Afrika’da Beyaz Zenci Olmak
Afrika’da Beyaz Zenci Olmak
El ayak çekildikten sonra, gece evinizde ailenizle birlikte uyurken, birden kapınız kırılıyor, ve içeriye giren birkaç silahlı kişi, siz daha ne olduğunu anlamadan, aile fertlerini etkisiz hale getirdikten sonra, oğlunuzun veya kızınızın bacağını kesip, kesik parçayı da birlikte götürerek, çıkıp gidiyorlar. Arkada kanlar içinde yarı baygın bir çocukla, feryatlar içinde bir aile kalıyor. Aile fertleri çabuk hareket edebilirlerse ve şayet yakınlarda bir hastahane veya doktor varsa, yaralı çocuğun hayatını kurtarmak belki mümkün. Aksi halde çocuk kan kaybından ölüyor.
Bu bahsettiğimiz olay, özellikle şiddet içeren bir film sahnesi değil. Gerçek hayatta, hem de defalarca olmak üzere yaşanan bir şey.
Bu olayların geçtiği yer Afrika’nın Tanzanya ülkesinin kuzeyindeki Magu bölgesi. Bu saldırıya maruz kalan insanların tek suçu da Albino yani “Akşın” olmaları.
Albinizm ya da “Akşınlık” bir metabolizma hastalığı. Vücutta melanin pigmenti eksikliği bu hastalığa sebep oluyor ve soydan geçen bir hastalık. Bir ailenin tümünün albinistlerden olması şart değil, normal bir anne babanın çocuğu albinist olabiliyor.
İnsanlar da ve hayvanlar da bu hastalıkla dünyaya gelebiliyorlar. Bu hastaların derisi pembemsi beyaz ve neredeyse şeffaf oluyor, saçları beyaza yakın sarı, gözbebekleri pembe ve ağ tabakadan yansıyan ışık da kırmızı. Gözleri ışığa çok duyarlı. Güneş bu insanlar için öldürücü bile olabiliyor.
Bu insanların en fazla görüldüğü yer ise, doğanın garip bir şakasıymış gibi, Afrika. (Wikipedia). Bu kıtada, bu insanlara “beyaz zenci” deniyor.
Albinizm hastalarının, neden bu bölgede böyle saldırıya uğruyor olmalarının nedenine gelince, bu da, bu bölgede son senelerde, bu hastaların kemiklerinden yapılan ilaçların insanlara zenginlik ve refah getireceği inancının yayılması. Bu hastaların kemiklerinden ilaç yapanlar bölgenin büyücüleri. Son birkaç seneye gelinceye kadar, albinizm hastalarına kimse ilişmiyormuş. Hatta kendilerinden çok farklı görünüşleri dolayısile, herkes onlardan kaçıyormuş. Büyücüler, büyülerini yapmak için, her zaman yeni maddelere ihtiyaç duyduklarından, bu insanların kemiklerinin zengin olmak yolunda özel bir gücü olduğunu yaymışlar ortalığa. Bunun üzerine, insanlar albinizm hastalarının peşine düşmüş. Büyünün tutması için, büyü yapılacak maddenin tehlikeli yollardan elde edilmesi gerekiyormuş, yani hapse girmeyi filan göze almak lazımmış. Bir kaç sene önce, kel kafalı erkeklerin kafa derisinden yapılan büyülü ilaçlar çok makbulmüş. Ama onun da tesiri geçtiği için, şimdilerde albinizm hastalarının kemiklerinden yapılan büyülü ilaç moda olmuş. Bu kemikler öğütülüyor, çeşitli bitkilerle karıştırılıyor ve bu karışım içiliyormuş veya göz merhemi olarak kullanılıyormuş. Bu büyü yapıldıktan sonra, insanların servetinin süratle artamaya başlayacağını vaad ediyor büyücüler. Doğan danaların sayısı artacak, eldeki mallar satılacak, altın arayıcılar kovalarca altın bulacak. Bütün bunlar olmuyorsa ama, ilacın alınışında hata yapılıyor diyor büyücüler, çünkü bu ilacı mutlaka geceleri kullanmak gerekirmiş ve gökte mutlaka şu ya da bu yıldızın göründüğü zamanda. Tanzanya Başkanı Kikwete, bu inanışları “Afrika kıtasının baş belası” diye tanımlıyormuş. Ama birçokları başkanın herkesten fazla büyüye inandığını söylüyorlar. Tanzanya’da politikacılar sürekli birbirlerine büyü yaptırıyorlarmış. Rakip politikacının herhangi bir gazetede çıkmış bir demecini alarak büyücülere koşuyorlar, büyücüler bu gazete parçalarını bir büyü tenceresinde, başka maddelerle birlikte yakıyorlarmış. Ondan sonra şayet rakibin başına bir oto kazası gelirse, sebebi malum.
