yaban günlüğü

UNUTMA BENİ ÇİÇEĞİ

 

UNUTMA BENİ ÇİÇEĞİ

            Her sabah olduğu gibi tekrar  güneş doğuyordu sıcaklığını içime yayıldığını hissediyordum. Gecenin getirdiği umutsuzluğu, sabah güneşinin parlak ışığı üzerimden alıyordu. Yukarıda bir yerlerde kuşların cıvıltısını duyuyordum. Neşe denilen duygularım, sese bürünmüş hali bu olsa gerek diye düşündüm. Geceden geriye kalan tek belirti ise çiğ taneleri buharlaşıp bulut oluyordu.  

 Kırçiçeklerini böyle bir sabah güneşi doğarken görmüştüm . O zarif duruşu, biçimli ve bakımlı gövdesi, muhteşem kokusu bir anda günün monotonluğunu bozmuş, hayatın ne kadar güzel olduğunu fark ettirmişti.

Römorkdaki avcılar…

Römorkdaki avcılar…

Cinsellik kadını nasıl güzelleştiriyorsa, av da avcıyı güzelleştiriyor. 

İnsanın doğa içindeki yerinin daha iyi anlaşılmasına vasıta olması açısından avcılığın faydaları şüphe götürmez, ancak eğer avcılar kendi aktivitelerini negatif söylemleri geçerli kılmaya yardım eden ahlaki kötülemelerden kurtaramazlarsa, bu durum yok olabilir ve genel olarak avcılığa karşı kamusal muhalefetin artmasına sebep olabilir.

 

ORDA BİR KÖY VAR!..

 ORDA BİR KÖY VAR!..
 
Orda bir köy var uzakta
Gitmesek de, görmesek de
O köy bizim köyümüzdür…

Bu şarkıyı kim bilir kaç kez söyledik avaz avaz çocukluğumuzda. Hiç düşünmedik, o köy gerçekten bizim mi, ne kadar, ne anlamda bizim? Bizim mademki, bizim olana ne yapmalıyız, bize düşen ne bu konuda, öz mü, üvey mi gösterdiğimiz yakınlık, uzatıyor muyuz ellerimizi, yanında mıyız, karşısında mı? Daha birçok soru hiç gelmedi aklımıza. Gelemezdi de, o şarkının gerçekte ne anlam taşıdığı da. Çocuktuk, hele de batıda, bir eli yağ, bir eli baldaysak, dünyadan bir haber ve pembe görmede var olanakların yanı sıra çocuk oluşumuzla da.

ABD'DEN ŞOK RAPOR

ABD.jpg

Monday, 22 June 2009 07:25 

ABD eski Başkanı Reagan’ın danışmanı Fein: “Beyaz Saray araştırma yaptı, Ermenilerin 2 milyon Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı. Ermeniler, kendi arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor…” dedi. 

 

ABD Başkanı Ronald Reagan’ın hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, sözde Ermeni soykırımı iddialarını değerlendirdi. Ermenilerin bu iddialarının son derece asılsız olduğunu belirten Fein, Reagan’ın başkan olduğu 1981′de bu konunun Beyaz Saray tarafından araştırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini söyledi. İşte sözde Ermeni soykırımı konusunda Fein’in açıklamaları: 

 

Yakın tarihimizdeki en kısa savaşlar

savas.jpg

 

Yakın tarihimizdeki en kısa savaşlar

Yazar Yönetici Türk tarihi ve savaşlar

Etiket Türk tarihi ve savaşlar

 

 

Dünya tarihinde yüzyıllar süren savaşlar kadar
kısalığıyla insanı şaşırtacak savaşlar da yaşandı.

