mental günlüğü

Kalabalıklaşma

 
 

KALABALIKLAŞMANIN İKİ YÜZÜ: KÖY VE KENT

 

 
            Popüler kültürün ‘kentleşme’ yanılgıları idarecilerin duyularını köreltiyor. Kentlerin büyüklükleri altında ezilen kentsel endüstriler, çığlıkları; kentli olamama travmasına bağlıyor. Sürekli büyüyen ve çoğalan olmanın içinde gizli değişimi ‘dinamizm’ ile karıştırıyoruz. Bu yanılgı, teori ve pratik arasında kısılan idarecinin iradesinde yetersizliğe sebep oluyor. Sonuçta kent, olgunlaşmamış kentlinin kendini bulabildiği bir yere; köye dönüşüyor.
 

 

Fırsatı Kaçır[MA]mak!

 
            Nobel ödüllü iktisatçı Krugman’a göre birinci buhran, 1873 yılında bir paniğin ardından çıkmış olan “Uzun Buhran”dır. Birçoğumuzun bildiği 1929 da yaşanan “Büyük Buhran” ikincidir. Üçüncüsü ise 2008/2009 krizidir. Biz bu buhrana “Küresel Kriz” diyoruz.
           

Oguz ve Yaşar üzerinden metodoloji

Şeref OĞUZ ve Süleyman YAŞAR'ın yazılarından yola çıkarak

Serdar'ın yazdığı eleştiri(1) yazısının içinde benim de yorumumu isteyen satırlarını okudum.

Önce belirtilen yazarların yazılarını sonra da bana istekte bulunan yazıyı okudum ve:

Öncelikli sorunun algı'da olduğunu düşündüm.  (Ama Serdar'ın algısında değil)

İki gazateci (Köşe yazarı) yazılarında bolca istatistik parçalamıştı.

 

Ben de Serdar'ın yazısından çok bu iki yazarın metotları ile ilgilendim.

 

* * *

 

Medya planlaması mı? O da ne?

           İletişim konusu ile ilgilenmeye başlayalı çok fazla olmadı. Ama çevremde ‘iletişimci’ diye dolaşanların çoğunun bu işin felsefesine hakim olmadığını gözlemledim. Yıllarca kendilerine iş ve uğraş olarak seçtikleri alanda bile ‘konuya hakim değil’ denilebilecek halde çok sayıda meslek sahibi var.
 
         Bu sadece yerel, ülkesel yada küresel boyutları olan bir mesele değil. Birçoğumuz birçok iş kolunda bu durumda: “İşimi yaparım, gerisi beni ilgilendirmez!” mantığı batışın başlangıcı. Sakatlık da burada başlıyor. Çünkü başarılar şansa kalmış oluyor. O kadar yoğun bir ‘bana ne!’ diyen kalabalık var ki, şansa kalan sonuçları sıkça görüp duyanlar sanki kusurun göz ardı edilebileceği gibi bir durumu hayal ediyorlar.
 

STK ve örgütlenme kültürü

          Misyon, vizyon ve aksiyon üzerine.. 
 
          Toplumun, tabandan gelen isteklerini duyuran en önemli örgütlenme yapıları Sivil Toplum Kuruluşları (STK) dır. Bu tür örgütlenmelerin temelinde toplumsal bir eksikliğin giderilmesi vardır. STK’lar, bu eksikliği gidermek, kamusal yada kamu tarafından yapılmayan bazı işleri yerine getirmek için kurulurlar. Spor klüpleri, dernekler, odalar, vakıflar ve kooperatifler benzer amaçları olan bireyleri birlikte hareket etmeye yönlendiren kuruluşlardır.
 
         Bir STK’nın en önemli görevi kuruluş amacına hizmet etmektir. Bu amaç, ilan edilen ve herkesçe bilinen ilkeler çevresinde şekillenir. Böylece o ilkeleri benimseyen bireyler üye yada destekçi olarak o STK’nın küçük topluluğuna katılırlar.
 

Bazen söz susar!

Bazen söz susar!

BAZEN SÖZ SUSAR!

 

Söyleyecek söz bulamazsınız.

  

Murat SEVGİ

 

 

Marc Faber’in kehanetleri

Fütursuz fütüristlere dersler - 2
Bu haberler eskidi Mr. Faber!..

 

Fütursuz fütüristlere dersler

 

O gelecek geldi...

