BİLMEDİĞİNİ NEREDEN BİLİYORSUN?
“İnsana aradığı şeye göre değer biç!” demiş Mevlana. ..
Bellek antolojimden yeni bir söz daha çalıyor kapımı.
Ne arıyorum ki!
Beni arayışa iten ne?
Zihnimi yöneten ne?
Bana hükmeden ne?
İnsana giden yol nerede?
Soru sormaya başladın mı tehlike de kapıdadır. Her sorunun cevabı yoktur. Aslında, her sorunun bir cevabı vardır. Sadece, sen onu görmeye hazır değilsindir.
Evrenin en karmaşık yapısıdır insan. İnsanı açıklamak için başvurduğum ana kaynak ise yine insan. Bir karmaşayı kendisiyle açıklamaya çalışmak; bir paradoks mu? Kaos diye bir şey var. Bu dünya da her şey her şeyle ilintili. Babel filmini izleyenler bilir. Üç kıtada farklı hayatları süren insanların yaşamları, bir çocuğun oyun için ateşlediği silahtan çıkan kurşunla nasılda değişmişti. Ötekinin yaptığı benim yaşamımı etkiler, en az benim yaptığımın onunkini etkilediği kadar..
İnsan denen karmaşayı açıklamak için, onun en büyüleyici yerine gitmek gerekli diye düşünüyorum. Büyü aslında en zayıf halka demek benim öğretilerimde. Bir makinenin en zayıf ve en güçlü halkasını aynı anda bilmek, büyücü olmaktır bence. Büyü bozmak için, kapı kapı gezip şeyh, hacı, hoca aramaya gerek yok. Materyalist bir ruha bürünerek beyine dokunmak, belki onun haritasını çıkartmak gerek. Kemikten bir beşik içine saklanmış bir yapının en kuytularında gezmek. Gerçeğe nüfuz etmek yani. Nebulkadnezara binelim, beyne gidelim. Terra incognita! Colomb gibi yelken açmış yeni bir dünyaya gitmek, beyine gelmek..
Beynin yapısal, süreçsel ve bilişsel özelliklerini anlamaya ve açıklamaya çalışırken, yine ona dönmek. Beyni kendiyle bütünleştirmek. Bütünleşme! Zihin ve ruh bir bedende; yani beyinde. Sevişen, ancak hiç kavuşamayan imkansız iki nesnenin birbirini kapsaması sorunsalı !? İnsan nerede!?
Ruh ve beden moleküller gibidir. Moleküller aslında dansı ederler. İnsan da bir moleküldür. Nasıl mı? Herkesin kendi yörüngesi var. Herkesin kendine ait bir yükü var. Çarpışmak aslında olasılık dışı. Ama insanlar çarpışıyor, çakışıyor. Öyleyse moleküller değişimlenebiliyor. Beyin, kendi soru ve cevapları ile sanki sevişen iki insan gibi. Yörüngesinden çıkmış iki insan. Beden nerede, ruh nerede? Sevişirken ortak bir paydada kendini bütünleyen insan. Aslında kurgusal olarak ayrı ayrı işleyen birer saat gibi bir bedeni can yapan insan. Zihin - ruh ikileminde bütünleşen insan. Tüm bunların nerede başlayıp bittiğini bilmiyorum. İnsan! Ortak paydası da, böleni de kendisi olan..
Zihinin beyin aktivitesinden nasıl oluştuğunu açıklamak mümkün müdür? İgnoramus! İgnorabimus! (Bilmiyoruz! Bilemeyeceğiz!). Sırf bunun için bu aşkın peşinden gitmeye değmez mi? Ömür tüketilmez mi? Zaman! Aşkın zamanı mı var? Nesnesi belli olduktan sonra, zaman dediğin nedir ki?
İnsanın kendi zihnindeki olay ve işlevlerin farkında olmasını, zihin olaylarını ve işlevlerini amaçlı yönlendirebilmesini içeren bir yapı olması gerekli. Düğüm işte burada başlıyor. Her idareciyi idare eden bir güç yok mu? Erk’in ardındaki kim? Derin devlet mi? Beynin, derin devleti prefrontal korteks mi?
Zihni kontrol eden şey “üst” bir şey olmalı. Ama bu zihnin içinde olmalı. İlahi olmamalı! Beşer olmalı. Ölümlü olmalı. Sabit olamamalı. Mayası insan olmalı. Bedende olmalı ama ruhla sarmalanmalı. Üst bir şey olmalı..
"Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde bir gözetleyici olmasın”
Üst bir şey olmalı.. Üst bir şey olmalı.. Üst bir şey olmalı..
Evreka!