Tanınmış büyücülerden Nyanda’nın örneğin, yüzlerce müşterisi var. On kulübesi,bir evi, bir hastahanesi, traktörü, inekleri var. Bütün büyücüler varlıklı.
Şu sıralar Tanzanya’da albinist olmak çok zor. Kemik piyasasında, en yüksek ücret bu hastaların kemiklerine ödendiği için. En pahalı kemikler, çocuk kemikleri. Bu yüzden aileleri albinist çocukları okula bile göndermiyorlar. Çünkü okul yolunda saldırıya uğramaları kesin. Varlıklı olan aileler, evlerini birkaç silahlı Massai savasçışı ile koruma altına alıyor ve albinist çocuğu dışarıya çıkartmıyor. Daha yaşlıca olanları hep silahlı geziyor. Bu kadar şiddete meyilli olmayıp daha azıyla yetinebilenler de, albinistlerin saçlarını veya kesilmiş tırnaklarını topluyorlarmış.
Evde saldırıya uğrayarak kan kaybından ölen 16 yaşındaki albinist Vumilia’nın annesi, kemiklerin mezarından çalınmasını önleyebilmek için kızının kalıntılarını bilinmeyen bir yere gömdürmüş. Ölü kemiklerinin paraca değeri daha az da olsa, albinist mezarlarının soyguna uğraması da olağan şeylerden. Polisin takibatına uğradığı için sürekli yer değiştiren ve iyi kazanan kemik tüccarları türemiş ülkede.
Tanzanya’da bu aralar insanlık tarihinin iki büyük belası işbirliği yapıyor. Biri, farklı görünüşü olan insanlara karşı başlatılan av. İkincisi de batıl inanç. Hatta inanç sözünü bile haketmeyen, kendi menfaati için, başka insanların felaketini hedefleyen bir karanlık dipsiz kuyu. Bir kötülükler uçurumu. Paraya kavuşmak için, yaraladığı, sakat bıraktığı, öldürdüğü insanların kemiklerinden medet uman bir zihniyet.
Ve bütün bunlar yirmibirinci yüzyılın ilk yarısında oluyor.
Tanzanya’nın kuzeyindeki bu bölgede, her iki aileden birinin cep telefonu varmış.
Teknoloji ulaşmış demek ki oraya da. Balıkçılık gelişiyor, en modern medotlarla Vıctoria gölünde balık avlanıyor, insanlar motor, ev, oto satın alabiliyorlarmış. Bu bölge ülkenin en zengin bölgesiymiş.
Teknolojinin, medeniyetin ölçüsü olmadığının çarpıcı bir örneği.
Dünyanın neresi olursa olsun, en gelişmiş ülke ya da henüz gelişememiş ülke, insanın insanı avladığı hiçbir yerde medeniyetten ve insanlıktan söz edilemez.
Alıntılar: Das Magazin/Rico Czerwinski
- ZuhalVoigt's blog
- 9019 okunma
- Yaziyi paylaş



Evet bu haberi gazetede okuduğumdan hayret ve nefret duygularını beraber yaşadım. Korkunç bir olay.Dünya kamuoyunun tepki göstermesi şart olacak şey değil! Gerçi bunları eleştirirken önce kendi kapımızı süpürmemiz gerek.Zira Töre cinayetleri de bunun başka bir versiyonu..Bu onlarda da bir çeşit Gelenek haline gelmiş.Önemli olan beyinlerin eğitilmesi..
Bumerang57
Sevgili hayattorlak, yaşamın kutsallığı, her insanın, her hayvanın yaşama hakkı bulunduğu ve buna saygı duyma gereği öğrenilmedikçe, daha çok hayret ve nefret ederiz. Hem başkalarından hem kendimizden. Selamlar.
