AVATAR
Serdar , Onverita'nın çet kutucuklarını kullanarak bir mesaj yazmış. Saatini günün bilmiyorum. Ama Oscar töreni gündemi olan Avatar ile ilgili bir yorum.
Ancak bugün dikkatimi çekti. Bazı bilgiler vermeye karar verdim.
'SERDAR', mesajlarında; "Ben, Avatar'ın ödül almasını istemiyorum. Çünkü çok basit bir öykü. Zaten var olan 3D teknolojisini sanki ilk o kullanıyormuş gibi lanse etme Apartılmış görsel yapılar, 'Roger Dean' diye internetten resimlerine bakabilirsiniz." Diyor.
Ben de o mesajın altına, kendi nikim ile cevap yazdım:
'mental', "Serdar'ın Avatar yazılarını yeni gördüm. Avatardaki 3D ile ilgili şunları söyleyebilirim. Evet abartı var. Teknoloji de 17-18 yıllık. Ama 18 yıldır geliştirilen kısmın daha eski bir süreci var. Bunu herkes bilmez: Burada kullanılan teknolojinin esası; MUSE, MUSH MUD sistemlerine dayanır. Eğer 88 sonrası İTÜ EEF yada UUBF öğrencisi birine bunu sorarsanız, size: "o teknolojilerin temellerinin İTÜ'de atıldığını.." söyler. Avatar'a gelince: Senaryo, görsellerin estetiği, yada filmin kurgusu için SERDAR ile aynı fikirdeyim.
BASİT VE SIRADAN
Ama kullanılan teknoloji?
Şimdi o konuyu biraz açalım da her fırsatta "Türkiye'de ne varsa hepsi kötü!" diye eleştirilen Murat SEVGİ'nin de doğru bulduğu şeyler olduğunu birileri görsün...
O filmde ve öncesinde yapılan birkaç filmde daha üç yazılımdan yararlanılmaktadır. Bunlar; 3D Studio MAX, Solid Works ve Mantal RAY.
BİR: 3DS MAX, Mühendislik programları tarafından çizilen 3 boyutlu objeleri geliştirildikleri 3 boyutlu uzayda eğip, çekip, uzatıp işleyebilme ve objenin yerini (koordinatını), ölçeğini değiştirme imkanı sağlar... Filmlerde kullanılan bütün cisimler, Mickey Mouse, Transformer, objeleri böyle objelerdir.
Mesela koşan bir adam yapıp bunu istediğiniz açıklarda görüntüleyebilirsiniz. Yani kamerayı tanımlanmış olan uzayın bir yerine koyup izleme yaparsınız. Ürün 3 boyutludur. İstediğiniz zaman o ürünü koşturmaya başlarsınız...
Bu teknoloji ile malzemelerin mukavemeti de göz önüne alınarak; en basit örneği ile bir demir çubuğu yavaş, yavaş büküp oluşacak değişimleri izleyebiliyordunuz. (Eski teknolojide bu vardı...)
Yada soyun hareketini simüle edebiliyordunuz. (Bu da eski)
Bu işi yapan AutoDesk ürünleri, I-DEAS gibi yazılımlar 17-18 yıldır var.
Ama artık bir tahta parçasını çıtır, çıtır, kırabiliyorsunuz. Bilgisayar, simülatör yazılımı aracılığı ile malzeme yapısı homojen olmayan bu cismi modelleyebiliyor. (Bu yeni bir teknoloji)
İKİ: Solid Works, objelerin bir video görüntüsü üzerine eklenmesine ve hareketlendirilmesine yarar. Video görüntüsü 2 boyutlu bir görüntüdür. Üzerine yüklenecek yamalar da 2 boyutlu olmak zorundadır. Tıpkı bir fotoğrafın üzerine kendi yüzünüzün resmini yapıştırmak gibi...
Ama yeni teknolojide 2 (yada daha çok) kamera ile çekilen görüntülerden yararlanarak bilgisayar gerçek görüntüleri 3 boyutlu ortama aktarmaktadır. Böylece 3 boyutlu objeler, ortamın da üç boyutlu olarak dekore edildiği bir SANAL ORTAMDA hareket etmektedir.
