Kantarın Topuzu!

Ergenekon operasyonu eğer bu toplumun “derin” ilişkilerle yüzleşmesi, hesaplaşması ise, eğer bu toplumun sivilleşmesine katkı oluşturacaksa, eğer bu ülkeyi darbeden darbeye sürükleyerek yönetmek isteyenlere dur demenin yolunu açacaksa bunun sonuna kadar destekçisiyim.

Bu güne dek okuduklarım, basına yansıyan iddianameler, şu veya bu şekilde derin ve güçlü bir suç şebekesinin salkım saçak ülkeyi sardığını düşündürüyor. Kaldı ki Türkiye’de 12 Eylül sürecini yaşamış, sonrasındaki karanlık döneme tanıklık etmiş herkes, bir “derin” ilişkiler yumağının varlığından kuşku duymuyor. Bu ülke pek çok faili meçhul cinayete, pek çok provokasyona, pek çok siyasal infaza, darbe ve darbe girişimlerine tanık olduysa, elbette bütün bunları tezgâhlayan karanlık bir şebekenin varlığı su götürmez.

Öyle bir ülkedeyiz ki, kantarın topuzu ayar tutmuyor… Öyle bir ülkedeyiz ki, “tuttuğumuz taraf”, aidiyet hissettiğimiz kamp, gözlerimizi kör ediyor… Siyah ve Beyazdan oluşan katı, kategorik bir kısıtlı dünyanın içine hapsettiğimiz birbirimizi tuttuğumuz takımların jargonuyla yerden yere vuruyoruz…

Toptan bir çıldırmanın eşiğindeyiz. Ülke din-milliyetçilik-Kemalizm ekseninde üçlü bir delilik yaşıyor. Herkes kendi “öteki”sine karşı yalın kılıç saldırıyor. Tarafların hangisi temiz? Hiç biri… Ama herkes birbirini suçluyor…
-------------------------------------------------------
Cübbeli Oligarşi Masum mu?
---------------------------------------------------------
12 Eylül darbesini alkışlayan, darbecilere fahri doktora veren, üniversitede öğretim üyesi kıyımını yapanlar karşısında sessiz kalan bir “akademik dünya” kimse için bilinmez değil.

28 Şubat sürecine, 27 Nisan e-muhtırasına selam duran, Cumhurbaşkanlığı seçiminde hukukun yerle yeksan edilmesine sessiz kalan, hatta bu ayıba sahip çıkan koskoca bir “akademik camia” var. “ikna odaları” kepazeliği, üniversitede her Pazar 10. Yıl marşlarıyla hazır ola geçirilen üniversiteler var. Bütün bunlar, akademik camiaya yakın olanlar için bilinmez değil…

“Şeriatçı AKP’yi dizginlemeye, hizaya getirmeye çalışan” ve tüm faşizan girişimleri “laik demokratik rejimi savunma” maskesinin ardına gizlemeye çalışan “cübbeli oligarşinin” savunulur bir yanı yok.

Bu cübbeli oligarşi, üniversiteye polis sokarak, üniversitedeki her türden muhalif girişimi sindirerek, baskı altına alarak, özellikle solun canına okuyarak tek tip bir faşizmi mutlaklaştırma “misyonunu” on yıllardır başarıyla yürüttüler. “YÖK’e hayır” diyen bizleri polis copuyla karşı karşıya getiren, öğrencilerini kendi elleriyle polise teslim eden, disiplin soruşturmalarıyla öğrencileri okullardan uzaklaştıran bu “cübbeli oligarşiydi”.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Türkiye’de “Öteki” için hiçbir zaman hukuk ve adalet ölçüsü aranmadı!
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu ülkede “öteki” yaftasını taşıdığınızda, sizin için hukuk, adalet, insaf ölçüsü hiçbir zaman aranmadı, sorgulanmadı. Binlerce insan yıllarca değil, on yıllarca “tutuklu yargılanırken”, sol örgütlerin davaları on yıllarca sürünürken kimse “hukuk ve adaletten” söz etmedi. Yüzlerce insan gözaltında kaybedilirken, binlerce insan işkence görüp, onlarcası işkence tezgâhlarında, açlık grevlerinde canını yitirirken, ölümcül hastalıklarla pençeleşenlerin bırakınız tedavi için yurt dışına çıkabilmesi, cezaevinden çıkabilmesi için kimse kılını kıpırdatmamışken; hukukun, adaletin, “ölçü” nün esamisi okunmadı. Çok uzun zaman geçmedi Engin Çeber’in gözaltında katledilmesinin ardından?

