Baykal'ın İstifası Doğru, Gerekçesi Yanlış!
Genç kuşak hatırlamaz. 1979 yılının 4 Ekim Günü bir magazin gazetesinde, dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’in bir şarkıcı hanımla Hilton Oteli’nin kapısında görüntülenmesi büyük bir skandala yol açmıştı. Hasan F. Güneş, haberin yayınlanmasından 1 gün sonra “Türk halkından özür diliyorum” diyerek istifa etmişti. Başbakan Bülent Ecevit, Güneş’in istifasını “siyaset özel yaşamdan kesin özveri ister” sözleriyle kabul etti.
6 Ekim 1979 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan haberde, Hasan F. Güneş, Başbakan Ecevit ile 25 dakikalık görüşme sonrasında, gazetecilere bakın neler söylemiş?
- İstifanızı Başbakan’a verdiniz mi?
- Evet
- Kabul etti mi?
- Bu kadar…
- İstifanız için gösterdiğiniz gerekçe nedir?
- Hakkımdaki son yayınlar.
- Yayınların seçime 10 gün kala yapılması, buna karşılık olayın daha eski bir tarihte meydana gelmesini nasıl yorumluyorsunuz?
- Bir yorum yapmıyorum. Yalnız şunu yazarsanız memnun olurum. İçtenlikle Türk halkından çok özür diliyorum. Sanıyorum yapmam gerekeni yaptım. Teşekkür ederim.
- Bu olay nedeniyle basına kızıyor musunuz?
- Kesinlikle hayır. Basın çok büyük bir görev yapıyor.
- Söz konusu bayanın AP üyesi olduğu bir ajansta haber yapıldı.
- O konuda bir yorum yapmıyorum.
O zamanlar Türkiye’de “ciddi medya”, “ciddi gazeteler” vardı. İşte bu kısa röportaj dışında, şarkıcı hanımı takip etmek, Bakan Güneş’i sıkıştırmak, ciddi gazetelerin yelteneceği, tenezzül edeceği bir “habercilik anlayışı” değildi. İşin magazin kısmı, haftasonu gazetelerinin ilgi alanına giriyordu…
CHP Genel Başkanı Sn. Deniz Baykal’a karşı ömrüm boyunca hiçbir siyasal yakınlık ya da sempati duymadım. Bu olayda da Hasan Fehmi Güneş’in “insani” hikayesinden en küçük bir kırıntı bulamadım.
Neydi Bakan Güneş'in hikâyesindeki “insani yön”?... Politikacı da olsa, bir adam, bir kadına aşık olmuş, aşkını yaşamış ve bunun açığa çıkmasıyla birlikte onurluca istifa etmiş, olay Türk siyasi tarihinin sayfaları arasındaki yerini almıştı sessizce…
Sn. Baykal’ı istifaya getiren olay ise böyle mi? Magazin tutkunlarının ve siyasal pornografi tutkunlarının iştahı bir yana, Sn. Baykal bir “politikacının aşkı” hikâyesinin öznesi midir gerçekten? Ödediği bedel de bu “insani aşkın bedeli” mi dir?
Ana Muhalefet partisi lideri, belki yakın geleceğin Başbakanı olabilecek bir lider, ilişkiye girdiği sekreterine, nüfuzunu kullanarak “milletvekilliği” sıfatı kazandırmıştır. Tartışılması gereken budur…
Sn. Baykal, özel hayatındaki bir konudan dolayı, ahlâki konularda hiç te temiz olmayan bir toplumun ikiyüzlü “ahlâki baskısı” nedeniyle istifa etmişse bu haksızlıktır. Ama Sn. Baykal, istifa açıklamasında ne yazık ki duyamadığımız bir nedenle; “özel ilişkide bulunduğum bir hanıma, nüfuzunu kullanarak milletvekilliği payesi vermesi” nedeniyle istifa etmişse, işte o zaman doğru bir tavır sergilemiş demektir…
Üstelik sadece Sn. Baykal’ın da istifası yeterli değildir. Ankara Milletvekili sıfatı “kazandırılmış” Nesrin Baytok’un da istifası gerekir.
Evet, komplo iğrençtir. Evet, Sn. Baykal’ın özel hayatına utanç verici, kabul edilemez biçimde bir tecavüz söz konusudur. Evet, politikacılar da insandır ve her insan gibi sadece onların ve ailelerinin özel hayatını ilgilendiren “hatalar” yapabilirler. Kaldı ki hiç kimsenin ahlâk dersi vermeye hakkı ve haddi yoktur.
Ama hiçbir iğrenç komplo görüntüsü, olayın ardındaki asıl soruyu gizlemeye, göz ardı etmeye yetmez… Bir Genel Başkan, milletvekilliği sıfatını bu kadar ucuzlatma hakkına sahip midir? Bir Genel Başkan, milletvekilliğini bu kadar kolay, ulufe gibi dağıtma hakkına sahip midir?
Bu soru sadece CHP’nin ve Baykal’ın yanıtlaması gereken bir soru değildir… “egemenlik” gerçekten “kayıtsız ve şartsız ulusun” ise… Her seçim döneminde milletvekili adaylıklarına, aday sıralamalarına karar vererek, “demokrasicilik” oynayan tüm siyasi partiler ve onların genel başkanlarının yanıtlaması gerekir bu soruyu…
Şimdi tüm Türkiye’nin siyasal porno iştahını bastırmaya çalışarak asıl konuya kanalize olması için bir fırsat doğmuştur… Kaçırmayalım… “Lider sultasını, iki dudak demokrasisini tartışmaya başlayalım” acilen…



Hiç telaşa gerek yok nasıl olsa bir gün hesap vereceklerdir bu ülke sahipsiz degildir hiç bir şey olmaz korku panigini gerek görmüyorum
Yeni yorum gönder