 

İşte dünya tarihinin en kısa savaşları…

 

KUBİLAY OLAYI

00044235.jpg

 KUBİLAY OLAYI /
Devrim Şehidinin Hazin Öyküsü

  

 

Rejim düşmanları 23 Aralık 1930'da 24 yaşındaki genç
öğretmen Kubilay'ı öldürüp başını kestiler. Amaçları hilafeti geri getirmekti

Genç Cumhuriyet'e hain saldırı

 

Ülkenin dört yanında büyük nefret uyandıran olay
hafızalardan silinmedi. Atatürk'ün yolunda gidenler ölüm yıldönümlerinde
Menemen'de anıt mezarında toplanıyor

 

 

Başlarken

Kubilay olayı, yakın tarihe ilişkin bildiklerimizin en
korkuncudur. Birçoğumuz, 24 yaşındaki genç öğretmenin "Kesmeyin beni"
haykırışlarına rağmen, kendini mehdi ilan eden ve o gün kendi de ölen Derviş
Mehmet'in "Korkuyorsan, yüzükoyun yatırayım" diyerek, Kubilay'ın
başını kestiğini biliriz.

Kubilay olayını biliyorsunuz.

kubi1-3.jpg

“Menemen’i  haritadan  silin”

Kubilay olayını biliyorsunuz.

Menemen’de 23 Aralık 1930 günü gerici bir güruh tarafından şehit edilen genç öğretmen, genç asker Şehit Kubilay’ı…

Daha sabahın erken saatleridir. Çember sakallı başlarında sarık, sırtlarında cüppe Manisa’dan gelmiş dördü silahlı altı tane hırpani kılıklı gerici adam, ilçe meydanında tekbir getirerek gezinmeye başlarlar.

 

Derviş Mehmet denilen Nakşibendi tarikatına bağlı biridir elebaşları. Camide bulunanlara kendini Mehdi olarak tanıtmış, dini korumaya geldiklerini söylemiştir.

Arkalarında 70 bin kişilik hilafet ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini iddia eden bu adam, camideki yeşil bayrağı sopaya takarak kalabalığa sloganlar attırmaya başlar.

“Şapka giyen kafirdir, yakında yine Şeriata dönülecektir.” diye bağırtır etrafındaki çapulcuları.

“Taraf-ı İlahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz.” diyerek de ilçedeki saf halka tehditler savurmaya başlar.

Esrar almış, sürekli zikreden bu grup tam anlamıyla gericiliğin, cumhuriyet karşıtlığının ve cahilliğinin bir simgesine dönüşürler.

Fethullahçılardan TÜRKSOLU’na saldırı

saidi_kurdi.jpg

 Fethullahçılardan
TÜRKSOLU’na saldırı

Said-i Nursi’nin Türk düşmanlığı

“Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün”

Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk’ün savaşması zor olmaz.

Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur. Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi’dir.

Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır. Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için “devrim şehidi” ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır

Melh Gökçek Burhan Kuzu

gokcek.jpg

 SES KAYDI-4 / MELİH GÖKÇEK:
‘Milletvekillerini fitilleyelim, kanunu değiştirelim’
Melih Gökçek- Yani bu 240’ı, 3 aydan 6 aya indiremez misiniz abi ya?
Burhan Kuzu- 3-6 ay arası diyorsun. Olabilir. O şu an ne kadar onun şeyi ki?
Gökçek- 1 seneden 3 seneye.
Kuzu- Çoook… Şu anda bizim, bana gelen 140 dosya var milletvekillerinin. Aşağı yukarı 50 küsuru, 60’a yakını neredeyse bu, bu 240.
Gökçek- Abi bu 240’ı ben bu milletvekillerinin hepsine, hangisi varsa bi bana çıkartsana, ben onları bir fitilleyeyim!
Kuzu- Vallahi ben sana listesini vereyim onun.kaynak aydınlık dergısı
 

Albay Çiçek serbest bırakıldı

albay_dursun_cicek.gif

Albay Çiçek serbest bırakıldı          
 
    

 

Taner YENER/İSTANBUL, (DHA) 13 Kasım 2009

 

 

 

    

“İrtica ile Mücadele Eylem Planı” altında ıslak imzası bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek ve Deniz Kurmay Yarbay Mehmet Emre Sezenler tahliye edildi. Çiçek, kaçma şüphesi olmaması ve sabit adresi olması nedeniyle tahliye edildi. Dursun Çiçek tahliye kararının ardından tutuklu bulunduğu cezaevinden çıktı.


