"Kadınefendi"
Şaşırdım! Hayır, tabii ki “aileden sorumlu” kadınefendinin döpiyesinin eteklerini çekiştire çekiştire homofobik hezeyanlarını kamuoyuyla paylaşmasına değil. Fakat toplumda küçümsenmeyecek bir kesimin “nooluyor yahu” diyerek kadınefendiyi had bilmeye, özür dilemeye, olmadı istifa etmeye davet etmesine şaşırdım doğrusu…
Paşasından bakanına sigaya çekilmeye, azarlanmaya, itilip kakılmaya alışkın bir toplumda cılız da olsa itirazların yükselmesi sevindirici. Eşcinsel örgütlerinden ciddi gazetecilere, psikiyatri çevrelerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar değişik çevrelerde Bakan Kavaf’ın sözlerine verilen tepki, en azından bundan böyle eşcinsellerin eskisi kadar kolay ve uluorta aşağılanamayacağını ortaya koydu.
Aileden sorumlu kadınefendinin, durup dururken medya üzerinden ailelerin gündemine eşcinselliği oturtuvermesi işin ironik yanı elbette. Hem de eşcinselliğin değil ama kadınefendinin eşcinselliğe bakışının hastalıklı olduğunun üstüne basıla basıla… Sadece bu bile kadınefendiye yeterli cezadır diye düşünüyorum ve cehaletiyle, patavatsızlığıyla eşcinselliği kamuoyunda bu ölçüde meşrulaştırmaya katkı koyan bir bakanı AKP yöneticilerinin değerlendirmesine havale ediyorum.
Muhafazakar bir hükümetin bakanı olarak Kavaf’ın sözleri şaşırtıcı değil. Kadınefendi, “ötekilere” karşı mentalitesini ortaya koyarken, elbette partisinin “demokratik açılım” politikalarıyla tutarlı olmak gibi bir endişe taşımıyor. Siyaseten anlaşılabilir bu çelişkiden daha vahimi, toplumun belki de en sert ayrımcılığa uğratılan bir kesimine karşı, ayrımcılığa uğrayan bir başka kesiminin mensubu olarak Kavaf’ın sergilediği hazin tutumdur. Herşeyden önce kadın kimliğiyle, toplumun ayrımcılığa uğrayan bir kesimine mensup olan Kavaf, erkek egemen ideolojinin, benim diyen tetikçilerinden de fütursuz biçimde eşcinsel düşmanlığını sergiliyor. Bunun bir de çifte kavrulmuşu var… Kadın kimliğiyle ayrımcılığa karşı bir duruş sergilemesi beklenen Kavaf aynı zamanda siyaseten de ayrımcılığa tabi tutulmuş bir partinin üyesi, hatta bakan düzeyinde bir yöneticisi…
Nazi kamplarında Yahudilere gardiyanlık yapan Yahudiler vardı: Kapo denirdi bunlara. Kapo’lar, Nazi efendilerine yaranmak için kamplardaki Yahudilere yapılan eziyetlere göz yummak bir yana, üstüne üstlük bu eziyetlerin uygulayıcısı da olurlardı zaman zaman. Kapo’ları tiksindirici kılan, kendilerini “efendilerine” yakınlaştıkça ayrıcalıklı ve “efendilerinin şiddetinden sıyrılmış” görmeleriydi…
Bilinçaltı yaltaklanma her şeyden önce üretilen dil ile ete kemiğe bürünür. Tesettürlü eşlerle övünülen bir partide, başı açık bir kadın olarak bakan olmanın bedeli, anlaşılan o ki bazen efendilerden daha keskin dilli bir çakma muhafazakarlık sergilemeyi gerektiriyor… Kavaf, hiç de nezih üslup kaygısı taşımadığı bilinen muhafazakar erkekler dünyasında sert bakışlı, döpiyesli bir kadınefendi olarak rüştünü ispatlama derdine düşmüş belli ki…
Ama tarih, ne acıdır ki en gaddar tiranları bile büyük harflerle yazarken, kraldan çok kralcı dalkavuklara hiç de cömert davranmaz…
- Sinan Dirlik's blog
- 588 okunma
- Yaziyi paylaş



Yeni yorum gönder