Bilgisayar ortamındaki uzayda (XYZ) eğer işin içine hareket girerse; boyut sayısı 4'e çıkar..
Şimdi; bu olunca ne olur?
4 BOYUTLU UZAY (XYZT) olur!.. (Sırf ileride duyurmak için, bu lanse edilmiyor! Bu teknoloji var!)
ÜÇ: Mantal RAY, yazılımı başlı başına kullanılması pek bir işe yaramayan 3DMAX, Solid Works gibi yazılımlara yüklenerek kullanılan, eklenti yada asalak yazılım da denilebilecek bir yazılım.
Peki Mental RAY ne yapar?
Mental RAY, 3 boyutlu olarak oluşturulan cisimlerin görünmesi için gerekli yüzey renklerini belirler. Bunu yaparken gerçek hayatta olduğu gibi cismin nereden aydınlatıldığını dikkate alarak bir aydınlanma verisi oluşturur.
Her cismi için çevresindeki gölgelenmeleri tek, tek hesaplar. Bu sonuçlara göre bir yüzey renklenmesi yapar.
Bitmedi..
Ayrıca; cismin yüzeyini gerçek hayattaki malzemeler ile kaplar. Hayvan tüyünden tutun, demir, tahta, kumaş ve cam yüzeyine kadar her türlü yüzey malzemesi ile cisimleri giydirir. (Bu eski bir teknoloji)
Yeni olan, şeffaf ve geçirgen cisimleri görüntülerken arkadaki objeleri de dikkate alır... Ayna yada yansıtıcı yüzeylerde yansıma sonrası görünmesi gereken yüzeyleri de dikkate alır. Bunları yaparken renk ve ışık değerlerini de hesaplar.
Ve bunların hepsini hareketli cisimler için bile yapar!..
Avatar filmi, bu 3 teknolojinin bir arada kullanıldığı 15 yıllık bir kobaydır.
Kobaydır, çünkü 1994-1995 teknolojisinin vizyonu için hayal edilmiş düşük düzeyli bir animasyon hikayesidir.
İşin temellerinde; MUSE (Çok kullanıcılı benzeşimli ortam), MUSH (Çok kullanıcılı benzeşimli hayaller), MUD (Çok kullanıcılı ortam) için geliştirilmiş teknolojiler yatar. Bu teknolojiler ucundan kıyısından Türk'tür!
Bunlar 80'li yıllarda ülkemizde hayal edilen, hayalin ötesine geçirilmiş, bilimden anlamayan bilim adamlarının çöp ettiği, 'yaşanmış' teknoloji efsaneleridir.
Artık hayal eden bile kalmadı...
Hep sevgi ile kalın.
Murat SEVGİ
- mental's blog
- 949 okunma
- Yaziyi paylaş



Çok bilgilendirici bir yazı. Ben Avatar'ı çok beğenmiş bir fani olarak teşekkür ediyorum...
O. Suat Özçelebi
Ben filme harcanan paranin yarısı kadar reklam harcaması yapıldığı için, insanların bu olan ilk şeymiş gibi algılamalarına şaşırmıştım, 3d filmler zaten vardı, şimdi mesela bir tane daha çıkacak animasyon filmi. Bir pazarlama dehası diyebilirim proje için. Ancak bir unutulmaz bayapıt değil. Keşke hikayeyi de akıllı bir hikaye yapabilseydiler, ve Roger Dean isimli ressamdan da esinlendiklerini kabul etseydiler, o zaman bu ilgiyi filmin kalitesine rahatlıkla bağlardım.
serdar
1.si sizin bu anlattıklarınıza göre; bizim izlediğimiz çoğu filmde oyuncu yok :)) .Ben gelişmelerin yavaşlığından şikayetçi birisi olarak haksızlık ediyorum o halde.
2.si Film görsellik açısından çok cafcaflı olduğu için ve insanlar direkt olarak etikete baktıkları için normal bir başarı.Dediğiniz gibi pazarlama dehası.
3.sü Yazınızı okuyunca anladım ki, Kemal Sunal'ı yeniden canlandırabiliriz eğer izin çıkarsa.Yazınızı okuyunca aklıma direkt o geldi.Sinema tarihinde gözlerimin aradığı ender insanlardan biri.
Saygılarımla...
Yeni yorum gönder