İRTİCA ile Mücadele Eylem Planı adlı belgenin altında ıslak imzası bulunan, terör örgütü üyesi olmak ve darbe girişiminde bulunmak suçlaması ile tutuklanan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, 45 saat sonra 'delil durumu' ve 'sabit adres', 'Kaçma şüphesinin bulunmaması'  nedeniyle serbest kaldı. Çarşamba günü, İstanbul Adliyesi'nin Beşiktaş'taki binasına gelen Dursun Çiçek, saat 21.15'te tutuklanmıştı.


OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERDİLER

Kürdistan meselesi 1921’de reddedildi

91775.jpg

09 Kasım 2009 Pazartesi  

TBMM Kürt sorunu için tarihi bir toplantıya hazırlanıyor. İlk kez 1921 tarihinde Meclis’te ele alınan bu konuda bakın neler olmuştu...

 

 

ANKARA- Kürt sorununu çözmek için hükümetin başlattığı Demokratik açılım için yarın TBMM’de tarihi bir toplantı yapılacak. İktidar ve muhalefet partilerinin yaşanan sorunla ilgili görüşlerini anlatacağı toplantı ilk değil ama.

 

 

İSTANBUL'UN TARİHİ DOKUSUNDA "MEYHANE"

alem-restorant-beyoglu.jpg

             Türkiye'nin kültür, sanat ve eğlence başkenti... Ve eğlence hayatı denilince de ilk akla gelen elbette meyhaneler olmakta. Şimdi sizlerle İstanbul'da meyhanelerin tarihine kısa bir yolculuğa çıkacağız...Öncelikle "meyhane" sözcüğünün Farsça'dan geldiğini ve "şarap içilen yer" anlamına geldiğini belirterek başlayalım söze.İstanbul'da meyhanelerin tarihi Bizans'a kadar dayanmakta. Bizans döneminde şehrin çeşitli semtlerinde meyhaneler bulunmaktaymış. Şarap içilen bu meyhaneler Osmanlı döneminde giderek çoğalmış. Osmanlı padişahlarının çeşitli dönemlerde koydukları "içki yasakları"na rağmen, "inadına" yaşayan mekânlar olmuş, meyhaneler.Osmanlı döneminde, Kanuni Sultan Süleyman, I.Ahmet, IV.Murad ve III.Selim tarafından içki yasağı konulmuşsa da meyhanelerin azalması bir türlü mümkün olmamış. Reşat Ekrem Koçu içki yasağını şöyle anlatır:"Memleketimizde devir devir konulmuş, şiddetle takip edilmiş, göz yumulup unutulmuş, sonra tekrar konulmuş ve son zamanlara kadar devam etmiş yasaklardan biri alkollü içkiler yasağıdır.

Abdullah Öcalan açılımı bitirdi!

 Başka söze gerk yok bence. Bu teröristleri böyle konuşturanları terörüst ilan etmek lazım hapsanedemi yatıyor adam yoksa  dag başından terörüstlerimi idare ediyor yada bu ülkeyimi idare ediyor diye bu ülkeyi idare edenlere  sormak lazım...

Barış bariş diyorlarda başka bir şey dedikleri yok ne barışıdır bu  kimle kim savaşıyorda barış sözü dillerinden düşmüyor daha neyin barışını istiyorlar  Bu ülkede benden  iyi yaşıyorlar gayri işleri ben yapamazken devletimden korkarken onlar gayri işler yapıyorlar daha neyin barışından söz ediyorlar  Bir gün gelecek ki elbet hesap soracak  birileri çıkacaktır. yaban

 

 

Öcalan zehir zemberek konuştu.. CHP ve MHP'yi faşist ilan
etti. Erdoğan'ın oyun oynadığını iddia etti.

