Derviş Bey'in KKTC'si...
Derviş Eroğlu KKTC’deki Ulusal Birlik Partisi’nin lideri ve Başbakan. Aynı zamanda 18 Nisan’da yapılacak KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday. Yaşı benim gibi 50’lere merdiven dayamış olanlar, Derviş Bey’i on yıllardır hep aynı ak saçları, pembe beyaz tombiş yüzüyle hatırlarlar. Bir hesap yapıyorum, talihsiz ömrümün son 30 yılında Derviş Bey, tıpkı Denktaş gibi Kıbrıs deyince pırt diye ekranlardan fırlayıveren iki-üç figürden biri olagelmiş… Tamam, tonton adam ama 15 dakika dinleyince, iyi ki Derviş bey bizi yönetmeye kalkmıyor diyerek, bizdekileri bile nimetten sayıyorsunuz… Yani o kadar…
Derviş Bey şimdilerde Kayseri-Hatay hattındaki “yurt dışı gezilerinde” harıl harıl Kıbrıs davasını, bağımsız KKTC’nin sonsuza kadar yaşatılması için canını dişine taktığını, Türkiye’siz bir Kıbrıs düşünülemeyeceğini ve Kıbrıs’ı verdirmeyeceklerini anlatıyor.
Derviş Bey deneyimli politikacı. Türkiye kamuoyunun Kıbrıs hakkındaki bilgi eksikliğinden ve hamasi nutuklara olan şiddetli iştahından etkin biçimde yararlanmaya çalışıyor.
Devlet diyor Eroğlu.
Bağımsızlık diyor.
Türkiye diyor.
Bunlar kulağa hoş gelen şeyler. Osmanlı’dan beri bir türlü tatmin edilemeyen “Ağabeylik” tutkusu, kendisine günde 5 vakit biat bildiren “kardeşler” karşısında gaza geliyor. Bol köpüklü “milliyetçilik” hem Türkiye’de hem Kıbrıs’ta iş görüyor: “Kafa yapıyor!”
Egemenlik ve bağımsızlık, Derviş Bey’e göre vazgeçilemez iki önemli unsur. Derviş Bey, “egemenliğinden ve bağımsızlığından vazgeçmeyenlerin” adayı olduğunu söylüyor Kayseri-Hatay hattında, bol bol da alkış alıyor…
Peki Derviş Bey’in KKTC’si ve “asla vazgeçmeyiz” dediği egemenlik ne menem bir egemenlik?
Derviş Bey, egemenliğe o kadar aşık, Derviş Bey’in KKTC’si o kadar egemen ki, daha geçen ay Kıbrıs’ta memur maaşları ödenemediğinde Derviş Bey’in bakanı “Türkiye para göndermedi o yüzden ödeyemedik” diyor.
Avuç içi adaya 30 yıldır gönderilen milyarlarca dolara rağmen, Derviş Bey’in “egemen KKTC’sinde” doğru dürüst bir altyapının kurulmamış olması Derviş Bey’i rahatsız etmiyor. Yunanistan’ın millerce öteden tankerle su taşıdığı adaya kuş uçumu 5 dakikalık mesafeden içme suyu götürülemeyen “Egemen KKTC’yi” son 1 aydır sular seller basıyor. Lefkoşa, Güzelyurt perişan. “Egemen KKTC’nin” mutlu yurttaşları gırtlaklarına kadar çamura belenmiş, Derviş Bey’in “insaflı” zevcesinin ulufe gibi dağıttığı yardımlara bakıyor. “Egemen KKTC’nin” Başbakanı ve eşi, Anavatan’dan gelen milyonlarca liralık yardımı, felaketzedelerin oy pusulasına bakarak dağıtıyor.
