MALUM AVCI 4. BÖLÜM

MALUM AVCI 4. BÖLÜM
Palamut tarlasının tam ortasında kurumuş küçük bir ot yığının arasında yükselmeye çalışan, yaşam mücadelesi veren küçük bir maki ağacının yeşil yapraklarını belli ki don yakmış etrafındaki ot kümesinin içinde Tavşan vardı. Tavşan iri gövdesini kurumuş otlara iyice gömmüş uzun kulaklarını arkaya doğru yatırmış iri kafasını dışarı da bırakmış. Tavşan, Leydi yi görünce iyice kendisini geri çekerek kuru otların içine daha çok gömmeye çalışıyordu.
Palamutluğun bitimindeki uçurum bir hayli derindi. Tavşan yatağından çıkar kaçmaya çalışırsa kaçabileceği yönü keşfetmeye çalışıyordum. Tavşanın uçuruma doğru kaçması mümkün değildi.
Leydi çakıldı, gözlerini yukarı doğru dikmiş kuyruğunu hızlı, hızlı sallıyordu. Çok iyi anlıyordum Leydi’yi. Bana hedef gösteriyordu. Hedefimi yukarı doğru çevirdim. Leydi’nin inanılmaz iç güdüsü beni şaşırtıyordu bazen. Tavşan’ın kaçabileceği yönü haber veriyordu.
Dikkatimi toparlayarak Leydi’nin hedef gösterdiği yöne çevirdim yüzümü. Tavşan yatağında yatarken ona ateş etmek istemiyordum . ‘‘Avcı bir adama yakışmaz bu’’ diye düşünüyordum. Leydi’nin bakışındaki tavşana çevirdim yüzümü. Tavşanın yüzü cam gibi parlıyordu. ‘‘aport’’dedim. Leydi’ye iki üç metre mesafedeki tavşan otların arasından nasıl fırladıysa fırladı. Sanki F 16 gibiydi. Leydi peşinde,tüfek yüzümde, Leydi arada bir hedefime geliyor tetiği çekemiyordum. ‘‘Leydi yat yere’’ komutunu alır almaz Leydi’nin yere yatmasıyla arpacık hedefine takılan Tavşan, tetiği asılmamla birlikte yuvarlandı. Tüfek sesinden sonra fırlayan Leydi bacakları arasına aldı bekliyordu. Yanına ulaştığımda tavşanı torbaya indirdi Leydi.
‘‘Eh kendimce bu gün yeter!’’ dedim. Engin’e seslendim ‘‘Bekle orada beni geliyorum ateşi yak!’’.
Engin bir ateş yaktı tavşanın kellesini bir güzel pişirdikten sonra Leydi’nin önüne atıverdim. Hak etmişti bunu. Leydi karnının üzerine yattı ayaklarını uzattı, kelleyi ön ayakları arasına sıkıştırdı yemeye başladı. O karnını doyururken Engin çantamdan akşamdan hazırlanmış patetesli böreği ve termosu çıkardı, ateşin başında çayımızı plastik bardağa döküp,yiyip içmeye başladık. Engin iki Çulluk avlamış.
Güneş ara sıra kendini gösteriyor,kırağı yavaş, yavaş çözülmeye başlamıştı. ‘‘Kalkalım Engin!’’ dedim. Toparlandıktan sonra, ‘‘Leydi yürü’’ dedim.
Bir hayli aşağı da, dere yatağını avlamak istiyordum da avlayamamıştım. Oraya doğru yürümeye başladık. ‘‘Avlamak yerine oradan geçelim Engin’’ dedim.
Engin:‘‘Boranlı havalar da sığınca için yerler vardır, o vadinin güneye bakan yüzünde kuytu denecek, mağaraya benzer oyuklar vardır. Oralar çulluk yapar’’ dedi.
Bu günlük yeter dediysem de hırsını alamayan Leydi, bu işi daha iyi biliyordu. İşinin uzmanıydı! düştü önüme,‘‘Şimdi görürüz Engin’’. Sabah güneşinin parlaklığı anlar, bizi mağaraya benzer oyuklu yere doğru çekti. Bir oyuğun ağzında küçük bir incir ağacı! Bir de uzun iğneli ahlat ağacı vardı!. Yaprakları mevsim sonu dökülmüş. İğneler kendini daha iyi gösteriyor, batmasın diye ondan uzak durmaya çalışıyordum.