 

 

Terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan,
"demokratik açılımın” "hikaye" olduğunu iddia etti ve “Asıl
amaçları PKK’nin tasfiyesi” dedi.

Öcalan, bundan sonra hiçbir grubun Türkiye’ye gelmeyeceğini
açıkladı.

 

ANLASANA...

mukemmel_.jpg




<!--[if gte mso 9]>

Normal
0
21


false
false
false







MicrosoftInternetExplorer4

<![endif]--><!--[if gte mso 9]>


<![endif]-->

BIRAK USTA KUŞLAR UÇMAYA DEVAM ETSİN

Kartal5.jpg

           Hava serindi! rüzgar esir alıyordu insanı. Tabiat gece bile rahat vermiyordu. Bu durum da kapıyı pencereyi kapatmak gerekiyordu. Bizde öyle yaptık. Ama, bir sorun çıkıyordu karşımıza. Kuşlar ya pamuk tarlasın da otlara gömülüyor, ya da söğüt ağaçlarına kaçıyorlardı. Her zaman barış içinde orada yaşamayı başarabiliyorlardı. Ama, insanlarla barışı sağlayamıyorlardı. Özelliklede av hayvanları!.

LEVREK’LER MANTARLARA SALDIRIYORDU

LEVREK.jpg

            Yattığım yerde burnuma doğru uzatılmış koca levrek balığını   önce pek çıkaramadım. İri levreği tanıyınca uykuyu düşünecek zaman kalmamıştı. Arabamız gecenin karanlığında homurdanarak balıklı ovanın virajlı yollarını arşınladı. Mordoğan  ilçesinden çıktıktan sonra artık kayalarla çevrili koylar arasında başımıza buyruk oltaları atıyorduk. Arada bir, uzaklar da tek tük ışıklar gözüküyordu. Karanlıkta pek fark etmiyoruz ama, sürekli olarak kayalıkların aralarından, tepe düzlerinden koylara doğru inip çıkıyoruz. Arabamızda koyu bir söyleşi vardı. Ama, oltaları atacağınız koy bize uzak değildi. Daha önceleri Domuz beki yaptığımız  tepe başında sigara dumanı arabamızın içini dolduruyordu.

Geçmişinizi Geride Bırakın

eller.jpg

Olduğunuz yere oturun ve düşünün.

“ Bunu geride bırakamam. Hayatım boyunca bunun üzerine yatırım yaptım. İnsanlar ne düşünür?”

“ Onları yaralamamak için şimdi onlara ne diyeceğim? Bunu çok düşündüm.”

“ Başarılı olup ilerlediğimde insanlar benim hakkımda ne söyleyecekler? Benim için gerçek olan bir şeylere ihtiyacım var.”

“ Tanrı aşkına! Daha önceki hayatım ne olacak? Bunun için yeterli valizim yok! Birilerinin benim için hazırladığı valizi de unutmamalıyım.”

“ Görünmeyen göstergelerle varlığımı ortaya koyamam.”

 

GEDİZ’İN SAZANLARI..!

Gedizin_Baliklari.jpg

         Avcılık basit bir toplayıcılıkla başlamış,daha sonraları da binlerce yıllık gelişmeyle günümüze kadar gelmiştir. Bu konuda ileri sürülebilecek bir çok görüş olabilir. Ancak, en tutarlı olanı, avcılığın, insan oğlunun yeryüzünde var olmasıyla başladığıdır. Anadolu uygarlığında Geyik avı, Aslan avı,Domuz avı çeşitli taşlar üzerine resimleri çizilerek belgelenmiş. Bazı sürüngenler ise fosillerden tanımlanmıştır.

HİÇBİR ŞEY SANDIĞIM GİBİ OLAMADI BURALARDA!

06_usak.jpg

HİÇBİR ŞEY
SANDIĞIM GİBİ OLAMADI BURALARDA!

