilmesi için, insanlar arasındaki farklılıkların mevcut olumlu dinamikler içerisinde faydalı olacak şekilde eritmek gerekiyor.
Karşılıklı iletişimlerde birbirlerine, şüpheyle, kaygıyla ve ön yargılı olarak yaklaşımları yok etmek lâzımdır.
Birilerini suçlamadan evvel, sosyal sorumluluk gereği “Ben de hatalı değil miyim, olanlardan benim de hiç payım yok mudur acaba?” diyerek özeleştiri yapılmalıdır.
Özeleştiri ve empati yapmak, başkalarını daha iyi anlamaya yardımcı olmaktadır.
Aileden başlayacak bir inanç, ahlâk, hoşgörü, sevgi, şefkat, merhamet ve sosyal sorumluluk bilinci toplumu da etkileyeceğinden, gereksiz kısır döngüler içerisine girip, tartışmalar ve felâket tellâllığı yapılmayacaktır.
Dillere pelesenk olmuş “Batıyor mu, çıkıyor mu?” gibisinden memleket meseleli kritikler yapmaktan da bu vesileyle kurtulmuş olacağız elbette.
Yoksa “Toplumsal bir çöküşe doğru mu gidiyoruz?” diyerek düşünür dururuz.
Adıyaman-Kerim BAYDAK
kbaydak61-artan@hotmail.com
- Kerim baydak's blog
- 402 okunma
- Yaziyi paylaş



Kerim Baydak,
“Toplumsal bir çöküşe mi, toplumsal bir batışa mı doğru gidiyoruz?”
Bu sizin bir sözünüz değil sanırsam tırnak içinde yazdığınıza göre.
Cahilliğimi hoş görün ama çöküş ve batış aynı cümle içinde kullanılmaması gerekiyor gibi geldi bana.
Elbette çöküş ve batış farklı anlamdadır ama bunu bir soru haline getirip aynı cümle için de kullandınığımız zaman çok gereksiz bir soru meydana geliyor.
Ayrıca batış kelimesi çöküş kelimesinide içinde barındırır.
Yeni yorum gönder