Albinolar şifalı ha!
Eminönünde mısır çarşısında iyi gider!
İnsanlık için bir iki tanesi kendini feda ediversin canım, ne çıkar.
Bilme hizmet sayıveririz.
:))
Sevgili mental, kara mizahınıza hayran oldum:))Bilme hizmet olsa yine bir derece de, beleşten paraya konmak için olunca, insanın midesi biraz bulanmıyor mu? Cehalet bütün kötülüklerin anasıdır. Bu insanlara, zenginlikle, zavallı bazı insanların kemikleri arasında hiçbir ilinti olmadığını birilerinin anlatması gerek. Anlamaları zor olur herhalde ama:)) Selamlar.
Zuhalciğim,yazını okurken iliklerimdeki kan çekildi,kemiklerim sızladı,mideme tuhaf bir kramp girdi...Çok etkilendim.Cehalet türlü türlü şekillere bürünerek insanoğluna ve tüm canlılara zarar veriyor.Diyecek bir söz bulamıyorum.Sevgiler.
Haklısın Elif'ciğim, insan böyle haberleri okurken ne düşüneceğini şaşırıyor. Bu insanlar da bizimle ayni zamanda yaşıyorlar. İnsan kemiğinden medet umuyorlar. Dünyanın bilgi birikimi de eşit dağılmıyor. Benden de sevgiler.
Afrika'da büyücülük yüzyıllardan beri süregelen bir sorun, orada büyücüler bir nevi doktor olarak da görülebiliyor. Ancak farklı bir gelenek de var...büyü; "senin durumun benden daha iyi olmamalı" felsefesine dayanıyormuş...ve bu nedenle büyü uygulayan çok fazla imiş...albinistlere yapılan insanlık dışı uygulamayı ilk defa duydum..daha öne okumamıştım hiç. Geçmiş zamanda Nairobi'ye gitmiştim, rehberimiz anlatmıştı, büyü için çocuğunu yiyen babalardan bahsetmişti...o gece uyuyamamıştım:)Büyü geleneğinin Afrika'da bozulması çok zor görünüyor...bir nevi dini inanış...Micheal Jackson bile VUDU büyüsü yaptırmış...bu söylendiğinde, ben "onun için mi yaratık gibi birşey oldu" diye sormuştum:))Afrika'da çocuk kaçırmaları da çok fazla bildiğiniz gibi...batıda çocuğu olmayanlara pazarlanıyor...Afrika çok ilginç bir yer...bilgi için teşekkürler Zuhalcim...sevgiler
Beran Uzer
Afrika başka bir dünya. Düşünce tarzları, yaşam felsefeleri başka. Mesleğim dolayısile bir zaman epeyce ilgim oldu Afrikalılarla. Büyü de hayatlarının vazgeçilmez bir parçası hala. Bu hale de getirebiliyorlar işi. Sevgiler Beran'cığım.
Hurafenin anavatanında yaşarken, dışarıdan bir hurafe ile ne kadar da ilgiliyiz değilmi?
Çul çaput bağlayıp, dilek tutuyoruz.
Göbeklere gebelik duası yazdırırken hamile kalmayı başaran kızların arasında yaşıyoruz.
Hocalara, muskacılara gazetelerde köşe yazdırılan bir ülkede yaşıyoruz.
Büyünün iş, büyücünün meslek olduğu bir yerdeyiz.
Anadoluda hala gebeleri tezeğe oturtuyoruz.
Daha sayamadım ama kitap dolusu var.
Hepside Türkiyede...
Bizim albinolarımız bunlar.
Bahar Özgetürk
Bahar hanım, ben hurafenin anavatanı dışında yaşıyorum. O yüzden burada gözüme çarpan şeyleri de bloğuma alıyorum zaman zaman, Türkiye'nin yoğun gündemi içinde belki gözlerden kaçmıştır diye. Evet Türkiye'de de batıl inançların türlüsü var. Umarız büyü yapmak uğruma insanların sakatlanması, öldürülmesi olayları olmuyordur. Birisi için büyü yaptırmak ile büyü için insan öldürerek onun bedeninden yararlanmak arasında biraz fark var galiba. Yorumunuza ve ilginize teşekkürler. Selamlar.
Yeni yorum gönder