Sol'un Kendini Sorgulama Zamanı Çoktan Geldi.

Solun artık kendini sorgulama zamanı geldi? Türkiye’de yaşanan bunca olayları sadece çıkardıkları dergi ve gazetelerinde bir iki sayfalık yazılar ile çözebileceğini sanıyorsa, eski alışkanlıklarımızdan hala kurtulamadığımızı gösteriyor tüm bu yaşananlar.
Türkiye işçi sınıfı tarihindeki 15-16 Haziran yürüyüşü ve eylemleri bile spantone gelişen bir takım hareketlerdi. Ama nedense kendilerini sosyalist veya devrimci olarak adlandıran örgütlenmeler, böylesi bir takım olaylardan kendilerine hiçbir zaman bir ders çıkartmadılar.
İşçi sınıfının ideolojisini savunup, işçi sınıfı ile hiçbir iletişim kuramayan örgütlenmeler ne kendilerine nede ülkesinin ezilenlerine hiçbir katkı da bulunamaz. Şimdiye kadar da öyle oldu zaten.
Savunduğu işçi sınıfının ideoloji ile işçilere önderlik edeceğine, işçilerin kendiliklerinden geliştirdikleri bir takım eylemlerin peşlerine takılıp gittiler. Çünkü işçi sınıfının içinde değil her zaman, dışarıdan bir öğretmen edası ile bilinç götürmeye kalktılar.
Grev çadırlarında üşüyen insanlara, artı-değerin ne olduğunu anlatacaklarına kalkıp öncü savaşı ne zaman verilir, ne zaman verilmez nakaratı söylendi. Sömürüyü anlatacaklarına kalkıp, hiç anlamadıkları emperyalizm ve kapitalizm gibi kavramların ne olduğunu anlatmaya çalıştılar. Üstelik bunları yaparken, bizzat gidip grev çadırlarında onları ziyaret ederek değil, çıkardıkları ve hiçbir işçinin anlayamayacağı bir dil kullanılan dergiler vasıtasıyla yaptılar.
İşçi sınıfının içinde örgütleneceklerine, en kolay yolu seçip özellikle üniversite gençliğinin içinde çalışma yaptılar. Bir türlü de o çevrenin dışına çıkmayı başaramadılar. Bu kolaylarına geldi, çünkü üniversite gençliği öğrenmeye açık ve anlatılanları anlayabilen bir kesimdir. Bundan dolayıdır ki, hemen, hemen içlerinde bir tane işçi kökenli insan olmayan marjinal örgütlenmeler haline geldiler.
Sömürünün ne olduğunu bilmeyen, bir fabrikada çalışıp üzerinden artı-değeri kazananların kendine ödedikleri üç kuruşu öğrenemeyen, kısacası sömürüyü iliklerine kadar hissetmeyen biri, sömürülen bir insanın halinden kolay, kolay anlayamaz. Öğrenci gençliği küçük-burjuva tabakasına aittir. Sürdürdüğü yaşam itibariyle de, işçi sınıfının sorunlarını sadece almış olduğu bilinç seviyesi kadar bilecektir. İşçi sınıfının ideolojisini tam olarak özümseyemediyse, bir işçi ile konuşurken, adeta bir papağan gibi ezberlediklerini tekrar etmekten başka bir şey yapamayacaktır.
Bu şu demek değildir, her işçi sınıfının ideolojisini savunan insan gidip bir fabrikada çalışacak. Bunu böyle algılayan bir kişi çıkarsa, sadece gülüp geçmek lazım zaten.
Burada anlatmak istenen, kendilerini sosyalist ve devrimci olarak adlandıran kişiler ve örgütlenmeler, burjuva milletvekilleri gibi olmamalı. Yani halkın içinden çıkıp ve git gide halka yabancılan milletvekilleri, parlamento da çıkan yasalara parmak kaldırarak, yabancılaşmanın da ötesine geçip halka karşı saf tutmaya kadar giderler.
Sosyalist ve devrimcilerde eğer işçi sınıfının ideolojisini savunuyorsa, onlara dışarıdan sadece bilinç götürme işini artık bir yana bırakmalı, onların sürekli içinde olmalı, onlar gibi yaşamalı. Ancak bu şekilde, onları örgütleyip onları yönlendirebilir.
Aksi takdirde sarı sendika diye adlandırabileceğimiz sendikaların başındaki, sendika ağalarının insafına kalıyor, yapacakları sözleşmeler, eylemler ve sendikal hakları. Bu tür sendikalarda sadece ekonomik mücadele verdikleri için, ne zaman bir maaş zammı gelse o zaman başlarını sıcak bürolarından çıkarıp, birkaç gün atıp tutuyorlar. Sonra aldıkları birkaç kuruşluk zam ile evli evine, sendika ağaları da son model arabalarıyla sıcak bürolarının yolunu tutuyorlar.
Oysa sendika başkanlarının hiçbir ayrıcalığı yoktur. Ama gelin görün ki, öyle değil. Trilyonlarca mal varlığı olan sendika başkanları var bu ülkede. Şimdi gel de işçinin hakkını savun. Sistem zaten yanlış bir sendikanın başkanı olmamalı, işçi temsilcileri olmalı. Sendikaların öyle plazalarda büroları olmaz. Örgütlü olduğun her fabrikada işçi temsilcilik büroları olur ve gelirsin orada yürütürsün işlerini.
Plazalardaki sıcak koltuklara alışan bünye, çürümeye başlar. Kaybedeceği çok malı olan bir sendika ağası, kaybedeceği hiçbir şeyi olmayan bir işçinin hakkını asla savunamaz, savunmaz.
Uzun zamandır beri Türkiye’de bir ilk yaşandı ve TEKEL işçileri kendi sendika başkanlarının üzerinde bir baskı oluşturarak elde ettikleri özlük hakları ellerinden alınmaması için eyleme başladılar.
Geçmişte olduğu yine işçiler kendiliğinden gelen bir hareketle, kısmen örgütlü olarak eylemler geliştirmeye çalışıyor. Ben işçi sınıfının öncüsüyüm diyen partiler ve örgütlenmeler, geçmişte olduğu gibi hala yanlarında değil. Ama çıkardıkları gazete ve dergilerinde, gelişen dünyanın teknolojisini de ayak uydurarak yapmış oldukları internet sitelerinde TEKEL işçilerine methiyeler diziyorlar. Kendilerinin örgütleyip işçi sınıfını peşlerinden sürükleyeceklerine, alınan bir günlük genel grev eyleminin arasına katılıp sadece pankart açmaktan başka hiçbir güçlerinin olmadığını da gören görüyor.
Kısacası artık sol kendini sorgulamalı ve pratiğiyle artık yüzleşmeli.
Ve TEKEL eylemi de TEK-EL den örgütlenip sorunları belirleyip doğru bir strateji yaratılmazsa sonucu başarılı gibi gözükse de, elde edilen hiçbir şey olmayacaktır.
 
 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
CAPTCHA
Virus saldırılarına karşı otomatik yazılımlara engel olmak için konuldu, uğraştırdığımız için kusura bakmayın.

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((