Sevgili ben;

Adını sayıkladın yıllarca bu şehrin, çıldırımtırak, delimsirek hezeyanlarla ille de o şehir diye. Al sana o şehirdesin. Tepe tepe yaşa kahreden yalnızlığını. Ne sanıyordun? Kaçınca, yalnızlığından kurtulabileceğini mi? Kaçabileceğini mi daha doğrusu? Neden, kimden, nereye kadar? Hep dediğim gibi yalnızlığını yanında götürdüğün sürece, her yerde yalnız olacaksın. Ve sen hangi şehirdeysen, o şehir yalnızlık dünyasının tam orta yeridir.

Ya da, avutacak, unutturabilecek mi sanıyordun bu şehir yalnızlık denen o illeti?

Bence sen kendinden kaçıyorsun. Kendikendineliğinden. Kendini bırakmadıkça geride, sen seninle olduğun ve taşıdığın sürece kendini her gittiğin yere, kendinleyin bakış açıları, değerler aradığın sürece, seni karşılayan, hep yalnızlık olacak yakana yapışarak vebal gibi.

Bu özgün kişiliğini, daralan bir elbiseymişçesine sıyır, çıkart öncelikle üzerinden özgecil yaşam biçiminle birlikte. Ama iş’e kişiliğine oturmuş özge yoğrumunun izlerini silmekle başla bence.

Biliyorum. Sus, söyleme biliyorum. Yapamaz, beceremezsin!

Ara sıra kaldırıp başını kendinleliğin özgeliğinden; silkinsen biraz, bu defa kesin, bu defa dönümsüz deyip de.

Olmayacak, beceremeyeceksin biliyorum!

YAŞLANMAK YA DA İHTİYARLAMAK!!!

Ninem.jpg

       YAŞLANMAK YA DA İHTİYARLAMAK!!!

Yaşlanmakla ihtiyarlamayı karıştırıyoruz hep. Hatta aynı şey sanıyor, sayıyoruz da. Yanlış efendim. Aynı süreçse de kastedilen, içerikleri ve ulaşılan hedef farklı çünkü.

Dünyaya geldiğimizin ertesi günü yaşlanmışızdır bir günlük de olsa. Bir yaşını geride bıraktığında yavrumuz, aklımızın köşesinden geçmez yaşlandığı, oysa bir yıl yaşlanmıştır. Demez miyiz bir yaş aldı diye?

Önemli olan; gün be gün, adım adım yol alınan o yaşlanma sürecini iyi değerlendirmek. Geçtiğimiz yollarda güçlü ve güzel izler bırakmak. O yollarda yeşermiş artı değerlerden, olabildiğince çok derlemek ve geliştirmek değil mi kendimizi son nefesimize kadar. Ve veda ederken sevdiklerimiz yanı sıra yaşadığımız dünyaya, bu değerleri aktarıp miras bırakmak, ardımızdan da hayır ve o artılarla anılmak değil mi olması gereken. Olmuşsa, oluşturabilmişsek bu mutlu sonu; yaşlanmışızdır kaçınımsız ama asla ihtiyarlamamışızdır.

İhtiyarlamak çok başka bir duygu ve oluşum. İdeallerle, çalışmakla, yaşama bakış açısıyla ilintili bir süregelim. O nedenle ki yirmi beş, otuzlu yaşlarda pek çok ihtiyar görmekteyiz çevremizde, yetmiş, seksen yaşındaki gençlerin yanı sıra.

DENİZ FENERİ

Deniz_feneri_resimleri_017.jpg

Hey millet duyduk duymadık demeyin deniz feneri yardım toplamaya cıkmıs bızım eve bir tomar maliyeti yüksek  ofset baskı dergi bırakmıslar Ramazan ayı dolaysıyla  yine meydanlar bizim diyorlar milletin din duygularını sömürmeye başlamışlar birde utanmadan CHP yi mahkemeye verdik diyorlar ayıp ayıp utanın biraz da bu milletin sırtından gecinmeyin....

