Politika ile kirletilen bir ortamda bilim olmaz
Bilim, salt aklın, düşüncenin ve bilginin bir araya getirilmesi ile yeni bir bilgi oluşturmaktır.
Fen bilimlerinde bu özelliklerin arasına "deney" adında bir unsur daha eklenir.
Tarihinin hiç bir döneminde siyaset, ellerini bilimsel çalışmanın yakasından çekmemiş. İşte bu sebeple aslında yapılan şey bilim değil. Bilim görüntüsü verilmiş bir tür bürokrasi oynanıyor. Yani bilim kurumları, diğer kamu daireleri gibi memur ve bürokratların koşuşturduğu binalar. Yakalarında Dr., Prof., Asistan filan yazmasının katip, şef, müdür yazmasından farkı yok.
Sosyal bilimlerden farklı olarak fen bilimleri, nesnel çalışmaların da yapılması gereken bilim dalları olması sebebi ile bu benzerliği biraz yırtıyormuş gibi görünse de aslında pek de bir şey değişmiyor. Fen bilimleri alanındaki akademik çalışmanın temeli laboratuardır.
Tübitak gibi sadece FEN bilimleri çalışılan bir laboratuar kompleksinde politika nelere karar verebilir?
Fen bilimlerinde bir oluşumun siyasi yanı ne olabilir?
Tübitak özelinde duruma bakalım:
* Bu kurum, ülkemizdeki sanayiye hizmet veren birçok üreticiye projelerinde destek verir.
* Bu projelerin bilimsel yanını öne çıkarır.
* Patentlendirilmesini sağlar.
* Projenin yararlı metotlar içermesi durumunda bu metotları makalelere ve hatta kitaplara konu eder.
Bu ürünler, zamanla eskir.
* Eskiyen ürünlerin zamanın şartlarına uyumunu sağlamak için inovasyon hizmetleri geliştirilmesine destek olur.
* Bu destek sonucunda firmaların bu işleri kendi başlarına yapabileceği hale gelmesini sağlar.
* Yani firma içerisinde laboratuar çalışmaları yapılmasını destekler.
İŞTE ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER BURASIDIR.
BU PLANDA:
BİR SÜRE SONRA, FİRMA; ARTIK KENDİ BAŞINA "İNOVASYON ÜRETİR", "AR-GE YAPAR" VE "ÜR-GE YAPAR" HALE GELİR.
Aslında firmada laboratuar anlamında büyüme olmu gibi görünse de esas gelişen "kurumsal akıl" dır.
Bu duruma gelmiş bir sanayi;
1-bürokrasiye bağlı değildir.
2-Yabancı teknolojiye bağlı değildir.
3-Politikacıların yönlendirmesine bağlı değildir.
4-İç piyasanın getiri ve götürülerine baağlı değildir.
İktidarlar yolu ile yönetimi elinde bulunduran güçler,
bunu istemezler.
Çünkü;
Kendi ülkelerinin bizim gibi geri kalmış ülkelere sattığı en önemli şey "AKIL" dır.
Bu akıl denen şey öyle bir maldır ki; yenisini üretmeden, defalarca satarsın.
Yinede depondan bir gıdım bile eksilmez.
Türkiye bilim konusunda,
bu iktidar ve daha öncekilerin tüm gayretlerine rağmen
yinede bu günlere gelebilmişse bunda sadece ve sadece
bilimadamı vasfını kaybetmeyen akademisyenlere borçludur.
İyi bir bilimadamı heryerde çalışır.
Bu Türkiye olacak diye bir şart yoktur.
Ama oluşan ürün, üretildiği akademik kurumdan başka hiçbir yerde fayda vermez.
Üniversitelerimizde ve Tübitak gibi araştırma merkezlerimizde çalışmalarına imkan arayan birçok bilim insanı, yıllardır bu desteği bulamıyor ve projeleri ellerinde yaşlanıp, moral çöküntüsü içerisinde yok oluyor.
"ÖZERKLİK ALINIYOR" diye tepkilerini ortaya koyanlar şunu bilmeli ki;
Hiçbir "EKONOMİK ÖZERKLİK" olmadan verilen kuru "ÖZERK YÖNETİM" bir işe yaramaz.
Ayakları bağlı birine "gidebilirsin" demekten farklı değidir.
Sevgilerimle.