Ticareti yok “egemen KKTC’nin”. Ekonomisi Türkiye’den gönderilen yardımlarla dönüyor. Bu yardımlar nereye gidiyor? Daha fazla okul, daha fazla yol, daha fazla hastane, daha fazla altyapı yatırımına mı? Hayır. Derviş Bey’in “egemen KKTC’sinde” nüfus sürekli artıyor, Türkiye yardımları sürekli artıyor ama her nasılsa bu artışlar altyapıya, eğitime, sağlığa yansımıyor. Yansıyan tek bir alan var: Kıbrıslı Türk nüfus! 74 öncesi Kıbrıslı Türk nüfus sürekli azalırken, “egemen KKTC’nin” nüfusu her yıl her nasılsa artıveriyor…
“Egemen KKTC’ye” 10 ayda 1020 vatandaş alınmış. 1974’ten bu yana alına alına şimdi 280 binlerde olan nüfustan sadece 80 bincik Kıbrıslı Türk kalmış. 280 binlik nüfusun 150-200 bini devşirme olunca, “egemenlik aşığı” Derviş Bey’in seçim kampanyasını Kayseri-Hatay hattında yürütmesine şaşırmamak gerekiyor elbette…
Egemen KKTC’nin bir Merkez Bankası var ama para basma yetkisi yok. Çünkü zaten kendi para birimi yok “egemen KKTC’nin”… Polisi var mesela ama egemen bir devlette olması gerektiği gibi İçişleri Bakanlığı’na bağlı değil, “Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri”ne bağlı… Barış Kuvvetleri? Tabii ki Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutasında…
Egemen KKTC’ye girerken pasaporta, vizeye ihtiyacınız yok. Gösteriyorsunuz kimliğinizi, giriyorsunuz elinizi kolunuzu sallaya sallaya. Ama “Egemen KKTC”nin güney sınırına geldiğinizde, daha ileri gidemiyorsunuz. Çünkü “yasadışı bir havalimanından” giriş yaptınız. Yasadışı hava limanı? Ercan! Bak Rum’un ettiğine!
Durun ama Rum’a kızmayın hemen. Derviş Bey’in “egemen KKTC’sinin” vatandaşları, herhangi bir ülkeye gitmek isterse Türkiye’den geçmek zorunda. Uçak önce illaki bir Türkiye meydanına inecek, 1 saat bekleyecek ki gidebilsin başka ülkelere.
Derviş Bey o kadar egemenlik aşığı ve ki, daha geçen ay adaya gelip “Güneyden” giriş yapan BM Genel Sekreteriyle yan yana oturduğu yemek masasında, “egemenlik aşığı” bir Başbakan olarak “yahu artık tanıyın bizi” demiyor.
Haydi diyelim İngilizcesi yetmedi, “egemenlik aşığı” Derviş Bey 30 yıl boyunca oturduğu hükümet koltuğunda tek bir gün bile dünyanın hiçbir egemen devletine “tanınma başvurusunda” bulunmuş mu diye merak ediyoruz, hayır bulunmamış…
Bırakınız dünyadaki egemen devletleri, Türkiye’ye gelip te, “yahu kimsenin meşru saymadığı Danışma Kurulu kararıyla değil de, şöyle anlı şanlı TBMM kararı ile KKTC’yi tanıdığınızı dünyaya ilan etsenize” demiş mi “egemenlik aşığı” Derviş Bey? Sanmıyorum…
Hadi diyelim dili varmadı “TBMM kararı ile bizi resmen tanıyın artık” demeye. “Egemen KKTC’nin” sporcuları bari uluslar arası organizasyonlarda “egemenliğin nişanesi bayraklarıyla” yer alabilsinler değil mi hiç değilse Türkiye’de? Egemenlik aşığı Derviş Bey, mesela Türkiye’nin Spordan sorumlu bakanına bir mektup yazsın: “FB, GS, BJK gelsin de bizim bir futbol takımımızla maç yapıversin şuracıkta” deyiversin?
Bakın mesela Çetinkaya-GS maçı yapıldığı gün Derviş Bey’in elini öpeceğim, şuracıkta ilan ediyorum… Ya da Türkiye’deki herhangi bir uluslar arası organizasyonda Kıbrıslı Türkler KKTC bayrağı ile resmen temsil edilsinler, derhal KKTC vatandaşlığına başvuracağım, sözüm söz, oyum da UBP’ye!
Derviş Bey’in egemenlik anlayışı, örneğin Azerbaycan’ın egemenlik ve bağımsızlık anlayışına benzemiyor. Derviş Bey ekonomik, askeri, siyasal açıdan Türkiye ile eşit ilişkiler kurmaktan değil, Türkiye’nin “arka bahçesi” olup, bu gri bölgede kendi iktidarını pekiştirmekten söz ediyor.
Kayseri-Hatay hattında, bize bizi övüp duran Derviş Bey’in dilinden bal damlıyor da, Derviş Bey’in egemenliği, bizim anladığımız egemenlik değil… Kıbrıslı Türkler baldan tatlı bir aksanla konuştukları için değil ama… Derviş Bey’in dili başka bir dil…



Yeni yorum gönder