Asım Anlatıyordu...

turnam.jpg

Her hafta milyonlarca insan kabiledeki kahramanların gol atmasını yada başka bir spor karşılaşmasını kazanmak ve seyretmek için toplanır. Sahalar da hayvanlar bulunmaz. Ama, avlamak söz konusudur. Hedef avlamak olunca, avcıyla sporcu sahalar da aynidir. Yani top oyunların da yerinde vuruş kaydedildiğinde her hangi bir hayvan ölmez. Avcıyla top oyunlarını ayıran budur. Sporun her şeyi avcılıktan çıkmıştır. Şu anda var olan top ve diğer spor oyunlar, avcılığın iki temel unsuru olan kovalamaca yani nişan almaya dayanmaktadır.

OĞLUMUN KANI HARAM OLSUN!!!

n572.jpg
OĞLUMUN KANI HARAM OLSUN!!!

Evet, böyle söyleyecektim aynen şayet oğlum şehit olsaydı. Yemin etmiştim askere giderken.

Sağ salim döndü şükür. Darısı diğer gençlere ve ebeveynlerine.

Gündemde B.Ersoy, E.Gündeş söylemleri vardı ya bir ara, bilir bilmez konuşanlar, evlat sahibi olmayı kolay sananlar, evladını kaybetmenin kolay olduğunu sananlar da konuşuyorlardı ya iyice atmıştı tepem. Haber dinlemeyeceğim, bu konularda yazmayacağım diyorum her haber dinleyişim ya da okuyuşum sonrasında; yine dayanamıyorum ve yine altı şehit! Çok şey vardı zihnimde, çok şey yazacaktım. Bir sitede Sayın Erdal Korkmaz Bey’in yazısı çarptı gözüme ve onu okudum öncelikle. (SİZİN ARKADAŞINIZ HİÇ MAYINA BASTI MI?) diyordu başlıkta. Anlatıyordu ardından gözleri önünde nasıl parçalandığını ve az sonra arayan eşine: Yenge az önce buradaydı, dışarı çıktı diye nasıl zorlukla yalan söylemek durumunda kaldığını…

HAMSİ EFSANESİ

HAMSI.jpg

 

HAMSİ EFSANESİ

 

Işıklı Göl’ünde ördek avı

Burasi_harika_bir_yer.jpg




<!--[if gte mso 9]>

Normal
0
21


false
false
false







MicrosoftInternetExplorer4

<![endif]--><!--[if gte mso 9]>


<![endif]-->

YÜZÜ İ YİCE KIRIŞMIŞ

Cahilin_Sevgisi.jpg

            Bir süre aradan sonra okurlarla buluşmanın önemi büyüktür. Yazarınız sanal aleme daldı neler gördü, nelerle karşılaştı ve sanal avcılarla görüşmeler yaptı tekrar avcı camiasına hizmet vermeye karar verdi. Evet, bir kez daha, çeşitli araştırmalar için sanal avcıların içine daldı yazarınız.

İNSANIN EPİK YOLCULUĞU 6

papatya.jpg




<!--[if gte mso 9]>

Normal
0
21


false
false
false







MicrosoftInternetExplorer4

<![endif]--><!--[if gte mso 9]>


<![endif]-->

KARA KIZIN BALIKLARI

Kara_kizin_baliklari.jpg




<!--[if gte mso 9]>

Normal
0
21


false
false
false







MicrosoftInternetExplorer4

<![endif]--><!--[if gte mso 9]>


<![endif]-->

BİZİM KÖYÜN AVCISI

zagar_.JPG

           Bizim köyün avcısı ile ava giderken bir köpek çiftliğine yolumuz düştü. Yaşlı bir adam köpek çiftliğinde yaşıyordu. Tel örgülerin arkasına kapatılmış bir çok köpeğin içinden bir av köpeği almıştı bizim köyün avcısı!. Sanki tüm köpekleri yitirmiş,derin bir üzüntüye kapılmış bir hali vardı, yaşlı köpek bakıcısının.

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((