Murat Sevgi
- mental's blog
- 3606 okunma
- Yaziyi paylaş
e-maille paylaşmalıyım bunu!



Bütün bunların yanında hala daha ,ortada tek olduklarını sananlar yanılmaktadır.Bu dünyanın sonu vardır.Ne oldum değil ne olacağım demeli insanlar.Bir söz vardır " Anamdan çıktım indim pazara, iki metre bez aldım döndüm mezara" hala daha rant, hala daha tamah birde bunu yapanlar sözde müslüman.Bunlar çakal sürüsü başka birşey değil.Fakat bunlarında sonu gelecek Allah'ın izniyle.
Bumerang57
"Kendi ülkelerinin bizim gibi geri kalmış ülkelere sattığı en önemli şey "AKIL" dır.
Bu akıl denen şey öyle bir maldır ki; yenisini üretmeden, defalarca satarsın.
Yinede depondan bir gıdım bile eksilmez." Doğru söze ne denir..
Yıllarca hep yüz adım geriden geldik.500 Bin dolarlık impalanın etrafında dört dönerken Türkiye de ilk olduğunu öğrendiğimde gözlerim faltaşı gibi açılmıştı.Müteakip günlerden birinde Amerikan TV dizisinde Trafik polisinin aynı arabayla birilerini kovaladığına şahit oldum. Dönem dönem siyah beyaz ve renkli televizyonlar üç beş yıl önceden tüketilmek üzere bizlere gönderildi ve bizler Bu TV lerin üzerine nakışlı danteller örterdik tıpkı telefonun üzerine örttüğümüz gibi teknoloji de hep bir adım geriden geldik.Bankacılıkta da öyle meydanı boş bulan banka satın aldı isim değiştirdi.
Maalesef ki Tübitak da sömürülen fakat birşey üretilmeyen bir kurum haline dönüşecek. Korkarım ki daha önce siyasete teslim olan DİE ( Devlet İstatitik Enstitüsü) de dünya standartlarını altüst etmez.Bir korkumda Bilimsel deneyler için Fettullahçı kesime ait okullardaki kesime de bir ayrıcalık tanınmaz ve bilimsel araştırmalar için ekstra kredilendirilmez. Nerden baksanız ucu bir takım kesimlere dayanacak olan bir gelişme.Bunların da unutulduğu sanılacak belki, fakat eşitsiz davranışlar ve nalıncı keseri gibi hep kendine yontmalar bir gün keserin ters dönmesiyle ortalık kan gölüne dönmez inşallah.Zira her adımın dosyası bu ülke de tutulmakta.Yani adamı kazığa bindirip Allah'a gösterirler.
Bumerang57
Özerkliğin bir formalite olduğu ortada.
Kimse asıl sorunlara bakmak istemiyor.
Siyasi bakış açıları ile bilim olmaz.
Bunu demişsiniz zaten.
Bir yorumumda da şunları yazmışım:
Aslında özerkliğin kaybolması genel süreç bakımından bir şeyleri değiştirmez.
Özerk olma meselesi;
"Kritik bir anda, hızlı ve anlık karar verebilme şansı"
bağlamında önemlidir.
Özerk bir başkan, atanmış bir başkana göre daha farklı düşünebilir.
Bu bağlamda, sayın Yetiş, özerk olsaydı...
Aynı isim için bile farklı sonuçlar oluşurdu.
Kaldı ki, (ne yazık ki) Tübitak kiritik kararlar verebilecek statüde bir kurum değil.
Sonuç olarak hükümet, zaten bütçe kıskacında elini Tübitak'ın üstünde tutarken, özerk olması da bir anlam taşımıyordu.
Tek bir yoruma katılıyorum; Prof.Dr. Celal Şengör'e durumu sordukları zaman:
"Şimdiye kadar aklınız nerdeydi!" Diyerek yorumluyor.
Saygılarımla.
A.Batur
_____________________________
Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım ...
Murat Bey, elinize sağlık. Önce siyasallaştır, liyakatı ortadan kaldır, gelişmeyi durdur, boğ ve bağımlılaştır. Sonra bilgiyi sen üret ve sen sat. O güçler gelişmemiş, gelişmekte olan ülkelerin aptallık gergefini böyle dokuyorlar.Ama bu tür şeylerden bahsettiğiniz için globalleşen dünyada hala ulusal değerleri savunuyorsunuz ki, ulusalcılıkla, milliyetçilikle, vatan severlikle suçlanabilirsiniz. Saygılarımla.
