Römorkdaki avcılar…
Römorkdaki avcılar…
Cinsellik kadını nasıl güzelleştiriyorsa, av da avcıyı güzelleştiriyor.
İnsanın doğa içindeki yerinin daha iyi anlaşılmasına vasıta olması açısından avcılığın faydaları şüphe götürmez, ancak eğer avcılar kendi aktivitelerini negatif söylemleri geçerli kılmaya yardım eden ahlaki kötülemelerden kurtaramazlarsa, bu durum yok olabilir ve genel olarak avcılığa karşı kamusal muhalefetin artmasına sebep olabilir.
Avcılar, diğer avcılarla avcılık üzerine saatlerce konuşabilirler ancak sıra avcı olmayanlara anlamadıkları o motivasyonları anlatmaya gelince, aniden dilleri tutulur. Genellikle avcılığın nasıl ekonomiye katkıda bulunduğu, ve avcıların yaban hayatına diğer doğa faaliyetleri gruplarından nasıl daha fazla katkıda bulunduğu konusunda geri çekilirler. Ancak, soru hala ortadadır: “Neden vahşi ve özgür bir şeyi öldürmekten zevk alıyorsunuz?”.
Avcılar, artık bu soruya cevap vermekten imtina edemez. Grup olarak avcılar, giderek toplumun daha az bir kısmını oluşturmakta. Avcılık-karşıtı örgütler daha çok medya yanlısı olmaya başlamış ve avcılık yanlısı olan gruplardan çok daha fazla duyulmaya başlanmışlardır. Avcılar, avcı olmayanların anlayacağı ve takdir edeceği şekilde ne yaptıklarını açıklamalıdır, yoksa kendilerini hoşlandıkları şeyleri yapmaya devam etmek için ihtiyaç duydukları sosyal desteği kaybetmiş bir durumda bulacaklardır.
İddiam odur ki, avcılık, kültürümüzde halen var olan nadir değerli aktivitelerden, yalnızca insanın doğadaki yerini açıklamasıyla değil, birden çok sebeple savunulması gereken aktivitelerden birisidir. Son birkaç senedir avcılar, aktivitelerini bireysel olarak ve medyada, edilgen bir şekilde, avcılık karşıtı iddialara cevap vererek ve karşıtlarının tartışmayı şekillendirmesine izin vererek savunmuşlardır. Avcılar, savunmalarına, karşılıklı meydan okuyarak değil topluca ahlaki davranış kalıbı içinde etken bir yaklaşım ile daha iyi hizmet edebilirlerdi. Avcı olmayanların kuşkularına ve yeni katılımcıların olması ihtiyacına yönelik bir yolla, avcılığın amaçlarını, metotlarını ve sınırlarını belirlemek.
Şimdi, ahlaklı avcılar standardının nasıl öğretilebileceği ve tatbik edilebileceği ve bunun verimli olup olmayacağı üzerine odaklanacak bir tartışma ihtiyacı var. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, kapsamlı etik kurallar avcılara muazzam faydalar sağlayacaktır. En başta avcı olmayanların kaygılarına hitap edecek ve avcılığın kamudaki itibarını iyileştirecektir. Kamusal ilişkiler bir yana, avcılar merada daha güvenli avlar ve daha iyi avlanma koşulları sağlayacak anında faydalar elde edeceklerdir. Ahlaklı avcılar, av için rekabet etmekten kaçınacak ve avcılıkla ilgili diğer doğal kaynaklar üzerindeki negatif etkiler azalacaktır.
Örneğin, Izaak Walton Cemiyetinin “Avcı Andı”, belli başlı ulusal avcılık ve doğa koruma örgütleri tarafından hem ahlaki hem de halkla ilişkiler gözetilerek yaratılmıştır. Avcı Andı, doğrudan farklı konuları dile getirmektedir ve avcıları, çevreye ve doğal hayata saygılı olmaya, mülkiyete ve mülk sahiplerine saygı duymaya çağırmakta, avcı olmayanlara nezaket göstermeye, güvenli şekilde avcılık yapmaya, kanunları bilmeye ve uymaya, yaban hayatı ve habitatı korumayı desteklemeye, ahlaki avcılık geleneklerine uymaya, doğa faaliyetlerindeki yeteneklerini geliştirmeye ve doğayı anlamaya ve yalnızca etik avcılarla avlanmaya çağırmaktadır.
Belki de, yüz yıl yaşındaki avcı hepsini söylüyordur : “Duyabildiğinde, avlanabilirsin.” Dürüstlük, Ahlak, Takdir etme ve Saygı. Tüm bunlar olmadan, bir katilden başka bir şey olamazsın.
BALIK ZEKA YAPAR
Nasreddin Hoca, bir handa yemek yemek ister. Ancak onunla aynı zaman da başka bir yolcu daha hana girer ve yemek üzere sadece bir balık vardır. Hancı bunu paylaşın der.
Balık gelir ve hoca
"Ben kafasını yemek istiyorum", der.
Diğer yolcu bunun nedenini sorar,
Hoca açıklar:
"Çünkü, balığın kafası zeka yapar, kafanın daha iyi, daha sağlıklı çalışmasını sağlar!"
Bunun üzerine diğer yolcu hemen münakaşa çıkartır ve balığın başını yemek istediğini söyler. Bunun üzerine; Hoca balığın gövdesini, diğer adam da başını yer.
Bir süre sonra, balığın başıyla doymayan adam hocaya çıkışır:
"Hocam, başını ben yedim ama sen bütün gövdeyi yiyip karnını doyurdun, bense aç kaldım."
"Bak demedim mi ben sana akıllanırsın diye!"



Avcılık bir spor olarak kabul edilmiştir.Bana göre de avcılık bir tabiat gözlemciliği ve bekçiliğidirde aynı zamanda. Avcı ya da karşıtı olarak insanları çatışır durumda göstermek doğru olmaz buda bilinçsizce yapılmış bir hareket olur.
Dünya da avcılık sporunun kuralları vardır. Bilinçli avcı mutlaka bu kurallara uyandır. Uymayan ise ehliyetsiz ve kaçak avlanan avcılardır esas bu kesime tepki göstrilmesi ve önlem alınması gerekir.Zira bilinçsiz avlanma doğanın dengesine zarar verir. Avcı bilinçli ve koruyucu bir hayvan sever kitlesidir. Hayvanların yaşamları, ortamları, üreme zamanları, göç mevsimleri, avlanma kategorisine giren ve bunula beraber ne zaman avlanabileceğini en iyi avcılardan öğrenebilir tabiat konusunda bilgi sahibi olabilirsiniz.
Konunun başında yer alan bir cümleye takıldım kaldım. '' Cinsellik kadını nasıl güzelleştiriyorsa, avı da avcı güzelleştirir'' denmiş çok enteresan bir benzetme gibi geldi bana. Kendine has tanımlamalrınla tekrar hoşgeldin YABAN..
Ayrıca avcılık hakkında fıkralardan bazı örnekler vererek kapatayım yorumumu.
Fıkra no: 17- 28- 35- 36- 74- 81- 99 nasıl güzel fıkralar değil mi:)))
Bumerang57
Hayat torlak kadını kadın yapan cinselliktir bilirsin! Bu kadını güzel tutar her zaman. Avcıyı da yakışıklı kılan avdır. Avlanmak insanlıgın var oluşuyla başlayan günümüze kadar gelen bir olgu. Bu da insanlıgı güzelleştiriyor. Yukarıya yazdıgın fıkraya bayıldım hani çok güldürdü :)))
Yeni yorum gönder