Tüfeğimi oyuğun önüne dayadım, çantamdan kanlı tavşan yerine çullukları çıkardım. Başını bıçakla kopardım, dere kıyısın da kurumuş çalı yaprakları arasına doğru attım. Leydi’ye ‘’getir!’’ komutunu verdim. Leydi birden fırladı ayağa kalktı, gözlerini, kuşun başını attığım yere dikti. Hırlamaya başladı. Kuyruğunu sallıyor,dikkatlice bakıyordu. Tamamen iç güdüleriyle hareket ediyor, kuşun başını attığım kuru yaprakların arasında bir av olduğunun haberini veren, hareketiydi bu.
Oyuğa dayalı tüfeğimi kaptığım gibi doğruldum. Dönerek Leydi’nin hareketlerine bakmaya başladım. Leydi her zaman olduğu gibi yanılmamıştı. Bir Çulluk vardı çalıların içinde ‘‘bırak yaşasın leydi! üç Çulluk, bir Tavşan avladık dördüncüsü bizim gibi bir avcıya yakışmaz!’’ dedim. İndirdim tüfeğimi. Boşalttığım çantamı tekrar doldurdum. Sırtladığım gibi, parkemin başlığını yol da yürüyerek başımdan kulaklarıma kadar indirdikten sonra, dere boyunca Enginle beraber yürümeye başladık. Güneş, don’a karşı etkisini göstermeye başlamıştı. Güney kesimler güneş sıcaklığını içine çektikçe don çözülüyordu. Dere boyunca ilerlerken karşı yamaçtaki meşeliklere doğru yürüdüm. Bir süre ilerledikten sonra çatal tepe doruğuna ulaştım. Güneyin donmuş toprakları yumuşamaya başlayınca, av işi de bitmişti zaten o gün. Dünle bu gün kavgasına dalarsam yarını kaybederim diye aklımdan geçiriyordum. Akşam hazırlığı başlamalı,tavşanı fırın da dolma yapmalı diye mırıldanıyordum.
Çatal tepe doruğundan aşağı doğru inmeye başladım Güneye bakan yüzeyde kendini gösteren güneş toprağı ısıtmaya çalışıyordu. Yürüyüş yolum da küçük kaya parçaları arasında gecenin dondurucu ayazını içine çekmiş, kendilerini ısıtmaya çalışan bir alay Keklik sürüsüne rastladım. Uçup gitti. Arkalarından bir el ateş ettim. Birisi saçmayı almasına rağmen teee karşı yamaca kadar gitti, açık bir alana düştü. Oraya kadar yürümeyi göze alamadım, Leydi olup bitenleri dikkatle izliyordu. ‘‘Leydi koş!’’ dedim fırladı gözden kayboldu. Bir süre sonra Leydi geri döndü. Karşı yamaca düşen Keklik ağzındaydı alıp getirdi onu. Yorgun olmasına rağmen çok sevinçliydi. Kuyruğunu hızlı, hızlı sallıyor sevincinden ayaklarıma dolanıyordu. Leydi’nin sevincine bende katıldım . Leydi’ye doğru yürüdüm,ağzındaki Keklik iriceydi, ayağımın önüne bıraktı. O ayaklarımın arasında dolanırken bende torbaya indirdim iri kınalıyı. Tabi ki Leydi ödülünü aldı benden. Leydi yalanırken bende bir sigara yaktım. Yürüdüğüm onca yolun yorgunluğu üzerime çökmüş adımlarım ağırlaşmaya başlamıştı. Ama ben, köpeğimi satmıyorum!.. 4 bölüm SON

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
CAPTCHA
Virus saldırılarına karşı otomatik yazılımlara engel olmak için konuldu, uğraştırdığımız için kusura bakmayın.