 

Bir 1 Mayıs yazısı

               Bugün, yönetimlerin uyguladığı ekonomik ve siyasi politikaları bir kenara koyarsak istihdamın önündeki en büyük sorun teknoloji ve otomasyondur. İyi planlanmayan otomasyon politikaları; aşırı verilmiş hormonların canlı fizyolojisine yaptığı gibi zarar verir. Bu zarar o an için, iri meyvelere yada kilolarca eti olan hayvanlara kavuşan üretici için mutluluk verse de, aslında ağır sağlık sorunları ortaya çıkaracak yan etkileri olan bir durumdur. Artık bunu hepimiz biliyoruz.

 
          Otomasyon sistemleri de teknolojinin hızlı ilerlemesi sayesin üretim süreçlerini hormonlu bir büyümeye soktu. Bu hormonun etkisi 'klasik verimlilik' anlayışını 'süper verimlilik' modeline doğru kaydıran bir eğilime yöneltti.
 
         Bu eğilim evrimsel bir kozmik sürecin toplum üzerinde oluşturduğu topyekün bir baskının sonucudur. Bu baskıyı kısaca: "İnsanın doymazlığı, 'daha fazlanın' verdiği haz yada iktidar hırsı" olarak tanımlayabiliriz.
 

İnternetin yeni ilkeleri

 
            20-22 Nisan 2010 tarihleri arasında Kocaeli - Kartepe'de düzenlenen “2.İnternet İçerik Düzenleme” Çalıştayının sonunda yapılan çalışmalar çerçevesinde hazırlanan “Kartepe Kriterleri” yayınlandı.
 

Yazılımda işletme analizinin önemi

             Endüstriyel otomasyon geliştiren yazılımcılar için çok önemli bir eksiklik olan "saha analizinin" nasıl yapılması gerektiği ve yapılacak analiz sonrasında nelerin oluşturulacağını gösteren bir ön rapor örneğidir.

 

             Yazılımcıların otomasyon tasarlamak istedikleri her sektör hakkında bilgi sahibi olması beklenemez.  Bu mesleki bilgileri yazılımcının ihtiyacına yönelik olarak derleyen işletme analistleri yda proses mühendislerine ihtiyaç vardır.

 

             Bir proses mühendisi yada işletme analistinin programlama bilmesi, programcıdan çok karmaşık bir çözüm istememsi için önemlidir.

 

             Burada söz konusu tarzda yapılmış bir analizin raporu sunulmuştur:

 

Gerçeklik olgusu

    Bilgisayar oyunlarının çocukların (yetişkinler de dahil) ruhsal yapılarını mekanikleştirdiği yönünde çok görüş var.

 

    Bu "mekanikleşme" ne demek?: Mesela, bir oyunda düşmanı öldürme ve puan alma sahnesi düşünün.

İşte bu sahnenin 6-7 yaşlarındaki çocukta ölüm olgusunu sıradanlaştırdı kesin.

 

    Psikologlar, 10 yaş üstünde bu durumun sorun yaratmadığını söylüyor.

 

    Ama size yakın geçmişten çok çarpıcı bir örnek: Avustralya, Yeni Zellanda ve Singapur'da çocuklar uçacaklarını zannederek yüksek binalardan ve evlerinin balkonlarından atlayıp öldü.

 

    'Gerçeklik olgusu' gelişmeden önce; bu tip (ölüm içeren) oyunları oynamak çocukta ölüm olgusunun hatalı oluşmasına sebep olabilir.
 

    Hep sevgi ile kalın.

 

    Murat SEVGİ

16 yaşında bir çocuk

16 YAŞINDA BİR ÇOCUK ve 'egemenlik' üzerine...
 
            Yakın tarihimizde Türkiye ekonomisi için çok önemli bazı tarihler vardır. Bu tarihler, büyük kararların ve sonrasında yaşanan değişimlerin doğum günleri oldukları için zihnimize kazınmıştır. Son 30 yılımızı şekillendiren, iç ve dış siyasi etkileri olan tarihlerden iki tanesi 24 Ocak ve 5 Nisandır.
 
 
             Müsteşar olarak görev aldığı hükümetten son anda istifa ederek 12 Eylül askeri darbesi ile yasaklı duruma gelmekten kurtulan Turgut ÖZAL'ın imzasını taşıyor. ÖZAL, yaşanan darbe sürecine rağmen ekonominin yönetimini bırakmayıp, adeta dokunulmaz bir boyutta varlığını sürdürmüştür. Askerlerden kurulu Bülent ULUSU hükümetinde de sonrasında kurduğu parti ile kendi hükümetinde de ekonomi yönetimini ara vermeden sürdürmüştür.
 

