Sulu şakadan gerçeğe...
Gündemin hızla değiştiği Türkiye'de söylenen kimi önemli sözler, restleşmeler çoğu zaman bir daha hatırlanmıyor. Kimse de "ne söylenmişti, tartışma bir sonuca bağlanmış mıydı" diye geri dönüp bakmıyor.
Bugün Hürriyet Gazetesi'nde Yalçın Doğan, fikri takibin güzel bir örneğini verdi. Köşesinde CHP lideri Deniz Baykal'ın Başbakan'a yönelik söylediği şu sözlerini hatırlattı:
“Askeri müdahalelerle hesaplaşma ihtiyacını hissediyorsan, işte 12 Eylül darbesi, eğer 12 Eylül ile ilgili yararlı, doğru buluyorsan, elini tutan mı var? Anayasanın geçici 15. maddesi var, değiştirme ihtiyacındaysan, getirirsin, değiştiririz.”
Bu sözler 23 Haziran 2009'da söyleniyor.
Devamını Doğan'ın yazısından aynen alıntılıyorum:
“Bunu gurup başkan vekilleri bir araya gelir, konuşurlar. Ama, sadece kendin ifadeyi kullan, ondan sonra, iktidar ne yaparsa yapsın, mantığı ile yaklaşırsanız, kusura bakmasınlar, bu tür sulu şakalara biz gelmeyiz. Biz ciddi yaklaşım bekliyoruz.”
Baykal’ın çağrısının sulu şaka olmadığını göstermek üzere, Erdoğan’ın tavsiyesine uyarak, aynı gün, 25 Haziran 2009’da, CHP gurup başkan vekilleri Kemal Kılıçdaroğlu ile Hakkı Süha Okay iktidarın gurup başkan vekilleri Bekir Bozdağ ile Mustafa Elitaş’ı ziyaret ediyor. Görüşme sonrasında Bozdağ:
“Darbeyi koruyan bir yasanın Anayasamızda yer almasını içimize sindiremeyiz. CHP ile değerlendirme yaptık, 15. maddenin değiştirilmesi konusunu partimizin yetkili organlarında görüştükten sonra bir karar ortaya çıkacaktır. Kararı kamu oyuyla paylaşacağız”.
Elitaş da, “Anayasanın geçici 15. maddesinin kaldırılması, darbe heveslileri için önemli bir işaret olacak” diyor. 25 Haziran 2009, bugün 5 Mart 2010, sekiz buçuk aydır CHP ve kamu oyu hâlâ iktidar partisinin yetkili organlarından çıkacak kararı bekliyor.
AK Parti için çok ciddi bir "samimiyet" sınavı. Geçen zaman bu sınavdan çakma emareleri gösterse de, biraz daha bir "açıklama" beklemekte fayda var.
Sadece "12 Eylül"ü değil tabi, MHP'nin önerisini de düşünebiliriz. Devlet Bahçeli'de sadece şu andaki "darbe" iddialarına odaklanmak yerine, olmuş bir "darbe" ile "28 Şubat"'ı yapanlarla da hesaplaşmaya çağırmıştı, AK Parti'yi.
Belki bu tür demeçler, "muhalefetin" AK Parti'yi zor duruma sürüklemeye çalışması, tümüyle askerle karşı karşıya getirerek, zaafa sürükleyecek politik manevralar biçiminde yorumlanabilir.
Ancak "12 Eylül"ü Anayasa'dan temizlemek için gerçekten ne bekleniyor? Üstelik "Darbeyi koruyan bir yasanın Anayasamızda yer almasını içimize sindiremeyiz." dendiği halde...
Darbe lideri Evren'in ölmesi mi?
- O. Suat Özçelebi's blog
- 1152 okunma
- Yaziyi paylaş



12 Eylül darbesinin yargılanmasını önleyen 15. madde alnımızda kapkara bir lekedir ancak bu lekeyi temizleme iradesinin samimiyetini AK Parti'nin demokrasiye bağlılık derecesi belirleyecektir. Öte yandan CHP siyasal iletişim açısından bir turnusol kağıdı görevi görecek olan böylesine sağlam bir argümanı neden ısrarla gündemde tutmuyor diye sormak, en az AK Parti'nin demokrasiye bağlılığının sorgulanması kadar önemlidir...Evren ölse bile 12 Eylül öncülleri ve ardılları ile -insanlık adına- hala yargılanmayı bekliyor!
Hakan Kızılay
El Beşiri gibi bir katile / diktatöre itibar gösteren bir iktidardan 12 EYLÜL diktatörünü ve onun komitesini yargılamasını beklemek biraz saflık olmaz mı?
kırlanqıç
Yeni yorum gönder