Ergenekon zanlı ve tutukluları için hak, hukuk, adalet “ölçüsünden” dem vuranların kılı kıpırdamadı bütün bu olup bitenler karşısında.
-------------------------------------------------------------------------
Darbeye ve Darbecilere Karşı Olmak?
------------------------------------------------------------------------
27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü yaşamış bu toplum, binlerce can vermiş, darağaçlarına başbakanından en fidan delikanlılarını kurban etmiş bu toplum, 28 Şubat ve 27 Nisan müdahalelerine karşı tepki vermedi. Tepki bir yana, adeta “oh olsun” psikolojisine girdi. Darbeler arasından darbe beğenerek, “iyi darbe/kötü darbe” ayrımı yaparak demokrat olunamayacağını öğrendi mi Türkiye halkı? Ne yazık ki hayır…
--------------------------------------------------------------------------------
“Postallı Hocalar Gözaltında” diye sevinmek?
--------------------------------------------------------------------------------
Bütün bunlar, bütün bu hastalıklı ruh halimiz, bugün bütün bu olup bitenlere seyirci kalmayı, kısmen ya da tamamen aklamayı mümkün kılar mı?

Darbecilere alkış tutup selam duran rektörler, yaka paça göz altına alınırken buna seyirci mi kalınacak onların hep yaptığı gibi? Evet onlar, çocuklarımızı kendi elleriyle polise teslim ederken içleri titremedi… Evet onlar tek tip bir üniversitenin jandarmalığını yaptılar… Evet onlar ceberut bir rejimi gençlerin kafasına çakma görevini üstlendiler doğru… Ama bütün bunlar, üniversite rektörlerinin böyle onur kırıcı biçimde gözaltına alınıp küçük düşürülmelerini sessizce izlememiz için yeterli mi? Bütün bunlar, “Postallı Hocalar Gözaltında” Başlığını atacak kadar duygusuzlaşmayı, “Taraf” olmayı haklı kılar mı?

Aklı selimimizi kaybettik ve doğruluğundan kuşku duymadığımız “taraf”ımızı seçmenin dayanılmaz konformizmiyle “düşene bir tekme de biz mi atarız” faslına mı geçtik artık?
-------------------------------------------------------------------
Ve en utanç verici an: Türkan Saylan!
---------------------------------------------------------------------
Kanserle mücadele eden bir insan, bir kadının ifadesine başvurmanın daha insancıl, daha uygar, daha nezaket ölçüsünde bir yolu yok muydu? Türkan Saylan’ın ifadesine sessiz sedasız, odasında başvurulamaz mıydı? Elbette ki binlerce genci okutmuş, hayır hasenat işleri yapmış bir insan suç işlemez diye bir şey yok. Ama suçtan söz etmiyoruz ki? Hukuku uygulamanın nezaketinden söz ediyoruz. İnsaf ve vicdan kavramlarını yerle bir eden o görüntülerin hukukla, adaletle ne ilgisi olabilir?

Delilik o ölçüde ki, birileri fırsatçılık yapıp “Türkan Hoca’nın öğrencileri bu ay burs alamayacak, çünkü bütün belgelere el kondu” diyorlar. Tanrı aşkına, koskoca ÇYDD’nin burslu öğrenci listesi sadece Türkan Hoca’nın evinde miydi? Ama herkesin herkese saldırmak için fırsat kolladığı bir atmosferde ölçü herkes için kaçıyor…

Herhalde Türkan Hoca’yı hastane odasının penceresindeki fotoğrafıyla görenlerin içi titremiştir. Titremeli de zaten… İnsan olanın içi titremeli… Ve artık böyle utanç verici görüntülere mahal vermeden hukuki sürecin işlemesinin yolu yordamı bulunmalı…

Ankara'daki Cumhuriyet mitinginde ön saflarda olan Türkan Hoca, İzmir mitinginde niye konuşturulmamıştı? Çünkü "darbeye de şeriata da hayır" diyebilmişti Türkan Hoca. Bunun hiç mi değeri yok bu ülkede?
---------------------------------------------------
Zurnanın Zırt Dediği Yer!
---------------------------------------------------
Peki bütün bu hengame neden kopuyor? Ergenekon terör örgütü “darbe ortamı hazırlayarak Hükümeti devirmekle” suçlanmıyor mu? Evet… Kişisel olarak da pek çok insanın bu darbeci çete ile bilerek veya bilmeyerek bir araya geldiğini, bilerek veya bilmeyerek bu çeteye yardım ettiğini düşünüyorum. Okuduklarım, gördüklerim bana bunu düşündürüyor… Peki ama “darbe ortamı hazırlamak” ve “darbe planlamak” suç oluyor da DARBE YAPMAK suç sayılmıyor mu bu ülkede?