Üst-biliş, kişinin bilişsel süreçlerini değerlendirmesi ve kontrol etmesidir. Üst-biliş; bellekte var olan bilgiyi hatırlama becerisi değil, bu bilgiye ne derece sahip olunduğuna ilişkin farkındalığı değerlendirebilme becerisidir. Neyi bilip bilemediğin belirler aslında senin kim olduğunu? Bilmediğim dediğin şeyi bilemediğini nereden biliyorsun?
Yani bir ben var bende benden içeri mi diyorsun? Kendini biliyorsun. Kendini bildiğini de biliyorsun. Sonra da bu iki sürecinde farkındayım diyorsun. Aşmış insan, aşmış akıl..
“Şimdi bildin mi Tarık nedir? O karanlığı delen (parlak) yıldızdır. Onun için insan bir düşünsün neden yaratıldığını”
Bireyin bilgi işleme sürecinde etkin olmasını sağlayan başlıca faktör kendi belleğine ilişkin üst-bilgisidir. Üst-bellek neden ve nasıl hatırlandığının, nelerin geri çağrılabilir olduğunun, bilinenler kadar bilinmeyecek olanların neden ve nasıl unutulduğunun/hatırlanamadığının bilgisini veren sistemdir.
Bu sitem ölçülebilir mi? Ölçülür. Elde edilen ürün zihnin hakimidir.
Bu yazıyı yazarken çok keyif aldım. Bu kapıdan girmemi sağlayan cyborg ve Murat Sevgi'ye..
- Mehmet Deniz Kırımlı's blog
- 2337 okunma
- Yaziyi paylaş



ben kimim, burası neresi, sabah sabah kahvemi de içmedim henüz..
düşünce nedir?
kişinin kendi beyin hücrelerini kullanıp ortaya çıkarttığı materyal midir yoksa başkasından alıp "ay evet bende böyle düşünüyorum" demesi de düşünce olarak sayılabilir mi?
matriks nerdedir?
benim matriksimle diğerlerinin matriksi nasıl arapsaçına dönmeden teğet geçişlerle yaşam bulur?
yoksa her teğet geçiş, yörüngelerimizin biraz daha yakınlaşmasını mı sağlar?
onu bunu boşverin Neo var mıdır?
Keeanu vardır.. Neo olmasa da olur..
Neo olmasa da olur yeter ki Keeanu olsun..
Keeanu pazardan ucuza alınır mı?
bu yorumun ana fikri nedir?
"pelin, sen git kahveni iç, iyice saçmalamaya başladın" olabilir
epelin
Pelin..
Neo bilmem ama Trinity kesinlikle var:)
pazardan alınır mı sorusuna gelince..
Neo'ya ne anlam yüklediğine bağlı
Filmin sonunda ona mesih dediler:))))))
Çinliler bu işe el atarsa belki olur
Ama o da aslı gibi bir etki yaratabilir mi?
Yorumun harika..
olayın mesih kısmı benim gibi birine ağır gelir Mehmet Bey yaw :)))
ama Çinliler Neo'mdan uzak dursun, eski tip telefon hatlarıyla dünya turu yaptıracam ben ona daha..
ancak ense kökümden koca siemens kabloyu sokmaya kalkarlarsa Neo Meo tanımam, uçarım valla :))))
epelin
:) Günaydın, Ben bu konulardan anlamam...çok derinlere inemem, zaten yeni çıktım:) derinlerde nefes alamadım:).."yüzey iyidir"...ama paylaştım..öyle veya böyle:) ben de 2. kahvemi içsem iyi olacak galiba. Pelin'e katılayım...sevgiler
Beran Uzer
:) Günaydın
Kahve ha!
Ben çaycıyım. Bir demlik yaptım. Masamın yanında!
Acaba kahve gerçekten ordamı?
İçiyor musun yoksa hayal mi?
Uyku gibi, rüya gibi bir şey olabilir mi?
Yoksa bunların hepsi bir hayal mi?
Rüya mı?
Rüyalardan uyanılır?
Ya hayattan?
Merak etmeyin...
Aslında merak edenler o kadar çok ki!
(Onlar da bilmiyor.. Sadece arıyorlar)
:))
Kahve var ya kahve...gerçeğin ta kendisi:)))
Beran Uzer
Bak "Gerçek" ile ilgilisin işte.
Bu iş bu kadar!
:))
Afiyet olsun:))
Beran Uzer
İşte bu kahve, "CAFE" ile içilirrr..
:))
ooooo
beranım sonund akahve servislerine başlamııış..
özledim yav senin ekspresso muhabbetlerini :)))
epelin
Yeni yorum gönder