Kimin umrunda globalizm.
Amerika icat ettiğini bile unuttu.
Şu sıralar altındaki koltuk gidecek diye 3.5 atan Buş efendi, hükümetteki gücünü kaybederse pisliklerinin ortaya çıkmasından tırsıyor.
Ne Kuzey Kore, ne İran, ne Gürcistan onun aklında kendi ettiklerini örtme derdi var.
Büyük Ortadoğu Projesini de unuttu.
Guantanamo pisliğini, CIA'nın yediği haltları yada Irak'taki gizli anlaşmarı ortadan kaldırıyor.
Giderken BeyazSarayı temiz bırakma peşinde..
Dünya umrunda değil, anlayacağın.
Sevgilerimle
Murat Sevgi
Hiçbir ...izm'i, paket halde kabul etmiyorum.
Her birinin; elbetteki doğruları olacaktır.
Ama bütün olarak "ben doğruyum" diye birşey yoktur.
Aklı olan her mahluk, kendi doğrularını kendi ortaya koyabilir. (Yada koyabilmelidir.)
Sevgilerimle.
Murat Sevgi
Politika ile kirletilen, yine politika ile temizlenebilir. Politik irade sadece "kötüye" işlemez. Ve politika "kirli" bir şey değildir, onu sadece kendi çıkarları için, kirletmenin bir aracına indirgemek isteyen, çok fazla insan olsa da...
Politika ile bilim barış içinde yaşayabilir...
Özerklik, içinde idari ve ekonomik tüm unsurları barındıramaz, o zaman onun adı özerklik olmaz. Bir kurumun devletin diğer kurumlardan farklı bir yasaya bağlı olarak, kendini yönetme, bazı özel haklara sahip olmasıdır özerklik. Ekonomik veya idari bazı kısıtlar, devlet içinde devlet olmamanın zorunlu koşullarıdır.
Ancak burada sorun "dengeyi bulmak" ve bizde de maalesef en az bulunan şey!
O. Suat Özçelebi
Politika ile bilim yanyana olabilir ama iç içe olamaz.
Tübitak bilim kurulu, aslında akademik denkliği olan bir kurul değil.
Yani yönetsel bir işleve sahip.
Ama bu bilim kurulu, normal üniversitelerde senatonun görevlerini de yapıyor.
Yani başkan rektör; kurul da senato oluyor.
Böyle olunca yan yana değil iç içe oluyorsunuz.
Bu arada senato normal üniversitelerde fakültelerden seçilen hocalardan oluşur.
Ama hükümet, tübitak adlı üniversitede senatoyu seçiyor.
Bu senato, profesör olacak birinin tezini onaylıyor.
Ve o kişi artık akademik rütbesi ile eğitim dünyasında boy gösterebiliyor.
Şu ana kadar, çok sıkı ve zorlu süreçlerden geçerek alınan ünvanlar, şaibe altına girebilir.
Hatta kasaba üniversitelerinde hocalık yapacaklar bile belirli bir birikim aranırken. (Bu yasada var.)
Tübitak gibi dışa açık bir kurumda, yabancı ülkelerden, özellikle Malezya gibi ülkelerden mezunları akademikleştirme yolu açılmış olacak.
Saygılarımla.
Murat Sevgi
Bir derdi daha var artık Amerikalıların....
Yeni bir cephe açılıyor.
Enerji cephesi.
Putin kendi yarattığı burjuva iş adamları ile el ele verdi.
Enerjiyi doğrudan ABD ye satacak.
Bu olursa piyasalar dağılır diyenlere;
OLDU DA BİTTİ.
PROJE AŞAMASINA GELDİ.
Kuzeyden, BENING BOĞAZI'ndan, alt geçitle, Alaska'ya... oradan Kanada üzerinden ver elini Amerika.
"Bunu yaparlar sa..."
50 yıldır konuşuluyordu, sonunda oluyor.
Bize ne getirir?
ne götürür?
Görecez.
A.BATUR
_____________________________
Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım ...
"Politik irade sadece 'kötüye' işlemez. Ve politika "kirli" bir şey değildir, onu sadece kendi çıkarları için, kirletmenin bir aracına indirgemek isteyen, çok fazla insan olsa da..."son cümleyi pek anlayamadım ya neyse!
Bumerang57
Yeni yorum gönder