Endüstri Kültürü

 
ENDÜSTRİ KÜLTÜRÜ – 1 ve 2
Sanayileşmenin eksik tarafı
 
         (Trakya bölgesinde yayınlanan, Sağduyu Gazetesi, Demokrat  Gazetesi ve Devrim Gazetesi'nde yayınlanan "Endüstri Kültürü" yazı dizisinin "Sanayileşme"  ve "İşletme ortamı" başlıklı bölümleridir.)
 
 

Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu-2

21.Yüzyılda Kamusal Bilgi Alanı
 
            Bu Manifesto’da dile getirilen ve amaçlanan, Kamusal Bilgi Alanı, telif hakkı koruması olmadan kullanılabilen kültürel malzemeler olarak tanımlanmaktadır. Resmen Kamusal Bilgi Alanında yer alan eserlere ek olarak, pek çok açıdan Kamusal Bilgi Alanı gibi işleyen özel olarak oluşturulmuş bir ortak alan yaratılarak cömert koşullar altında bireyler tarafından gönüllü olarak paylaşılan çok değerli eserler de vardır. Ayrıca, bireyler, adil ve dürüst kullanım ve telif hakları içersinde yeralan istisnalar ve kısıtlamalar ile telif haklarıyla korunan pek çok eseri de kullanabilmektedir. Kendi kültürümüze ve kültürel mirasımıza erişimi arttıran bu kaynakların hepsi son derece önemlidir ve toplumun, paylaşılan bilgilerimiz ve kültürümüzden tam olarak faydalanabilmesi için hepsinin etkin bir biçimde korunması gerekmektedir.
 
Kamusal Bilgi Alanı
 

Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu-1

 
Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu
(The Public Domain Manifesto)
 
Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu, Avrupa Kamusal Bilgi Alanı Tematik Ağı COMMUNIA bağlamında hazırlanmıştır.
 
Önsöz
 
                 Kitap, yalnızca bir kitap olarak yazara aittir, ama düşünce olarak –kelimeler o kadar engin değildir- insanlığa aittir. Bütün zihinler bunda söz sahibidir. Eğer yazarın hakkı ve insan ruhunun hakkı olmak üzere iki haktan biri feda edilecek olsaydı, yazarın hakkının feda edilmesi gerekirdi, çünkü bizim tek önceliğimiz halkın çıkarıdır ve halkın çıkarı her şeyden önce gelmelidir. (Victor Hugo, Discours d’ouverture du Congrès littéraire international de 1878, 1878)
 

işçi başına düşen üretim

 

YAKINDA ABD’Yİ SOLLARIZ

Sanayisiz, insansız kalkınma modeli!
 
         Ülkemiz pek çok alanda olduğu gibi kalkınma konusunda da yakın tarihin önde gelen ekonomi devleri arasından sıyrılıp hakkettiği yere doğru ilerlemesini sürdürüyor! 21nci yüzyıla girdiğimiz ilk günden beri yaşanan krizleri fırsata dönüştürmeyi bildik! Bu yorumu duyunca dehşete düşüp içinde bulunduğunuz durumun yansıtmayan uyduruk bir fikir gibi düşünebilirsiniz. Ama gerçek payı da var.
 

NanoTR6 konferansından haber var!

NanoTR6 için Özet gönderme işlemi

yoğun talepten dolayı 24 MART 2010 çarşamba gününe kadar uzatılmıştır

ve Çeşme Altın Yunus oteline alınmıştır.

 

Psikolojik Harekat

( Çanakkale Savaşları Anısına - 1)
Psikolojik Harekât
 
          Çocukluğumda, birileri anlatmıştı, kim olduğunu hatırlamıyorum. Ama büyük ihtimalle anneannemin hikayelerinden biriydi. Aklımda kalanlar, onun anlatım tarzına çok uyuyor. Babası (yani annemin dedesi) Çanakkale savaşına gittiği için çocuk yaşlarda yetim kalmış.
Çanakkale Savaşında bir Seyit Onbaşı anlatırlar ama binlercesi yazılamadan unutulmuştur. 
          Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk yıllarını yaşamış bir çocuk için belki de en kötü hikayeler onun zihninde canlı birer gerçek olarak duruyordu. O günler hakkında duyduğum en ilginç olaylar cepheden gelen askerlerden aktarılarak anlatılan savaş sahneleridir.
 