Bakınız 9 Nisan 2009 günü, “seçilmiş” Cumhurbaşkanı, darbeci Kenan Evren’i Cumhurbaşkanlığı Köşkünde ağırlıyor! Basına Evren ve Gül’ün el sıkışırken birbirlerine gülümseyen fotoğrafları servis edildi.

Darbe girişimcileri birer birer derdest edilirken, eli kanlı bir darbeci Cumhurbaşkanlığı Köşkünde izzet ikram görüyor!
-----------------------------------------------------------
Hani bu ülkede kantarın topuzu?
-----------------------------------------------------------
Darbe girişimcilerinden hesap sorulmasını, bunlara bilerek veya bilmeyerek yardım ve yataklık edenlerin soruşturulmasını, bu ülkedeki tüm siyasal cinayetlerin faillerinin bulunmasını ve yargılanmasını bütün kalbimle istiyorum… Ama eli kanlı bir darbecinin, Kenan Evren’in de derhal yargılanmasını da istiyorum. Bütün bunlar olurken en tahammül edemeyeceğim görüntü, Çankaya Köşkünde izzet ikram gören bir darbecidir!
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Geçici 15. Madde İptal Edilsin, Kenan Evren Yargılansın!
--------------------------------------------------------------------------------------------------
AKP Hükümeti, CHP ve Parlamentodaki tüm milletvekilleri derhal kamu vicdanını rahatlatmak için 12 Eylül Anayasası’nın geçici 15. maddesini iptal ederek Kenan Evren’in yargı önüne çıkmasının yolunu açmalıdır. Ancak bu takdirde Ergenekon davasının bir sonuca ulaşabileceğine inanabiliriz…

Bunun sorumluluğu sadece AKP’nin değildir. CHP de buna ön ayak olmalıdır. Ve Türkiye’de demokrasiden, insan haklarından yana olan tüm kişi ve kuruluşlar, derhal, tam da şimdi, darbe girişimcisi Ergenekon çetecileri soruşturulurken, Darbe girişimini fiiliyata çevirmiş, Anayasayı silah zoruyla ortadan kaldırmış, Parlamentoyu kapatmış olan Kenan Evren’in yargılanması için harekete geçmelidir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