mental: Uğur haftalık raporu yayınlarken "çalıştırın klavyeleri" anlamına gelecek ufaktan sopa gösteren bir şeyler yazmış..
mental: Aman abiii deyip, hemen gönderdim yazıyı...
mental: Bu editör takımına bulaşmaya gelmez.
mental: adamı rezil de eder vezir de! ))))
ugur erhan: şu ana kadar kimi rezil ettik beyaa Mental)
mental: Yaa uğur her editör senin gbi mi!
mental: Sana laf etmek kimin haddine..
mental: Seni bu sitede en eski ve en yakın bilenlerden biriyim.
mental: Bu arada 3üncü yaşımızdan gün aldık...
mental: Kutlayan olmadı!... : )))
ugur erhan: Site sahibi pasta falan kesmiyor ki kim kutlasın kuru kuru))))))
hayattorlak: pastanın resmini koyup bilgilendirseydiniz bari)
SERDAR: arkadalar lutfen yazılarınızda en az 2.3 paragraf olsun ya
SERDAR: detaylandırın
SERDAR: evet diyenler neden evet dedigini
SERDAR: hayır diyenler neden hayır dedigini
SERDAR: linkler, referanslar uzerinden ornekler uzerinden tartıssınlar lutfen
SERDAR: yeni yasımız kutlu olsun, o kadar olmus mu ya? bence 2 senesi
SERDAR: dolmus gibi gelio bana
ugur erhan: Sayın editör yetkisi olan arkadaşlar kendi yazdığınız yazıyı manşete alıp diğer yazıları es geçmeniz doğru bir davranış değildir
ugur erhan: Ya hiç birine dokunmayın yada hepsine bir düzenleme getirin.
ZuhalVoigt: Onverita Onpunto'dan sonra yayın hayatına girmedi mi? Onpunto Temmuz 2008 de kapatıldı. Demek ki kaç yaşında?
ZuhalVoigt: Doüum günün kutlu olsun Onverita!
ZuhalVoigt: Mental de 3üncü yaşımızdan gün aldık demiş zaten))
deniz_seckin: Polyanna kaşarı bence psikopatın teki.
NautilusPro: Arkadaşlar siyaseti taşırmışız yine.Araya bişreyler karıştırayım...
yaban: selam dostum
yaban: sagmısın sen ))))
yaban: selam hayat torlak
yaban: ben bu ralardan uzaklaiınca bayagı bu sitede çok şeyler degişmiş
yaban: yazılar yazarlar daha bir çok nedenler
hayattorlak: yaban
hayattorlak: nerelersin )
yaban: selam nasılsın
yaban: bir süre uzaklaştım
hayattorlak: sağol şu kırık bir sevsa türküsü yazını güncellesen
yaban: hanı yaw kokerec yıcektık izmirde yunan ıstana ınadına
hayattorlak: yeriz yeriz )
yaban: o nasıl oluyor k güncellem ben bilmem ki söle bana hemen güncelleyım
hayattorlak: dediğimi anladınmı
yaban: hadı de be yaw
hayattorlak: yazıyı paylaş diyuor ya
yaban: haaa anladım hemen paylasırım
hayattorlak: orayı tıkla güncelle
yaban: bu teknolojıde geriyim dostum )))
hayattorlak: güzel bir makaleydi
yaban: tşk
yaban: izmire yol yokmu yakında
hayattorlak: valla hanım çocuk yarın çeşmeye geliyorlar ben istanbuldayım şuan
yaban: o zaman yol görülüyor demektır
hayattorlak: güncelledin mi
yaban: hayır sohbet ediyoruz dıye dokunmadım bile
hayattorlak: ben yazını okuyorum biraz eleştireyim seni)
hayattorlak: kırık bir sevda türküsü
hayattorlak: ))))
yaban: buna ıhtıyacım var eleştır
hayattorlak: chat için niye burayı kullanıyorsun ki yorumları kullansan)) herkes öyle yapıyor da)))
yaban: biz herkezden ffarklıyız
hayattorlak: Avcıyız diyosun yani))
yaban: onlar yazıları yorum alsın dıye yapıyorlardır
yaban: aynen öyle
hayattorlak: Tahtın sarsılıyo)
yaban: gecen gün attım oltayı cıke geldı guca bır dumuz gırav gırav dıye vurdım obı
hayattorlak: Hiç sorma bide safarideydik geyik vurduk
hayattorlak: ))
yaban: o ne ki ben gecen gun ayı avladım
hayattorlak: postunu sakla alırım izmire gelince
yaban: abı görüşmek üzere bır dortum geldı ona bakım sona tel görüşmesi yaparız
hayattorlak: biliyosun demi noyu 532 li
hayattorlak: İyi akşamlar adem
deniz_seckin: Allah'ım bir yol göster bana !
NautilusPro: Merhaba zuhal
ZuhalVoigt: Merhaba Nauti galiba geç gördüm mesajını((