          Çanakkale savaşında askerlerin, bozuk bir tankı iterek tepelik bir yere götürdüklerini düşman gözcülerinin bu tankı görmesini sağladıklarını anlatırdı...
 

2010 GIDA RAPORU-1


GIDA ENDÜSTRİSİ - 2010
Proses Analizleri Raporu
 
Murat SEVGİ
 
Birinci bölüm
 
 
KATKI MADDELERİ:
 
·      Bu seferki konu, politikacıların ve bürokratların ellerine emanet edilenler ile beslenmesi değil. Beslenme kelimesinin gerçek anlamı üzerine, gerçek üstü sayılabilecek aşırılıkta, gerçeklerden söz edeceğim.
 
·      Beslenme, yaşamın en önemli ikinci koşulu. Nefes almak ve beslenmek yaşamak için ön şartlar.
 

Mail loglarının saklanması!

 
             AB ve Almanya yazıları moda oldu, Onverita'da pek paylaşım taraftarı değilim. Genelde kendi yazdıklarımı yayınlarım.  Ama bu; Alman Yüksek Mahkemesi kararı bu günlerde Türkiye'de de çok tartışılan bir konu hakkında:
 
             İnternette yapılan yazışmalar ile ilgili olarak; mail trafiğinin izlenmesine yönelik LOG tutulması konusunda ALMAN YÜKSEK MAHKEMESİ çok önemli bir karar aldı.
             Mahkeme; “LOG TUTULAMAZ!” diyor.
 
            Hep sevgi ile kalın.
            Murat SEVGİ
 
            German high court: Telecom data cannot be retained
 
 
            By MELISSA EDDY (AP)
 
             BERLIN - Germany's highest court on Tuesday overturned a law allowing authorities to retain data on telephone calls and e-mail traffic for help in tracking criminal networks.

AVATAR

 
         Serdar , Onverita'nın çet kutucuklarını kullanarak bir mesaj yazmış. Saatini günün bilmiyorum. Ama Oscar töreni gündemi olan Avatar ile ilgili bir yorum.
Ancak bugün dikkatimi çekti. Bazı bilgiler vermeye karar verdim.
 
'SERDAR', mesajlarında; "Ben, Avatar'ın ödül almasını istemiyorum. Çünkü çok basit bir öykü. Zaten var olan 3D teknolojisini sanki ilk o kullanıyormuş gibi lanse etme Apartılmış görsel yapılar, 'Roger Dean' diye internetten resimlerine bakabilirsiniz." Diyor.
 
Ben de o mesajın altına, kendi nikim ile cevap yazdım:
 

SICAĞI SICAĞINA

...acımaz ama çok inletir. 
 
         Kavga sırasında bıçaklandığını yada silahla vurulduğunu fark etmeyen insanlar vardır. Kaza sonrasında yanmakta olan arabadan yakınlarını çıkaran adamın hikayesini hatırlıyorum. Adamın durumu, kurtardığı yakınlarından çok daha kötüydü. Olay sonrası herkes; 'Bu adam bunu nasıl başardı?' Diye içinden geçirdi. Hatta birkaç gazeteye de haber oldu. Başka bir olay da; kavga eden bir kadınla ilgili. Eve geldiğinde ensesinde koca bir bıçak saplı olduğu görülüyor... Benzer olaylara fazlasıyla rastlamaktayız.
 

Bulgaristan ve Türkiye ekseninde özgürlükler

Her şey Sinan Dirlik’in http://www.ntvmsnbc.com/id/25062766/ linkini Facebook’ta paylaşması ile başladı…
 
İşte yorumların alet edildiği bir tarih, politika, siyaset söyleşisi:
 
 

Yalan Dağı efsanesi

 
 
            Ekonomik veriler üzerine konuşup duranların zorlama pembe tablolarına alıştık. Ama sonuca uygun veriler oluşturma işi yeni karşılaştığımız bir olay. Burada yaratılan -yalan- verilerin amacı halkı yada -şirketler için- yatırımcılarını kandırmak değil. Tabii, bunlar da kandırılması gereken(!) kategorideki guruplardan biri. Ama öncelikli olan hedef başka! Ülkemizde 1980’lerin ortalarında işlemeye başlayan serbest piyasa rejiminin hiç de serbest olmayan piyasa kuralları gereği ülkeler de aynı şirketler gibi birer bilançodan oluşuyor. Yani devletleri de büyük birer şirket gibi düşünebilirsiniz. Bu büyük şirketin hisse senetleri de değerini taahhüt ettiği kağıtlar, yani parasıdır. Buraya kadar her şey tamam.
 

