SESSİZ FIRTINA-6
Ama ne gidecek yeri ne de parası vardı. Ertesi günü işyerinde sırdaşım dediği arkadaşı Sakine’ye evi terk etmek istediğinden bahsetti. Sakine ne yaparsa yapsın onun yanında olacağını söyledi. Esma kafasına koymuştu. İşyerinden bir miktar avans aldı. Eşyalarını topladı. Oğlu annesinin eşyalarını topladığını fark etti. O akşam ilk defa arkadaşlarının yanına çıkmadı. Olacakları merak ediyordu.
Babası gelir gelmez ilk iş annesini ispiyonlamak olmuştu. Hasan duyduklarına sinirlendi. Yatak odasının kapısını tekmeleyerek açtı.” Sen neler karıştırıyorsun deli karı? Esma şaşırmıştı. “Hiç “ diyebildi yutkunarak. Hakan babasının arkasından öne doğru çıktı. “Yalan konuşma kadın eşyalarını topladığını gördüm.” Yok, oğlum ne eşyası gözünü seveyim” derken oğluna yalvaran gözlerle bakmıştı.
Esma bundan sonra olacakları tahmin edebiliyordu. Çünkü oğlu nasıl olduysa onu yakalamış ve şikâyet etmişti işte. Bozuk şivesi, terbiyesizliği, saygısızlığı ile bir kez daha babasının oğlu olduğunu kanıtlamıştı. Hasan dolabı açtı. Yatağın altına baktı. Esma’nın tüm hayatını içine sığdırdığı küçük valizi gördü. Valizi alıp yatağın üzerine koydu. Fermuarını açarken Esma’ya bakıp kafasını salladı. Bir yandan valizin içindeki eşyaları etrafa saçıyor bir yandan küfür ederek söyleniyordu. “Demek kaçacaktın ha! Demek kaçacaktın. Kime güveniyorsun ulan sen? “diyerek hiç beklenmedik bir anda Esma’ya tokat attı. Esma’nın dudağı kanamıştı. Elinin tersiyle sildi. Derin bir nefes aldı.
“Yeter artık anladın mı yeter! Rahat bırak beni! Bırak da gideyim. Sende kurtul bende”
Hasan çok sinirlenmişti. Dilini dişlerinin arasında sıktı. “pekâlâ, seni rahat bırakacağım merak etme ama önce hakkını vereyim değil mi?” diyerek belinden kemerini çıkardı. Oğlu Hakan’a göre annesi bunu hak etmişti. Babası annesini döverken kapıyı çekip dışarı çıktı. Esma yediği her yumrukta babasına, kocasına, hayatına kahretti. Esma yere yığılınca kocası dayağı bıraktı. .”Seni sürtük hadi kaç bakalım kaçabiliyorsan şimdi, cehennemin dibine girsem seni bulur çıkarırım ve o gün senin son günün olur bu hayatta” diyerek odadan çıktı.
Esma’nın yerden kalkacak hali kalmamıştı. Bir süre öylece yerde yattı. Ne kaçmak ne de yaşamak istiyordu. “Seni doğuracağıma taş doğursaydım” dedi fısıltıyla. Orada öylece sızıp kalmıştı. Kapının sesiyle gözlerini açtığında hala yerdeydi. Hasan odaya girdi. Ayağının ucuyla Esma’yı dürttü. “kalk ulan bize sofra kur” diyerek salona geri döndü. Her yeri acıyordu. Korkuyla yutkundu. Yüzü ve gözleri yediği darbelerden şişmişti. Güçlükle doğruldu. İçeriden kahkaha ile karışık tabak sesleri geliyordu.. Yatağa tutunarak ayağa kalktı ama canı yandı. Tekrar yere düştü. Kocası “bu ayaklarla mı kaçacaktın” derken ayağının üzerinde tepinerek ayağını kırmıştı.
Tekrar kalkmaya çalıştı. Canı çok yanıyordu. Topallayarak odadan kafasını uzattı. Korkarak dışarı çıktı. Kocası yine sevgilisini getirmiş, içkisini alıp masaya oturmuştu. Oğlu neredeydi? Acıdan yüzünü buruşturdu. Ayağını sürüyerek oğlunun odasına gitti. Uyuyordu. Kapıyı yavaşça geri kapadı. Tekrar salona geldi.” Kocasının karşısında durdu.”yine küp gibi içmiş geberisice, zıkkımın kökünü iç” diye mırıldandı. Yüzünde nefretle karışık tiksinen bir ifade takınmıştı. Divana oturdu. Kocasının yanındaki kadına döndü.
“Böyle bir adamı da seven var demek, karı parasıyla caka satan, ayyaş aylak bir adamı”
Kadın şaşırmıştı. Ama aldırış etmez tavırla kadehini kaldırdı. “Karı parası, erkek parası hiç fark etmez gülüm para paradır. Sen işine bak” diyerek elindeki bardağı Hasan”ın bardağına tokuşturup bir dikişte içti. Hasan zil zurna sarhoştu ama Esma’nın söylediklerini yarım yamalak ta olsa duymuştu.
Sinirle ayağa kalktı. Kalkarken yalpalayıp masadakileri devirmişti.Kadın” şişşt yavaş ol aslanım” derken Hasanın kolunu tuttu. Hasan” eh” diye bir ses çıkardı. “Bırak lan karışma” diyerek kadının elini itti. Esmaya doğru yürüdü. Esma kaçmak istedi ama ayağının acısı yüreğine çöreklenmişti. Kocasının yumruğundan kurtulamadı. Masanın üzerine doğru düştü. Hasan tekrar elini kaldırmış ama indirememişti.
Esma masadaki meyve bıçağını kocasına saplarken, kaderine ve hayatını mahveden tüm erkeklere kahretti. Kocasının getirdiği kadın çığlık çığlığa bağırıyordu. Hasan olduğu yere yığıldı. Bağırışlara oğlu Hakan fırlayıp gelmişti. Annesinin, babasını vurduğunu anladı. “Ne yaptın sen? Ne yaptın ha?” diyerek annesini sarstı. Esma tepkisizdi. Hiç kıpırdamıyordu. Hakan ambulans çağırdı. Komşular toplanmıştı. Polis ve ambulans geldiğinde Hasan çoktan ölmüştü.
Esma biraz olsun huzur istemişti. Başka hiçbir isteği olmamıştı hayattan. Ama o da Hasan ile birlikte uçup gitmişti. Hiç konuşmuyordu. Komşularının “ Kocasını vurmuş, cani, aramızda bir katil varmış ta haberimiz yokmuş” fısıltılarının arasında polis otosuna bindi. Duyarsız insanların yaşadığı bir dünyada doğmuştu. Artık başkalarının ne düşündüğünün önemi yoktu. Kimsenin onu anlamasını da beklemiyordu.
DEVAMI VAR...
RİTA
- Rita's blog
- 1226 okunma
- Yaziyi paylaş
e-maille paylaşmalıyım bunu!



Yeni yorum gönder