yaban: Neden agır açıyor bu site bilen vamı
ugur erhan: site ağır ağebey sınıfına girdi ya belki de ondandır ağır açılması))))
masterverita: test
ugur erhan: masterverita sanırım bir test çözeceğiz ama testi sorularını vermemişsin))))))
ugur erhan: bu arada eski yazılanlar sıcaktan buharlaşıp uçtular mı?
NautilusPro: bEN DAHA FAZLA TEST İSTEMİYORUM
NautilusPro: büyük olmuş kusura bakmayın )
Kerim baydak: bu ne ya bazı yazılar ekleniyor bazıları eklenmiyor
masterverita: hangi yazilar buradan bildiirn, herkes tatil havasinda gozden kacan olabilir
ugur erhan: bu aralar biraz işim var site ile pek ilgilenemiyorum.
ugur erhan: Bende farkındayım anasayfaya alınmayan bazı yazılar var.
ugur erhan: Ben sadece kendi yazımı anasayfaya alıyorum, belki diğer arkadaşlara haksızlık oluyor ama
ugur erhan: şimdiye kadar yaptığım çalışmanın bir kıyağı olsun bu bana)))))))
Kircicegi: yine gec kaldim
ugur erhan: neye geç kaldın kırçiçeği
Kircicegi: yazi düzenlemeye:9
ugur erhan: aman boş ver zaten yazı gelmiyor ve gelenlerlede kimse ilgilenmiyor site kendi kendine yuvarlanıyor gidiyor işte
Kircicegi: ben yazmak istiyorum ama Tezimi hazirliyorum 5 haftam kaldi ancak biter
Kircicegi: bittince bol bol yazarim
Kircicegi: yine reklam da yaparim
ugur erhan: kolay gelsin umarım tez konusunda başaraılı olursun
ugur erhan: bir tezim bile olmadı)))))))
Kircicegi: insallah olursam uluslar arasi egitmenim
Kircicegi: tüm dünya da yardim kuruluslari arasinda
Kircicegi: söz sahibyim o zaman cünki diplomayi berlin verecek
ugur erhan: tezin geçerse bunu ıslatırız artık
ugur erhan: bir kova su ile))))))
Kircicegi: benim tez aralikda belli olur canin sagolsun ne istersen
Kircicegi: ben icmem icki ama sana ismarlarim
Kircicegi: niyetli degiliz galiba
ugur erhan: canım bende her zaman içeceğim diye bir şey yok.
ugur erhan: yok ben oruç tutmuyorum
Kircicegi: ben tuttuyorum
ugur erhan: ne güzel inançlarını yaşayacaksın
Kircicegi: olsun söyle bir sarköy sarapina hayir demezsin herhalde
ugur erhan: oooffffffff ne biçin gider hem de
Kircicegi: tamam bitsin tezim söz özelden adres bildirirsin getririm
Kircicegi: ya da gönderirim
ugur erhan: şarabın yanında et yerler genelde ama ben et yemeyenlerdenim
ugur erhan: vejeteryan değilim ama
Kircicegi: sende ne yemek istersen onu yersin sorun degil ki
ugur erhan: sen geç de onların hepsi hal olur
Kircicegi: neyse benim cikmam lazim treni kacircam yoksa tekrar
Kircicegi: görüsmek dilegi ile
Kircicegi: kendine iyi bak
ugur erhan: ok
ugur erhan: hoşçajakl
ugur erhan: ama yazdım iyimi?
Kircicegi: sende
Kircicegi: olsun ben anladim
ugur erhan: ok
AYKIZ: aaaaaaaaay.nihayet gelebildim....
AYKIZ: kırçiçeği-Uğur Erhan , Serdar Bey, Suat bey..merhaba...
AYKIZ: yönetime bi mesaj atmıştım-dikkate almayınız..buldum nihayet şifremi-geldim işte.)
AYKIZ: sağım şimdilik-hele şu referandum "hayırlı"sıyla bitsin de daha sık gelmeye çalışacağım...
AYKIZ: sadece seçim hazırlıkları yüzünden yine yoğunum-ve bağımsız yargı yoktu ya hepten yokolacak kaygısından uykula
AYKIZ: rım gitti yine-dönem dönem uykusuz kalırım da-bu aralar daha fazla oldu işte..hayır çıksın-azıcık kendime ve sitelerime zaman
AYKIZ: ayırabileyim...evette daha da farklı sorunlar olacak-onlarla uğraşmalıyım o zaman...beni unutmayanlara sevgi ve selamlar.
ZuhalVoigt: Merhaba Aykız, son zamanlarda ben de pek yoktum, yaz dolayısile
ZuhalVoigt: Sizi gördüğüme sevindim. İşlerinizin yoğunluğu azaldığında daha sık görüşmek ümidiyle.
AYKIZ: merhaba Zuhal hanım , ne güzel..tam kapatacaktım-bir de fotoğraflayayım dedim sayfamı
AYKIZ: ben de çok sevindim sizi görünce...sevgilerimle..umarım her şey yoluna girer-çok çıktı çok...hayırlısı )
AYKIZ: size ve tüm dostlara sevgi ve selamlarımla.
ZuhalVoigt: "Hayır" lısı)) Benden de çok sevgi ve selamlar
AYKIZ: )) iyi geceler dileğimle.hoş ve sağlıkla kalın emi.
ZuhalVoigt: İyi geceler. Siz de aynen..Görüşmek üzere..
AYKIZ: Serdar bey teşekkürler..anımsayabilmiş ve düzeltmiştim girip.) sağolun..
Kircicegi: merhaba aykiz aramiza ne güzel bir dönüs bu
Kircicegi: sevindim valla
yaban: abooo sevinenler bir arada bende sevindim ))
AYKIZ: Kırçiçeği sağol..ooooy.Yaban da sevindi..sağol yaban.teşekkürler.
yaban: selam dostlarımı yakaladım ne?
yaban: kır çiçegi selam nasılsın uzun zamandan beri
Kircicegi: valla dostunu bilmemde yaban iyiyim arkkadasim
Kircicegi: dogru uzun zamandir görüsemiyoruz cünki senin
Kircicegi: özel mesajlara verecek vaktin yok sanirim
Kircicegi: ama iyiyim belirli bir süre daha böyle sürecek haril haril tezimi
Kircicegi: hazirliyorum
Kircicegi: Sevgiyle
yaban: hadi bakalım çok çalış kırçiçegi