Bırak Obama!...

 

       Trafik kazaları ile ilgili bir rapor yayınlandı. Rapora göre; Türkiye’de son 10 yılda 45 bin kişi hayatını yolarda kaybetmiş. Bu rapor ile ilgili gazete haberlerini okuyunca internet üzerinde bir araştırma yapıp raporun aslını bulmaya çalıştım. Kim, nerede, ne şekilde ölmüş? Bunların detaylarını ve risk dağılımını merak ediyordum. Araştırmam sırasında ‘Trafik Raporu’nu kenara attıracak çok daha ilginç bir rapor buldum. Bu raporu Dünya Sağlık Örgütü hazırlamış. Bulduğum rapor dünya genelinde bir değerlendirme yapıyor ve bu değerlendirmede; normal dışı bütün ölümleri sınıflandırıyor.

 

       Hemen söyleyeyim trafik kazalarının sıralamadaki yeri 25nci sırada. Yani ondan daha başarılı Azrail çırakları var. (Terör ve savaşlar bile çok gerilerde...)

 

       İlk 24 öldürücü neden arasında uyuşturucu ve sigara benzeri, kendimizin tercih ettiği ölüm nedenleri olduğu gibi parazit enfeksiyonları, zehirlenmeler, anne ve bebek ölümleri ön sıralarda. Herkesin tahmin edeceği gibi Aids de var. Ama kanser gibi ülkemizde çok sık duyduğumuz bir hastalık bunların gerisinde kalmış.

 

buyrun açılıma

Aslında inek ET işinde yavandır.
hep meşhur yerler at eşek kullanır.
Afilli lokantaların lüks menülerinde hep bu hayvanlar kullanılır.

Alamanın hukuku

 
 
         Almanya, İsviçre’deki Credit Suisse bankasında “sırdaş hesap” açtırıp vergi kaçırdıkları ileri sürülen 1500’ün üzerinde Alman vatandaşı ile ilgili bilgileri içeren CD’nin satın alınmasına onay verdi. Almanya’nın Wuppertal maliye dairesinin devreye girmesi üzerine Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Eyaleti, Federal hükümet ile irtibata geçtikten sonra karar verdi. KRV Maliye Bakanı Helmut Rinssen, satın alınacak CD’deki bilgilerin ilgili mahkeme tarafından ‘kanıt olarak’ kabul edileceğinden kesinlikle şüphe duymadıklarını açıkladı.
 
         Almanya başbakanı Angela Merkel: “Önemli bilgiler varsa CD’nin satın alınması için gerekli her şey yapılmalı.” açıklamasının ardından: “Hukuksal açıdan bu kararı vermek kolay olmadı. ... Sonunda KRV Eyalet hükümeti ile beraber karar verdik. Vergi kaçakçılığı ile ilgili bilgilere sahip olmak hepimizin çıkarınadır.” Dedi.
 
*    *    *
 

Biyolojik Savaş

(Kozmik Savaşları – II)
 
         Silahlı savaşların sebepleri ekonomidir. Ekonomi, para kazanmanın ve hakim olmanın görünen şeklidir ve bunun ispatı rakamlardır. Dünya üzerinde, bütün ekonomilere hakim olmanın iki yolu vardır. Birincisi; silah zoruyla oralara itaat ettirmek. İkincisi; hedefin istediği bir şeylere sahip olmak. Birincisinin dönemi, 19. yüzyıl ile birlikte bitti. İkinci yöntemin başarılabilmesi için ekonomik savaşta güçlü bir destek mekanizmasına sahip olmak gerekiyor. Bu destek mekanizmasının adı: üretim.
 

Sefir biraz beklesin!

          ‘Sefire Yolu Gösterin’
 
         Önce;
 
         Yazıda verilen, güzel bir anekdot. Sayın Zeybek’in TV konuşmasından
alınma bu anekdotu ben de yayınlamıştım. (2008’de onpunto’da) Yazının içindeki
yaptığım bazı yazın hataları
[“koca birer kelit”: ‘kilit’ olacak], o günkü ‘yazımdan’ yararlanıldığını ispatlıyor.
 Ama yazının altına kendimden de bir şeyler -daha- eklemiştim:
 

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((